LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
HAFTANIN İÇİNDEN KAHVE SOHBETLERİ 19723 Eylül 2013Necat Ahmetnecatahmet@gmail.com

KENDİNE KADAR TÜRK, KENDİNE KADAR MÜSLÜMAN

• Nasıl oluyorsa oluyor işte. Herkez kendine yettiği kadar, kendi işine geldiği kadar, sanki fazlası zarar ve sanki diğerleri her zaman onlar için ötekileri. Ama gel gelelim bağırıp çağıranlar, birlik beraberlikten bahsedenler, yine hep kendileri. Sanki birlik beraberliğin kendilerine bir faydası var? Mecburiyet olmasa onu da yapmayacaklar ya, neyse… Rabbena hep bana misali. Bir azınlık, liderlerinden ne bekler, liderler onlardan nasıl yararlanır? Senelerdir bunları tartışa tartışa geçti ömrümüz. Her masada bir muhabbet, her masada bir kurtarma paketi, en güzeli ve en görkemlisi ise siyaset. Bu konuda herkes muhakkak doktora yapmış gibi konuşacak ve bildiklerini sayacak, bunun başka bir alternatifi zaten yok. Karşı tarafın düşündüğü ise hiç önemli değil ve karşı tarafın bu konuda ondan fazla şey bilmesi zaten imkânsız. Dedik ya, ırkı Türk, dini İslam olan tek o sanki. Yani herkes kendine Müslüman. Türkçülüğe geldiğinde avukat kesilen, para kesildiğinde de Türklere küfreden o zihniyet. Partizan değil ama partilerin gücüne göre yalakalık yapan o zihniyet. Partisi hızla düşmeye başladığında yıldırım hızıyla taraf değiştiren, her defasında güçlünün yanında olmak isteyen o zihniyet var ya bizde: İşte o zihniyet ve alışkanlıklar yüzünden, bu hep birbirimizi satmamız. Hem dinde, hem de dilde. Savaşın nasıl verildiğini bilmeyen fakat kendini en büyük savaşçıymış gibi gösteren zavallılar. Ak ile kara, artık herkesin görebileceği yerde. Ak koyun da belli, kara koyun da. Ümmetçiliğin ne demek olduğunu dahi bilmeden, yalancı Türkçülük yapanlar da yavaş yavaş açığa çıkmaya başladı. Halk artık at gözlüğü değil, üç boyutlu gözlüğe geçmiş durumda. Dikkaat edin, dikkat...

• Siyaset sakız gibidir: Bazen yapışır, bazen tadı damağında kalır. Ne kadar faydalı ve eğlenceli olursa olsun aşırı derecede gerekli değildir, çiğnenmese de olur ama genelde herkes çiğner. Baştan her ne kadar ağza bir ferahlık verse de, çiğnendikçe katılaşır, tadı gider ve çürümeye başlar. Çürüyen sakız yapışkandır, yapıştığı yerden kolay kolay sökülmez, hatta bazen onu sökmek imkânsızdır. Devamlı sakız çiğnemek, insanın güçlü çenelere sahip olmasını sağlar. Sakız çiğneme olayının gerçekleşebilmesi için, ezme ve çiğneme şarttır. Yani bir nevi güçlü dişlere de ihtiyaç vardır. Siyasette de öyle değil midir? Dişli olan diğerini ezer. Çok konuşarak ta güçlü bir çeneye sahip olabilir politikacı. Birilerine taktığı zaman da takar, gücünü de kullanarak öyle bir yapışır ki, onu oradan çıkarmak veya koltuğundan kaldırmak çok zorlaşır. Çünkü o, koltuğundan ayrılmama savaşı vermektedir ( yaş kaç olursa olsun) azınlık hakları savaşı değil. Sanki altında yapışkan bir sakız vardır onun da, kalkmasına izin vermez, ta ki o da orada çürüyünceye kadar. Siyaset aslında baştan insanın ruhunu kabartsa bile, içine bir ferahlık verse bile her babayiğitin yiyeceği bir b.k değildir. Yaşandıkça insanı yıpratır, hislerini katılaştırır kendi insani değerlerini kaybetmesine yol açar. Kısacası aynen sakızda da olduğu gibi çürümeye başlar. Ne kadar çok benzerlik varmış sakızla siyaset arasında değil mi ama? Belki herkes farklı bir pencereden bakar hayata, olabilir, ama önemli olan dışarı bakarken ilk o camı görebilmektir olay aslında, dışarıda ne olduğunu değil. Çünkü gözün ilk temas ettiği aslında o camdır. Her ne kadar içerdeki odanın ışığından yansımalar olsa da yine bir şeyler gözükür. Camın pisliğine aldırmadan dışarıdakileri pismiş gibi gören o zihniyetten artık vazgeçmemiz gerek. Nasıl ki dışarısı aydınlık olduğunda gözümüzü engellemiyorsa, dışarısı karanlık olduğunda da o cam dışarı bakışımızı engellememeli. Kısacası birazcık ta o camı temizlemesini bilmeliyiz. … Çünkü göz penceren, kalp penceren kirliyse her şeyi kirli görürsün...
Hayata güzel bakanlar hayatı güzel görürler. Allah hepimize bu kişiler gibi olmayı nasip etsin.
Bu haftaki fıkramız da uydurmaca olsun isterseniz. Kralların haricinde başkalarının da çıplak dolaşmaya hakkı olduğu anlaşılsın. Şaka bir yana fıkramızı bir okuyalım da ona göre karar veririz.

• Halepli Abdürrahim Efendi uzun entarisi ile dolaşır, altına don giymezmiş.
Bir gün Halep çarşısında dolanırken şiddetli bir rüzgâr çıkmış.. Entari havalanmış.
Halepli Abdürrahim Efendi`nin açıkta kalan kısmını herkes görmüş.

Esnaf kendi arasında homurdanmış, bu uygunsuz durumu Kadı'ya kadar duyurmuşlar.
Kadı da Abdürrahim Efendi'yi adaba mugayir
davranışlarından dolayı yargılamak üzere mahkemeye çağırmış.
Dava görülmeye başlamış.

Kadı kimlik tespiti yaparken sormuş:
`Evli misin?`
`Evliyim. Dört karım, dört de cariyem var.`
`Kaç çocuğun var?`
`Dur hele Kadı efendi düşüneyim?`
Halepli Abdürrahim Efendi başlamış düşünmeye, düşünürken de parmak hesabı yapmaya.

`Birinci karıdan altı çocuk. İkinciden dört çocuk. Üçüncüden iki kızım var ellerinden öper.`
`On iki etti.

Başka?`
`Küçük karıdan da üç çocuk. Cariye kullarından ikişer çocuk daha.`
Bizimki sadece sayı söylüyor. Hesabı Kadı yapıyor.
`On dokuz etti.
Başka?

`Başka yok Kadı efendi. Hanımlardan üçü hamile. Cariye kullarından da ikisi yüklü.`
`Yani beş çocuk daha yolda.
`Yani yirmi dörde yelken açtın ha’
`Sayende Kadı efendi.`

Halep Kadısı bu ifade üzerine biraz düşünmüş.
Uzun, kır sakallarını karıştırmış.
Karşısında boynu bükük duran Abdürrahim Efendi`ye
uzun uzun baktıktan sonra `Yaz kâtip` deyip hükmünü açıklamış:

`Halep`de mukim, Abdülmecit`ten olma
Razıya`dan doğma Abdürrahim Efendi`nin, don giymeye fırsat bulamadığından beraatine.`
Yaa işte böyle sevgili arkadaşlar, bu hafta da en azından biraz içimizi dökelim dedik ve bakın herkesi beraat ettirdik. Haftaya ne olur bilemem, gerekirse cezasını da veririz siz üzülmeyin.
Haftaya görüşünceye dek Hoşça kalın, Dostça kalın...

SakburYazarın Diğer YazılarıDiktatörlük dönemine mi dönüyoruz?Ortaya bir karışık lütfenTaktik hep aynı taktik, tutmasa da yine aynıMaskeli balolardan maskeli hayata geçişMendeburlar dünyasıGüncel HaberlerAB Kovid-19 aşısı için yeni sözleşme imzaladıNATO, Türkiye ile Yunanistan arasındaki mekanizmayı güçlendirmek istiyorMeslekten ihraç edilen komiserler Yunanistan'a kaçarken yakalandıFenerbahçe Beko, Panathinaikos OPAP'ın konuğu olacakNikos Dendias: Türkiye'ye silah satmayın
© MİLLET MEDYA 2020 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech