LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Haftanın İçinden Kahve Sohbetleri 13611 Ocak 2012Necat Ahmetnecatahmet@gmail.com

2012 GİRMESİNE GİRDİ DE NASIL ÇIKACAK O BELLİ DEĞİL
2012 yılına her sene olduğu gibi yine kutlamlarla girdik. Kazıkların çok olacağı bir yıl olacağını bile bile, bu yeni yılın girmesi neden bu kadar çoşkuyla kutlanır onu da anlamış değilim ya neyse. Şaka bir yana 2012 Yunanistan ve Yunanistan gibi olan ülkelerin talihlerinin belirleneceği bir yıl olacağa benziyor. Ya kazık üstüne kazık yedikten sonra herkesin aklı başına gelecek, yada alıştıktan sonra herkesin hoşuna gidecek. Zaman, bakalım zaman ne gösterecek?...

ÇETİN MANDACI DA KARAMSAR
2012 yılında ayaklarımızı yorganımıza göre bile uzatamayacağımıza değinen milletvekili Mandacı, yorganların bu sene daha da kısa olacağı ve belki de diz kapağına kadar anca gelebileceğini söyledi. Tabii bu durumda ya ezile büzüle yılan misali hareketlerle o yorganın içine sığmaya çalışacak, yada “başımı koydum çalıya bacağımı Allah koruya” diye dua edeceğiz...

YENİ BİR OLUŞUM DA NE DEMEK?
Çetin Mandacı ayrıca gerçekleştirdiği basın toplantısında Azınlık içinde yeni bir oluşuma ihtiyaç duyulduğuna, bunu siyasi anlamda düşündüğümüzde bizlere güven veren, bizleri bir araya toplayabilecek ve hep birlikte doğru kararlar alabilecek bir oluşum olması gerektiğine vurgu yaptı. Bunun adına parti mi denir dernek mi kurum mu herhalde o da dediği gibi Şubat ayında belli olacak. Yoksa Gökkuşağı gibi kendilerini azınlıktan sayan ve aynı problemleri yaşayan diğer kitlelerle bir değişiklik mi yaşanacak, bir işbirliğine mi gidilecek? Bir şeyler olacak mı, yoksa yine herşey sözde mi kalacak? Çünkü unutmayalım ki biz karanlıkta kaldığımızda, karanlıktan kibrit veya mum yakarak kurtulmaya çalışanlardan değil, karanlıkta kalınca, karanlığa ana avrat küfredenlerdeniz. Hep birlikte elimizde bulunan bir kibriti yakacağımıza, sağa sola vurarak ilerlemeye çalışırız. Ama olay genel anlamda Azınlık problemlerinin çözümüne gelince, her ne hikmetse bir arpa boyu yol katetmeyi bile kendimize çok görürüz...

DİK DURMAK İLE DİKLEŞMENİN ARASINDA DAĞLAR KADAR FARK VARDIR
Dik durabilmek için akıllı olmak gerekir, cesaretli olmak gerekir. Dikleşenler ya kendini kabadayı sananlar, yada hiç bir şeyin farkında olmayanlardır. Şimdi bir bakın etrafınıza bakalım, dik duranlar mı daha fazla yoksa dikleşenler mi?

AZINLIK İÇİNDE ÇOĞUNLUK NE ZAMAN KAZANACAĞIZ?
Bu da ne demek böyle demeyin. Azınlık içinde Azınlık yaratmak artık demode olmaya başladı. Taşlar yerinden oynatılmaya ve Azınlık mekanizmalarını oluşturan parçacıklar yerine oturtulmaya başlandı. İkilemeler başladığı andan itibaren birbirlerini satmalar da başlayacak ki, bu da Azınlığın kendi içinde çoğalmasına yol açacak, bunu lütfen bir yerlere yazın... Hep kazanmayı öğrenmiş fakat bu kazanmalarla yetinmeyen ve hep başkalarının kaybettiğini de görmek isteyenlerin, 2012 yılı başarırısızlığa uğratıldıklarının  senesi olacak...

ET GETİR, EKMEK GETİR, BALDAN DA HABERİN OLSUN
Et yok, ekmek yok, halden de haberin olsun. Bu söz genelde evli çiftler arasında söylenilen bir sözdür belki ama, bu sene itibarı ile hükümetle halk arasında da söylenecek ve çok moda olacak cümlelerden bir tanesi. Hükümet isteyecek istemesine, ödeyebilen ödeyecek, ödeyemeyen de “halden anla biraz” diye cevap verecek. Belki de bu cevabı çok daha kötü bir şekilde verenler çıkacak, hem de sözle değil pratikle. Evine bir parça ekmek götürmekten aciz olan  insanlar nereye kadar dayanabilecek sanıyorsunuz? Para sıkıntısı olan kişiler unutmayın ki yaprak gibidirler. Esen rüzgara tabidirler. Bu durumdaki insanlar, her zaman daha kolay aldatılabilir, kötülüklere daha kolay eğilim gösterirler. O zaman karar bizim başımızdakilerin. Kullandıracak mısınız, kullanacak mısınız? Karar sizin...

MİLLETVEKİLLİERİMİZE DE BİR TEKLİFİMİZ VAR
Her zaman merak etmişizdir. Bize azınlığın nüfusu sorulduğunda, alışkanlıktan olsa gerek hep 120 bin deriz. Hiç mi değişmedi bu azınlığın sayısı diye merak ediyor insan. Xronos gazetesine iki yıldan beri, ardı ardına bakıyoruz da baş sayfalarda yeni yılın ilk çocukları hep Türk ailelerinden. Bu hiç mi dikkatinizi çekmiyor? Resmi rakamlar nedir, bir soru önergesi sunmayı düşünmüyor musunuz? Xronos gibi bir gazetede bunları görmek güzel de, nüfusun hep 120 binde kalması güzel değil. Biz artık 180 bin demeye başladık da, diğerleri bunu biliyor mu? Hükümet bir cevap versin bakalım, nasıl olsa bu cevabı zor olan bir soru değil…

GÜN GELECEK ALIŞACAKSINIZ
Her şeye alıştığınız gibi buna da alışacaksınız. Şimdi çok vergiye bir alışın, bakın görün ki ileride koyulacak olan yeni vergiler nasıl da az gelecek herkese. Çünkü önceden daha kötülerini göstermişler eksik olmasınlar. Seçimlere yakın vergiler azalarak devam edecek ya, zaten o vakte kadar en az vergiyi yine aleyhimize onaylayan partileri bile cici kızlar gibi görmeye başlayacağız. Uzun vadede yapılan alıştırma taktikleri her zaman başarılı olmuştur. Doğru mudur, değildir belki ama halk her zaman yutmuştur bunları. Alışmıştır çünkü. Belki ona herkes kötülük yaparken o, iyilik yapabilecekleri aramaz, çünkü güvenmez, o, ona en az kötülük yapanı arar, onunla birlikte olmaya ve tadını çıkarmaya çalışır. Kırmızı ışıktaki bizim uşağın işine benzer bu sistem.

Kırmızı ışıkta arkadaki acemi şoför öndekine patlatır.
İnerler
Vuran başlar ağlamaya…
“Abi garibanım, benzini zor koydum, arabanın sigortası yok, polis gelirse yanarım, gözünü seveyim bi babalık yap, idare et.”
Öndeki acır, affeder. Devam ederler. Öbür kırmızı ışıkta yine aynı şey. Gene aynı ağlama ve sızlama. Yine yola devam.
Bir sonraki ışıklarda yine güm. Öndeki sinirlenir artık, levyeyi kapıp aşağı iniyorken arkadaki bağırır.
“Benim abi, ben, devam et”

Yabancı değil yani, tanıdık, zaten daha önceden de aynılarını yapmış biri. İşte Hükümetin de yapmaya çalıştığı bu değil mi? Ya acındıracaksın ya da korkutacaksın, başka çaresi yok…

PEKİ AZINLIK İLE DEVLETİN ARASINDAKİ İLİŞKİLERİ MERAK EDENLER VAR MI?
Onu da dilerseniz başka bir fıkrayla anlatabiliriz. Dileyen azınlıkla devlet ilişkilerini mukayese eder, dileyen azınlık içindeki kulislerin ilişkilerini mukayese eder.

Adamın biri tavuk yetiştirmeye karar vermiş. Civciv almış, saksıya ekmiş…
Ertesi sabah “Büyüdü mü acaba” diye baktığında bir de görmüş ki, civciv ölü…
Komşuya danışmış. Komşu demiş ki, “Kardeşim delirdin mi sen, civcivi komple gömmüşsün, ölür tabii, sadece ayaklarını gömeceksin, öyle sulayacaksın…”

Bizimki komşuyu dinlemiş, gitmiş yeni bir civciv almış, ayaklarından gömmüş, kafa dışarıda sulamış… Ertesi sabah “Büyüdü mü acaba” diye baktığında görmüş ki, civciv ölü…
“İyisi mi” demiş “Bilim adamlarına danışayım”
Oturmuş üniversiteye mektup yazmış, ne yaptığını tek tek anlatarak, “Durum böyle böyle” demiş… Üç gün sonra üniversiteden cevap gelmiş.
“Saksının toprağından gönderin, tahlil yapalım”

İş böyle iken siz varın anlayın işte bu azınlık problemlerinin neden çözülmediğini…
Bu haftalık ta bu kadar değerli dostlar. Haftaya görüşünceye dek, her şey gönlünüzce olsun. Hoşça kalın, Dostça kalın…

Mega Lighting
SakburYazarın Diğer YazılarıDiktatörlük dönemine mi dönüyoruz?Ortaya bir karışık lütfenTaktik hep aynı taktik, tutmasa da yine aynıMaskeli balolardan maskeli hayata geçişMendeburlar dünyasıGüncel HaberlerUEFA Avrupa Ligi'nde 12 karşılaşma yapıldıUEFA Avrupa Ligi'nde gecenin sonuçlarıAvrupa Parlamentosu Milletvekili bütçe nedeniyle açlık grevine başladı29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Türkiye'nin Avrupa'daki birçok dış temsilciliğinde kutlandıKoronavirüs salgınında son 24 saat
© MİLLET MEDYA 2020 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech