LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
HAFTANIN İÇİNDEN KAHVE SOHBETLERİ 19607 Ağustos 2013Necat Ahmetnecatahmet@gmail.com

İNSAN DOĞDUK, PEKİ OLDUK MU?

İnsan doğduk tabii ki, çünkü o Allah’a mahsus bir şey, bizim elimizde değil. Bir tavuk, bir maymun, bir çakal veya bir köpek olarak da doğabilirdik, hatta eşek bile; ama insan olarak doğduk, çünkü Allah öyle istedi.

Şimdi buradan ötesi tabii ki bize kalmış bir şey. Ve ne ilginçtir ki, insan olarak doğmamıza rağmen çok azımız insan olarak kalmışızdır. İnsanoğlunun açgözlülüğündenmidir nedir, kendini anlamaya başladıkça, yukarıda saydığım tüm hayvanlardan olmuştur. Kıskançlıktanmıdır nedir, tavuk gibi büyütüldüğünden, hep başkaları için yumurtlamıştır, kendisinin hala tek bir yumurtası olmamıştır mesela. Bazı zaman maymun olup eski devirlerdeki padişahların dalkavukları gibi şaklabanlık yapanlar da vardır bu toplumda. Hatta bunlar her zaman revaçtadır, çünkü bu tür yalakalıklar her zaman modadır. Bir kafesten ötekine taşır dururlar bunları. Arka planda oynayan çakallar ise, en tehlikelisidirler. Aç gözlü olmalarına rağmen, problemleri masa başında çözmeyi öğrenmişlerdir, gerektiğinde kurt, gerektiğinde ise kuzu kesilirler başımıza. Sadece aç kaldıklarında burunlarından yakalanabilirler. Onların da hakkından tilkiler gelir ki, bunlar da içimizde çok azdır. Tilkilerden kurtulmak için bu gibi çakallar genelde köpeklerini kullanırlar ama artık onların da genleri ile çok oynandığından,  köpeklere de pek güven kalmamıştır. Bir de eşek dedik galiba. Onlara da bu yapılan haksızlıkların, becerilemeyen işlerin vebali yüklenmeye çalışılır hep. Eşek sağlamdır çeker misali, hep bir şeyler yüklenir işte üzerine. Fakat kimse hesap etmez eşeğin üzerinden düşmenin, attan düşmekten daha kötü olduğunu, kimse hesap etmez eşeğin aslında bakarken arka bacaklarını da görebildiğini. Kısacası eşeklerin de artık arkalarında oynanan oyunlardan haberdar olduğu aşikar. Gördüğünüz gibi hala insanlığı seçemedik bir türlü, hayvanların içinde daraldık kaldık. Hatta örnekleri o kadar çok ki, istediğniz kadar çoğaltabilirsiniz. Halbuki insan olmak ne kadar kolay. Halbuki dürüst olmak ne kadar kolay. Halbuki kendi tarafını bilerek ilerlemek ne kadar kolay. Her şey o kadar kolay iken, her şey o kadar basit ve bedava iken hayvan olmak niye?

SÖYLEMLER, HEP SÖYLEMLER. HANİ NERDE EYLEMLER?

İnsanlar beyinlerinin sadece ’nu kullanmalarına rağmen nasıl olur da, hala söylemlerde kalırlar onu hiç anlamış değilim. Bu ’un bir kısmını başka yerlerde kullanmış olsaydık, zaten bugüne kadar adam olurduk. Aleyhimize bir dava mı açıldı? Yaz kızım bir kınama, gönder basına. Meclisten Azınlık haklarına müdahale eden bir kanun mu geçti, toplanın bakalım tartışalım, bağrışalım suç kimin araştıralım. Nitekim geçti yıllar beyhude. Ya ondadır ya bunda, mavi boncuk kimdeyse suç da onda. Ben bilirim o bilmez, dardadır bizim millet, zaten haberdar edilmez. Sen ver oyunu bana, her zaman olurum ben senin yanında, olmadı parmak kaldır, çalışırım ben senin için haldır haldır. Tembel mi doğduk anamızdan, yoksa söylemlerle yalanlarla mı bu hale geldik bilinmez hatta uzun uzun tartışılabilecek bir konu.

Önemli olan, artık herkesin kendisini düşünmesi. Para için, çıkar için, (bu siyasi veya dini bir çıkar olsun hiç önemli değil), kendi köylüsünü, kendi mahallelisini kısacası kendi toplumunu çok kolay bir şekilde satabilmesi. Eylem mi? Ne eylemi? O sadece yeni doğan bebeklere verilen bir isim artık. Gel bir eylem yapalım dendiğinde, artık gençler bir kız çocuğu sahibi olmayı düşünecekler, yollara çıkıp birlik ve beraberliğimizi göstermeyi değil. Çok yakında Eylem dendiğinde bir X şarkıcının ismi ve söylediği şarkıları hatırlanacak sadece. Ben, ben olduğum sürece, kelimesi dudaklardan düşmedikçe, ben sizin için neler neler yaptım, nelere katlandım cümleleri var oldukça, o benlerle bizler kaybolacak ve o benlerin çok yakında bizleri nasıl katlettiğine yakından şahit olacağız gibime geliyor. Hatır için, gerektiği için, boynumuzun borcu olduğu için, hayır ve dua için, bu toplumun refahı için, artık bir şeyler yapma zamanı geldi. Ayakta kestirmekten, sabredip beklemekten, derviş olmaya niyetiniz varsa bekleyin. Herkes işini avukata versin, tatile çıksın. Aksi takdirde artık eylem zamanı, artık herkesin uykudan uyanma zamanı, horoza güven yok, şimdi birlik zamanı…      

Aslında amaç kahve içmek iken biz her defasında fincana dikkat eder kahvenin içeriği ile uğraşmazsak o zaman o kahvenin zaten 40 yıl hatırı değil 10 yıl hatırı bile olmaz. Alın size bir güzel hikayecik ki en azından yukarıda yazdıklarımız boşa gitmesin. Yazımda önce fıkraları okuyanlarla çok karşılaştım. En azından onlar da merak edip yazıyı da bir gözden geçirirler bari…

İş yaşamında önemli yerlere gelmiş bir grup eski mezun arkadaş grubu, üniversitedeki hocalarından birini ziyarete gitmiş. Çeşitli konular konuşulduktan sonra sohbet, işin yarattığı strese ve hayatın zorluklarına gelmiş.

Yaşlı üniversite hocası, ziyaretçilerine kahve ikram etmek üzere mutfağa gitmiş ve değişik boy, renk ve kalitede birçok fincanın bulunduğu bir tepsiyle geri dönmüş. Kimi porselen, kimi seramik, kimi cam, kimi plastik olan fincanları ve kahve termosunu masaya koyup kahvelerini oradan almalarını söylemiş.

Tüm eski öğrenciler kahvelerini alıp koltuklarına döndüğünde hocaları onlara şunu söylemiş: "Farkına vardınız mı bilmem, zarif görünümlü, güzel, pahalı fincanların hepsi alındı, masada yalnızca ucuz ve basit görünümlü fincanlar kaldı. Elbette ki kendiniz için en güzelini istemek ve onu almak çok normal ama, işte bu demin bahsettiğiniz problemlerinizin ve stresin nedeni. hepinizin istediği fincan değil, kahve iken, bilinçli olarak her biriniz, birbirinizin aldığı fincanları gözleyerek daha iyi olan fincanları almaya uğraştınız. Yaşam kahveyse, iş, para ve mevki fincandır. Bunlar yalnızca yaşamı tutmaya yarayan araçlardır, ama yaşamın kalitesi bunlara göre değişmez. Bazen yalnızca fincana odaklanarak, içindeki kahvenin zevkini çıkarmayı unutabiliyoruz."        

Herkese hayırlı Bayramlar, sağlık dolu huzur dolu günler. Hoşça kalın, dostça kalın…

Mega Lighting
SakburYazarın Diğer YazılarıDiktatörlük dönemine mi dönüyoruz?Ortaya bir karışık lütfenTaktik hep aynı taktik, tutmasa da yine aynıMaskeli balolardan maskeli hayata geçişMendeburlar dünyasıGüncel HaberlerMedrese-i Hayriye Okulu’nda da vaka tespit edildiDünden beri tespit edilen yeni vakalar açıklandıŞampiyonlar Ligi'nde ikinci hafta heyecanı başlıyorİslam dünyası, Hazreti Muhammed'e hakareti destekleyen Fransa'ya karşı tek ses olduGümülcine Meslek Yüksekokulu’nda 3 vaka tespit edildi
© MİLLET MEDYA 2020 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech