LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Eğitimde utanmak ve utandırmak22 Ekim 2020Salih Canbazscanbaz97@gmail.com

Utanmak insanın insana özgü en belirgin özelliklerinden biri belkide. Başka hiçbir canlıda göremeyeceğimiz utanma duygusuna sahip olan insan başka insanları utandırır da. Utanmak, normal şartlar altında olması gereken bir durum olarak kabul edilebilir, ancak utanmanın azlığı veya fazlalığı insanın kendisine ve çevresine büyük zararlar verebilir.

Utanmayı bilen bir insan insanlara yalan söylemekten utanır, kimsenin bilmeyeceğinden emin olsa dahi iki yüzlülük yapmaz. Az utanan veya hiç utanmayan insan ise insanlara iki yüzlü hatta yüzsüz davranmaktan tutun da doğayı kirletmeye ve daha birçok olumsuz davranışa meyleder ve birçok kötülükten imtina etmez. Fazla utanan insan ise kötü davranışlarda bulunmadığı gibi iyi davranışlarda da bulunmaz. Silik bir ömür sürer. İyilikleri sadece kendisinin görebileceği mesafededir. Bir elimizin yaptığı iyiliği diğer elimiz görmeyecek tabii ki ama bu insanlar iyiliklerini kendilerinden bile saklıyor. O kadar silik yaşarlar ki birine bir yardımda bulunmaya da çekinirler.

İyilik davranışı üzerinden örnekler verdiğimiz utanmanın boyutları şu şekilde. Şimdi de eğitimde utanmanın durumuna bakalım. Öncelikle söylemeliyim ki, Batı Trakya’da öğrencilerin geneli derslerde utangaçlıklarından tek kelime edemiyor. Bu, eğitim açısından korkunç bir durum. İlk ve ortaöğretimimi geçirdiğim Batı Trakya’da öncelikle köyüm Gökçepınar Azınlık İlkokulu’nda, sonrasında İskeçe Muzaffer Salihoğlu Azınlık Lisesi’nde öğrencilerin neredeyse tamamına yakını hocaların soruları olmadığı takdirde ağızlarını bile açmazdı. Böyle bir eğitimden geçen nesillerin de eğitimden anladığı; hocanın dersi anlatması, öğrencinin de dinlemesinden ibaret oldu.

Halbuki, modern zamanlarda öğrenci olarak tanıtılan insanlar eskiden talebeydi. Talebe, ilmi talep ederdi. Hocanın dediğini ezberleyerek değil, ilmi arayarak hocaya itiraz ederek, hocadan farklı açıklamalar getirmesini isteyerek ilim arayışını sürdürürdü. Öğrencilerin utangaçlıklarının sebebi genellikle geleneksellikte aranır. Buradaki geleneksellik, -söylemeye bile gerek yok- İslamî yaşam tarzıdır. Halbuki, bir örnek vermek adına, Peygamberimizin dönemine baktığımızda anlatılan bir rivayete göre bir genç, Peygamberimize zina yapmak için izin almak istediğini belirtmiş ve karşılığında Peygamberimiz cevabını büyük bir serin kanlılıkla vermiş. Siz bugün bırakın peygamberi, herhangi bir hocaya, hatta herhangi bir insana bunu rahatlıkla söyleyebilir misiniz? Demek ki, modernitenin getirdiği varsayılan ifade, fikir, vicdan özgürlüğü gibi özgürlükler, Peygamberimiz döneminde de varmış. Hz. Muhammed’den sonra Ebu Hanife’nin Hanefilik kapsamında belirlemiş olduğu bazı ilkelere samimiyetle itiraz eden bazı gençlerin olduğu bunun üzerine Ebu Hanife’nin de bu gençlere sükunetle cevap verdiği anlatılır.

Böyle bir gelenekten gelen Müslümanlar nasıl bu kadar silikleşti? Buna iki ayrı cevap verebilirim. İlk olarak, Batı Trakya’mızda insanlar uzun yıllar bastırılmış bir şekilde yaşadı. On yıllar boyunca yasak bölge isimli insanlık dışı bir uygulama altında hayat süren insanlar köyünden çıkamadı, şehre senede bir defa gittiğinde Maldivler’e tatile gitmiş gibi sevindi. Köy hayatında birey değil topluluk vardır. Birey ailesi için yaşar, ailesi de köy için yaşar. Şehirde ise insan doğal olarak şahsi teşebbüslere müracaat etmek mecburiyetindedir. Köyde ailesi için yaşayan insan, babasının her söylediğini doğru kabul etmek zorundaydı, babasının yanlış yapması düşünülemezdi. Zaten, baktığımızda Muzaffer Salihoğlu Azınlık Lisesi’nde utangaç olan öğrencilerin neredeyse tamamı Balkan köylerinden gelen öğrencilerdi. İskeçe, merkezde yaşayan öğrencilerde, derste fikrini belirtememe durumu pek görülmezdi.

İkinci olarak ise bütün dünyada görülen öğretmenlerin öğrencileri herkesin ortasında utandırması faktörü söz konusu. Maalesef öğretmenlerimizin bir kısmı öğrenciyi herkesin ortasında utandırmayı normal bir davranış olarak görüyor. Dersine çalışmamış öğrenciyi herkesin ortasında utandırmak kadar normal bir şey olamaz ona göre. Öğrenci sorumluluğunu yerine getirmemiş diye öğretmen olarak öğrenciden hesap sormaya kalkar. Bunları yazmaya her ne kadar gönlüm el vermiyorsa da, bu davranışlar öğretmenlerimizin kalitesini gösteriyor.

Çünkü öğretmenlik dersi anlatmaktan ibaret bir meslek değil. Öğretmenlik her şeyden önce bir meslek değil. Modern hayatın şartları gereği insanlar öğrettiklerinden para alıyor fakat gerçek öğretmen her ne kadar buna mecbur olsa da öğretmenlik konusunda birincil motivasyonu para değil, öğretebilme arzusudur. Bunun için yanıp tutuşan öğretmen her öğrenciye tek öğrencisiymiş gibi davranır. Onu anlamaya çalışır, öğretmek istediği şeyi öğretemediğinde başta öğretmenin kendisi üzülür. En azından ben, Sakarya Sosyoloji çevresindeki arkadaşlarıma bir şey anlatırken, anlamadıklarında böyle hissediyorum.

Ne var ki, yıllar boyunca ödevini yapmayan, sınavda düşük not alan, defterini evde unutan, sözlüye çalışmayan öğrenciyi herkesin önünde aşağılayan öğretmenlerle karşılaştık. Bu öğrencilerden sadece birkaçı devamında başarıya ulaşabildi. Öğretmenin aşağıladığı, yani utandırdığı öğrenci, kendi içinde hissettiği bu baskıdan kurtulmak için ya hiç utanmayan biri haline geldi, ki utanmayan bir insanın yukarıda sıraladığım özelliklerinden yola çıkarsak o öğrencinin artık hiçbir zaman başarı gibi bir şeyi dert etmediğini gördük. Artık öğretmen ne kadar kızsa da ödevini yapmayan, sınavlara çalışmayan biri haline geldi. Öğretmenin aşağıladığı bir diğer öğrenci de baskıya boyun eğip iyice utangaç hale büründü. Baskıya boyun eğen öğrenci tamamıyla silik bir öğrencilik hayatı geçirdi. Öğretmenlerin aşağılamasına üzüldü, belki geceleri ağladı, stres ve üzüntüden derslerini anlayamayacak duruma geldi ve başarısızlığını devam ettirdi. Muhtemelen ailesinden veya akrabalarından destek gören, başarılı olabileceğine inandırılan sadece üç beş kişi ise utandırılmalarına rağmen başarıya ilerleyebildi.

Öğretmenlerimiz bu tutumu hiç şüphesiz birilerinden devraldı, onlara öyle davranıldığı için onlar da öyle davranıyor. Ama artık bizi kapalı bir bölgede tutan bir uygulama yok ey cemaat-i muallimin! Biraz başınızı kaldırın ve dünyada olup bitenleri görün. Size verilen öğretmen sıfatı eğitim psikolojisinden anladığınızı gösterir. Bir dönem psikoloji dersini layıkıyla görmüş insan bu hataları yapmaz. Öğretmenin amacı utandırmak değil utanmayı öğretmek olmalıdır. Utandırmak, öğrenciyi gerektiğinden fazla utanan ya da hiç utanmayan biri haline getirir. Utanmayı öğretmek ise öğrenciyi adam yapar, çünkü ilk başta dediğimiz gibi utanmak insanı diğer canlılardan ayıran en büyük özelliktir. Bunu öğrettiğinizde de öğrenci gerçek anlamıyla insan/adam/âdem olur.
Mega Lighting
SakburYazarın Diğer YazılarıDüşmanlıklar ve korkular üzerine inşa olmuş uygarlığın çocuğu: MacronBütün ülkelerin solcuları, birleşin!Sorunlarımızı çözmekle uğraşırken ihmal ettiklerimizYunanistan’da sosyolojinin sosyolojisi?Ne kadar moderniz?Güncel HaberlerMaradona'nın çocukluk arkadaşı: En büyük futbolcu her zaman Maradona olacakFenerbahçe-Beşiktaş rekabetinde 352. randevuOECD: Kovid-19 krizi dijital teknolojilere bağımlılığı ortaya çıkardıBu yıl yapılamayan Kırkpınar güreşlerinin gelecek yıl takvimi belirlendiTarihte Bu Hafta: 27 Kasım-2 Aralık
© MİLLET MEDYA 2020 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech