LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Modern ulus-devletle geldiğimiz son nokta26 Ağustos 2020Salih Canbazscanbaz97@gmail.com

Modernite, insanlığa dünya tarihinin varabileceği en iyi noktayı vadetmişti. Artık savaşlar olmayacak, insanlar hastalanmayacaktı. Sonra Birinci Dünya Savaşı patlak verdi, o da yetmedi; dünya tarihinde en çok insanın öldüğü İkinci Dünya Savaşı da meydana geldi. İnsanlar hastalanmayacaktı ama hastalıklar devam etti, yeni yeni hastalıklar çıktı, COVID-19 ise modernitenin vaatlerine rağmen çıkan son salgın oldu.

Ulus-devlet adı verilen fenomen de modernitenin bir ürünü olmasının yanı sıra ulus-devletin ortaya çıkardığı problemler de modernitenin ürününden başka bir şey değildi. İnsanlık yeryüzü cennetini yaşayacaktı modernitenin vaadine göre, oysa Yahudi soykırımı modernitenin kendisini en çok hissettirdiği zamanların birinde meydana geldi, üstelik modernitenin kendisi olmasaydı Holokost’un meydana gelmesi de ne kadar mümkün olabilirdi?

Modern ulus-devlet yapılanmasını bahçıvan metaforuyla açıklayan Zygmunt Bauman’a göre devlet tamamıyla homojen olmaya yönelik kurulmuştur, tıpkı bir bahçede sadece belli türde bitkilerin kabul edilmesi gibi. Devlet -yani bahçıvan- da bu süreçte farklı kültürleri -yabani otları- kesip biçmekten imtina etmeyecek hatta onlar yabani ot olduğu için kıyımı meşru görecekti.

Bu kıyımların bir sebebi de modern aklın vicdandan uzak olması, rasyonel olana değer vermesiydi. Modern akla göre önemli olan vicdan değil rasyonalitedir. Kendi döneminde Cabir bin Hayyan atomun parçalanabileceğini söylemesine rağmen, Bağdat kadar bir şehri yok edebilecek enerji ortaya çıkaracağı için bunun yapılmaması gerektiğini söylemesine rağmen, atomun yine modern dönemde parçalanıp devamında Hiroşima ve Nagazaki’nin yok edilmesinin sebebi de modern aklın ta kendisiydi.

Modernite ilerleme vaadiyle bizi kandırdı. İlerleme vaadi öyle bir illüzyondur ki ikna ediciliğinin yanında reddedilmesi onca karşıt argümana rağmen pek mümkün değildir. Değildir çünkü sürekli bir ilerleme olacağını söylediğinden, meydana gelen savaşlar modernitenin prestijini zedelemez. Nasıl olsa ilerisi daha iyi olacağı için geleceğe umutla bakabilecektik.

Fakat, Holokost’tan sonra bir Bosna Soykırımı, ondan sonra da bir Ruanda Soykırımı’na, şimdi de Rohingya ve Doğu Türkistan olaylarına şahit oldu bu dünya. Dünyanın bu şahadeti, modernitenin hiç olmadığı kadar sorgulanmaya başlandığı dönemde oldu. Modernite sorgulandı, ancak ‘refleksivite’ -yani kendi üzerinde düşünüp hatalarının farkında olabilme yetisi- adını verdiği kılıfla ‘ilerleme’ye de devam etti.

Bu ilerlemenin en son durağında birkaç hafta önce köyüm Gökçepınar’da askeri tatbikata şahit olduk. Bunca kıyım gerçekleştiren modern aklın bir kıyıma daha imza atması hiç işten bile olmazdı. Tatbikat gayet sakin bir şekilde gerçekleşti, ancak bir askeri (özel) alan ile kamusal alan ayrımının farkına vardığımızda kimse halk içerisine çıplak çıkmaz, yol ortasında ibadet etmez, aynı zamanda da tatbikat yapmaz.

Modernitenin mahiyetini henüz anlamamış olanlar bir paranoyaya kapıldığımı zannedebilir. Hiç de kapılmadım: Modernite ulus-devletleri meydana getirirken hepsinin ama hepsinin belli mitlerle kurulmasını öngörüyordu. Örneğin, Türkiye’de her sene Çanakkale Zaferi kutlanırken insanların ciddi bir açlık çektiğine dair bazı bilgiler paylaşılır. Halbuki yapılan araştırmalarda yemek konusunda böyle bir sorunun yaşanmadığı ortaya kondu fakat halk bu tür şeyleri duymaya razı değil, sonuçta ulus-devleti oluşturan mitlerden biri de budur. Türkiye’de olduğu gibi Yunanistan’da da buna benzer mitlere rastlamak mümkündür fakat Cezayir, İrlanda, Yunanistan gibi ülkeler bu mitleri bağımsızlıklarını kazanmış oldukları ülkeyi ötekileştirerek pekiştirirler.

Cezayir için Fransızlar daima kötüdür. İrlanda için İngilizler daima kötüdür. Yunanlar içinse Türkler daima kötüdür. Bir Türk iyi olduğu an Yunan ulus-devletini kuran sebepler ortadan kalkacaktır. Bu yüzdendir ki, biz ‘Müslüman azınlık’ olarak ya bahçedeki diğer otlara benzeyeceğiz ya da kökümüz kurutulacak.
Mega Lighting
SakburYazarın Diğer YazılarıEğitimde utanmak ve utandırmakBütün ülkelerin solcuları, birleşin!Sorunlarımızı çözmekle uğraşırken ihmal ettiklerimizYunanistan’da sosyolojinin sosyolojisi?Ne kadar moderniz?Güncel HaberlerŞampiyonlar Ligi'nde ikinci hafta heyecanı başlıyorİslam dünyası, Hazreti Muhammed'e hakareti destekleyen Fransa'ya karşı tek ses olduGümülcine Meslek Yüksekokulu’nda 3 vaka tespit edildi'Arap ülkelerindeki boykot çağrıları Fransız şirketler için kötü haber'Pakistanlı siyasetçiler ve ilim insanları Fransız mallarına boykot çağrısı yaptı
© MİLLET MEDYA 2020 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech