LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Yunanistan "din özgürlüğü konusunda mesaj" verebilecek durumda değildir03 Kasım 2020Cengiz Ömercengiz.omer8@gmail.com

Atina'da Deniz Kuvvetlerine ait bir araziye depo şeklinde yapılan minaresiz bir yapı, sözde cami olarak 3 Kasım 2020 Salı günü sabah namazında 18 Müslümanın katılımı ile ibadete açıldı.

Yunanistan Eğitim ve Din İşleri Bakanlığından yapılan açıklamada, "Atina Camisi, 2 Kasım 2020 itibarıyla hizmete açılmıştır ve dini alanlar için öngörülen Kovid-19 önlemleri çerçevesinde mesafe ve sağlık tedbirleri uygulanmaktadır." ifadesi kullanıldı.

Yunanistan Din İşlerinden Sorumlu Genel Sekreteri Yorgo Kalancis, yaptığı açıklamada, "2006 yılından bu yana birbirini izleyen hükümetlerin uzun çabaları tamamlandı. Yunanistan, ülke içinde ve dışında demokrasi ve din özgürlüğü konusunda net bir mesaj veriyor." değerlendirmesinde bulundu.

Devlet yetkililerinin yaptığı açıklamaya göre, camide 300 erkek ve 50 kadın için ayrı ibadet yeri olacak. Caminin imamı Sunni, yardımcıları ise farklı mezheplerinden olacak. 

Maliyeti yaklaşık bir milyon euroyu bulduğu açıklanan, Yunanistan Deniz Kuvvetleri'ne ait tahsis edilen arazide yer alan deponun sözde camiye dönüştürülmesi tepki çekmeye devam ediyor. Atina'da nüfusu 300 bini bulan Müslüman gruplar camiyi eleştiriyor. Doğal olarak da en başta şu soruyu soruyor: Ortodoks Kilise'ye veya Katolik, Protestan mezhebine ait cemaatlere böyle bir depo inşa edilse ve buraya da farklı mezheplerden papaz ve yardımcı din adamları atansa, onların bunlara tepkisi nasıl olur? En başta Ortodoks kilisesi bunu kabul eder mi? Bizim bildiğimiz asla kabul etmeyecekleridir. Zaten devlet böyle bir şeye yeltenmeyi bile göze alamaz. O hükümet düşer. 

Caminin minaresiz ve megafonsuz olmasına dikkat çeken, çap ve hacminin yetersiz olduğunu söyleyen Atina'daki Yunanistan Müslümanları Derneği Başkanı Naim Elgandour'un cami hakkında, "Bu yapı şekil itibariyle camiye değil, büyük bir büfeye benziyor." açıklamasında bulundu. Ardından yönetim bu dernek bünyesinde yıllarca hizmet veren mescidi kapattı. Yunanistan'da işler böyle yürür. Derin devlete boyun eğmeyenlerin boynu "bükülür".  

Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, dönemin Başbakanı Çipras ile Ankara'da yaptığı görüşme sırasında Atina'da açılacağı açıklanan cami hakkında "Kiliseler çan kulesiz olamayacağı gibi camiler de minaresiz olmaz" demiş, kent merkezinde müzeye dönüştürülen tarihi Fatih caminin ibadete açılmasını" önermişti. Ancak Yunan yetkililer Türk ve İslam'a ait her türlü varlıktan nefret ettikleri için buna yanaşmadılar.

YUNANİSTAN ATİNA ve İHTİYAÇ DUYULAN BÖLGELERDE CAMİ YAPMAK ZORUNDADIR

Tarih profesörü Evangelos Hekimoğlu Ethnos gazetesinde yayımlanan makalesinde Yunanistan'ın Atina'da cami inşaatına "Bir asır geç kaldığını, bunu da eksik yaptığı" görüşüyle eleştiriyor.

Hekimoğlu, yazısında 1 Kasım 1913 tarihinde Yunan önder Eleftherios Venizelos'un imzasını taşıyan Türkiye ile Yunanistan arasındaki (Atina Antlaşması) üçüncü protokol gereğince Yunanistan Krallığı'nın "Başkent Atina'da bir ve civar bölgelerde ihtiyaç duyulan 4 ayrı cami inşa edilmesi için gerekli bütçeyi ayıracağı" yükümlülüğünü hatırlatıyor.

Aradan geçen bir asra rağmen Atina'da inşa edilen caminin minaresiz ve megafonsuz olmasını eleştiren ve camilerin minaresiz olmayacağını da söyleyen Hekimoğlu, "Henüz geç kalınmış değil, minare görmek istemeyen geri kafalılıklardan arınarak Atina'daki camiye minare dikilsin" çağrısında bulunuyor. 

Ancak onun çağrılarına da kulan asan olmadı ve olmaz. Çünkü Yunanistan'da minareler özellikle Ortodoks Rum Kilisesi'nin karşı olduğu bir husus. Ülkenin bu tür yapılarla Hristiyan karakterinin bozulacağını iddia ediyor. Başpiskopos İeronimos'un bu konuda net açıklamaları var ve buna başkentte asla izin vermeyeceklerini sıkça hatırlatıyor.

GÖSTERMELİK AÇILIŞLARLA DÜNYAYI MANİPÜLE ETMEK

Atina'da hükümet tarafından sözde cami olarak açılan yapının küçük ve minaresiz olması ve mütevelli heyetine Hristiyanların atanması gibi İslam'a aykırı hususların bulunmasına da Müslümanlar tepkili. Bu yer camiye benzemediği için ve birçok açıdan yetersiz olduğu için Müslümanlar buna sözde cami diyerek itiraz ediyor. Hükümetin buna rağmen ve özellikle dünyada İslam karşıtlığının zirve yaptığı bir dönemde bu adımı atması, ülkedeki Müslümanlara ve tepkili Müslüman ülkere şirin görünme ve demokrasi dersi verme çabası olarak değerlendiriliyor. Yunanistan Din İşlerinden Sorumlu Genel Sekreteri Yorgo Kalancis'in, "Yunanistan, ülke içinde ve dışında demokrasi ve din özgürlüğü konusunda net bir mesaj veriyor." değerlendirmesi bunun teyitidir.

Ancak Yunanistan'ın artık bilinen bu tür göstermelik projelerle dünyayı kandıramacağı belirtiliyor. Çünkü Batı Trakya'da Müslüman Türk Azınlığı'na ve ülke çapında yaşayan Müslümanlara yönelik haksız politika ve baskılar Kalancis'i yalanlıyor. Batı Trakya'da, Rodos ve ülkenin her yerinde Osmanlı döneminden kalan tarihi dini ve kültürel eserlerin hali zulmü haykırıyor. Camiler başta olmak üzere eserler eritme politikasıyla ya yok ediliyor ya da amacı dışında kullanıma sunuluyor (erotik sinema salonu, bar vb.). 

ÜLKEDEKİ İSLAM DÜŞMANLIĞINI VE HAKSIZLIKLARI ÖRTBAS ETME ÇABASI 

Atina ve Yunanistan'ın birçok şehirlerinde eğitim ve çalışma nedeniyle yaşayan Batı Trakya Müslüman Türk Azınlık mensupları ise hükümetin bu adımını tamamen manipülatif ve göstermelik bir göz boyama taktiği olarak değerlendirdi. Bunun nedeni Azınlığın yıllardır bu ülkede haklarından mahrum edilmesinden kaynaklanan tecrübe ve devam eden baskılar.

Azınlığa göre, Atina'da yıllardır mescid olarak hizmet veren derneklere ait ibadethaneleri, yöneticileri hükümetin Müslümalara yönelik haksızlıklarını eleştirdiği için kapatan, Batı Trakya Türklerinin dini özgürlüklerine müdahale ederek dini kurumlarına el koyan, buralara Ortodoks Hrisitiyan memurlar ve halk tarafından dışlanan sözde müftü ve imamlar dayatan bir hükümetin cami açma gösterisinin, aslında Müslümanlara yönelik haksız uygulamalarını örtbas etme çabasından başka bir şey değildir. İyi niyetli bir çaba olsaydı aşırı sağcıların ve Kilisenin değil, Müslümanların talepleri dikkate alınır ve cami diye yutturulan ucubenin bile açılışı için yıllar sürmezdi. 

KİLİSELERE DOKUNAMAYAN YÖNETİM CAMİLERE NEDEN MÜDAHALE EDİYOR?

Dünyadan gelen tepkileri susturmak ve Türkiye'ye Ayasofya nedeniyle mesaj vermek için göstermelik olarak cami diye yutturulmak istenen bu yapıya Müslümanların tepkisi, bunun Müslümanlara danışılmadan yapılması ve bu ucube haliyle dikte edilmesidir. Müslümanların talebi her mezhep veya cemaatin kendi camisine sahip olmasına izin verilmesi ve bunlara devleti müdahale etmemesidir. Ülkedeki Hristiyan mezhep ve cemaatlerin kendi kilise ve kurumları olduğu gibi, Müslümanlar da aynı şekilde yapılanma hakkına sahip olmak istiyorlar. Türkiye'de Hristiyan Azınlıkların dini meselelerine nasıl karışılmıyorsa, Yunanistan'da da Müslümanların dini meselelerine karışılmaması gerektiği Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığın öteden beri hükümetlere hatırlattığı bir husustur. 

Devletin resmi mezhebi olan Ortodoks Kiliselere Katolik veya Protestan mezhebe mensup yardımcı papaz atayamaması ortadayken, Sünni Müslümanların camilerine kabul etmeyecekleri başka mezhepten yardımcı din adamı ataması soru işaretlerine neden olmaktadır. Buna göre, devlet acaba Müslümanlar arasında kargaşa yaratmayı mı düşünüyor sorusu gündeme gelmektedir. 

ŞEYTANI KISKANDIRACAK "PROJELER"

Devletin değil diğer Hristiyan mezheplere ait kiliseler, kendi resmi mezhebine ait kiliseye dahi papaz atayamazken, tamamen keyfi bir şekilde Müslümanların camilerine imam ataması, İslami kurumlarını dizayn etmeye ve dini yaşantısını şekillendirmeye çalışması sert tepkilere neden olmaktadır. Bu konuda şeytanı bile kıskandıracağı ifade edilen böyle dini ve toplumsal dizayn projelerini düşünüp fiiliyata geçiren ilgili bakanlığın danışman ve sekreterlerinin iyi niyetle hareket etmediği anlaşılmaktadır. 

Yunanistan Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Genel Sekreteri Yorgos Kalancis, caminin tam teşekküllü işlerliği için istihdamın yapıldığını belirtti. Belli ki, kilisele ve sinagogların çivisine müdahale edemeyen Kalencis Batı Trakya'da Müslüman Türk Azınlığının dini yapı ve ayarlarıyla oynadığı gibi Atina’daki Müslümanların ayarlarıyla da oynuyor. Bunun tek sebebi olarak da karşımıza İslam ve Türk düşmanlığı beliriyor.

BATI TRAKYA'DA DA BENZER "PROPJELERLE" MÜDAHALELER SÜRÜYOR

İslam'a ve kurumlarına keyfi müdahalelerin hız kesmediği Batı Trakya'da da bu anlamda karşı koyan Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığının tepkleri karşısında da yönetim bildiğini okuyor.

Bu konuda ısrarla toplumun tepkisini dile getirenlere de çeşitli yollarla baskı ugulanmakta ve sesleri susturulmaya çalışılmaktadır. Azınlığın seçtiği müftüler ve halkın taleplerinin sesi olan basın kuruluşları ve gazeteciler hapis ve para cezalarına maruz kalmaktadırlar.

Kur'an'a göre Hristiyan bir devlet tamamen Müslümanları ilgilendilen dini konularda keyfi bir müdahalede bulunamaz. Hukukçulara göre bu, sadece İslam'a değil, evrensel insan haklarına da aykırıdır ve tecavüz sayılmaktadır. Devletin buna rağmen böyle uygunsuz müdahalelerde ısrar etmesi asimilasyon gayreti olarak değerlendirilmekte ve aynı oranda ülkedeki Müslümanların tepkisine ve Batı Trakya Müslüman Türklerinin haklı direnişine neden olmaktadır. 

Din İşlerinden Sorumlu Genel Sekreteri Yorgo Kalancis'in, "Yunanistan, ülke içinde ve dışında demokrasi ve din özgürlüğü konusunda net bir mesaj veriyor." açıklaması koca bir yalandır. Yunanistan sadece din özgürlüğü konusunda değil, insan haklarını ilgilendiren birçok konuda dünyaya iyi örnek anlamında mesaj verecek en son ülkedir. Belki insan haklarını ihlal ederken bunu bir lütuf gibi sunma konusunda örnek olabilir. Bu konuda Nobel'e bile aday gösterilebilir.   

 

Mega Lighting
SakburYazarın Diğer YazılarıBatı Trakya'da Müftülüklere darbe, Türkiye'de cemaatsiz bölgelere MetropolitlerBatı Trakya Türklerine ve basınına reva görülenlerYunanistan’da Türkler faşist zihniyetin hedefindeBatı Trakya’da neler oluyor?Nefes alamıyoruzGüncel HaberlerBatı Trakya'da provokasyon: İyi Türk, ölü TürktürStilyanidis: Batı Trakya’daki sorunlar Türk milliyetçiliğinden kaynaklanıyorEπιθέσεις μίσους που στοχεύουν την τουρκική κοινότητα Δυτικής Θράκης στην Έκθεση Εγκλημάτων Μίσους του ΟΑΣΕ 2019ΟΠΕΚΑ: Πότε πληρώνονται οι δικαιούχοιYunanistan’da bugün koronadan ölenler yüzü geçti
© MİLLET MEDYA 2020 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech