LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Düşmanlıklar ve korkular üzerine inşa olmuş uygarlığın çocuğu: Macron05 Kasım 2020Salih Canbazscanbaz97@gmail.com

Avrupa uygarlığı Rönesans’tan beri Antik Yunan mirasını hatırlamasıyla kendini var etmek için çabalıyor. Bu anlamıyla Avrupa’nın ürünü olan modernite de hümanizm, pozitivizm, ilerlemeci tarih anlayışı ve düalizm gibi temeller üzerine kuruldu. Bu temeller sadece Avrupa’nın sahip olduğu temeller olarak gösterildi, zaten tanımları itibariyle de sadece Avrupa bunlara sahip olabilirdi.

Hümanizm, evrenin merkezine insanın koyulması, insanın da en değerli varlık olarak sadece onun bilgisine başvurmasını gerektirir. Pozitivizm, ise hümanizmin yücelttiği insanın geçerli bilgiye sadece deney ve gözlem yoluyla ulaşabileceğini ileri sürer. İlerlemeci tarih anlayışına geldiğimizde, tarihin sürekli doğrusal bir çizgide ilerlediğine inanılır. Buna göre bugün dünden, yarın da bugünden her zaman iyidir. Tarih ilerledikçe insanlık her zaman daha iyiye gider. Bu anlayışla, insanlığın en üstün safhasına sadece Avrupa halkları ulaşmıştır. Pozitivizm ve hümanizmi kabul etmiş Avrupa en üstün değerlere ulaşmış kabul ediliyordu. Avrupa dışında kalan halklar ise Avrupa’nın bulunduğu seviyeye gelmeleri için zorlanmalıydı. Bu yüzden de sömürgecilik, katliam, soykırım gibi uygulamalar da meşru görüldü. Son temel olan düalizmde ise hakikat karşıtlıklar üzerinde inşa edilir. Yani Batı üstün bir uygarlıksa Doğu üstün olmadığı için üstündür. Edward Said’in de ifşa ettiği gibi Batı kendisine rasyonel dedirtebilmek için öncelikle Doğu’nun duygusal olduğuna inandırdı herkesi. ‘Binbir Gece Masalları’ yeterliydi bu iddia için, sanki Batı’nın vampirleri yokmuş gibi.

Bütün bu anlayışlardan yola çıkarak Batı, kendisi dışındaki herkese her türlü zulmü reva gördü. Örneğin Fransa, sömürgecilik konusunda İngiltere kadar başarılı olamadığı için ulusun şanının zedelendiğini düşünmüş, ulusun şanını tekrar yükseltmek için Cezayir’e etmediğini bırakmamıştı. Avrupa’nın bütün devletleri gibi Fransa da çıkarlar uğruna zulmetmeyi ilerlemişlik, Batı dışı toplumların şiddete başvurmasını da geri kalmışlık kabul etmişti.

Tabii, her devletin tarihte hataları olabilir, olmuştur da. Önemli olan bu hataların farkına varıp ders çıkarmak. Nitekim, günümüzde hümanizm, pozitivizm, ilerlemeci tarih anlayışı ve düalizmin her biri bizzat Avrupa’nın kendi filozofları tarafından büyük eleştiriye tabi tutulmuştur. Bugün, Yahudi kökenli Cezayirli Jacques Derrida, Jean-François Lyotard, Deleuze ve Guattari, Michel Foucault ve daha birçok Fransız olarak tanımlanan düşünür eleştirileriyle Batı düşüncesini adeta yerle bir etmiştir.

Batı bu gelişmelerden sonra artık hatasını anladı diye umutlandığımız son yıllarda, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron Batı’nın eski zamanlarını hatırlatan demeçlerde bulundu. Aldığı felsefe eğitimi nedeniyle 20. yy Fransız filozoflarından haberdar olmasını beklediğimiz Macron, bazı siyasi çıkarlar uğruna dünyada bulunan iki milyara yakın Müslüman’a sözlü saldırıda bulundu.

Dün anti-semitizm üzerinden kendini inşa eden Avrupa’nın bugün İslamofobia üzerinden kendini inşa ettiğini görüyoruz. Bundan sonra yaratılan terörist Müslüman imgesi, Müslümanlarla mücadele anlamında her eylemi meşru kılacak. Dün 10 milyona yakın Yahudi katledildiği gibi, bugün Batı ülkelerinde yaşayan Müslümanlar aynı tehlike altında. 21. yy’da soykırım olmaz demeyin. 2. Dünya Savaşı’ndan sonra dünyada yaşanan dönüşüm, yani Avrupa’nın kendini sorgulamaya başlaması da bundan sonra katliamların yaşanmayacağı izlenimini uyandırmıştı. Fakat Bosna Soykırımı ile Ruanda Soykırımı, Batı metafiziğinin var olmaya devam ettiği her anda soykırımların yaşanabileceğini bize kanıtladı.

Bu yüzden Avrupa’nın felsefi anlamda birkaç yüz yıldır skandal bir düşünce temeline dayandığını söylemek abartı olmaz. Batı’nın ilerlemeci tarih anlayışından yola çıkarak bundan sonra savaşların olmayacağını, salgın hastalıkların çıkmayacağına yönelik vaatlerde bulundu ancak her şeye rağmen dünyada insanların savaştan ve hastalıklardan ölmeye devam etmesi, dahası Avrupa’nın göbeğindeki Müslümanların da tehlikede olması bize Modernite’nin sadece Batı’nın ve Batılılaşmaya razı olanın lehine olabilecek bir gerçeklik olduğunu gösterdi.
Mega Lighting
SakburYazarın Diğer YazılarıEğitimde utanmak ve utandırmakBütün ülkelerin solcuları, birleşin!Sorunlarımızı çözmekle uğraşırken ihmal ettiklerimizYunanistan’da sosyolojinin sosyolojisi?Ne kadar moderniz?Güncel HaberlerBatı Trakya'da provokasyon: İyi Türk, ölü TürktürStilyanidis: Batı Trakya’daki sorunlar Türk milliyetçiliğinden kaynaklanıyorEπιθέσεις μίσους που στοχεύουν την τουρκική κοινότητα Δυτικής Θράκης στην Έκθεση Εγκλημάτων Μίσους του ΟΑΣΕ 2019ΟΠΕΚΑ: Πότε πληρώνονται οι δικαιούχοιYunanistan’da bugün koronadan ölenler yüzü geçti
© MİLLET MEDYA 2020 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech