LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
HAFTANIN İÇİNDEN KAHVE SOHBELERİ 19920 Şubat 2014Necat Ahmetnecatahmet@gmail.com

NE İNSANLAR GÖRDÜM diye başlar Mevlana da. Üstünde elbisesi olmayandan tutun da, o elbisenin içinde insanı olmayana kadar, çeşit çeşit insan geldi geçti bu dünyadan. Fakiri de gitti zengini de, namı seven de eser bırakan da. Nitekim kimseye yar olmadı bu dünya. Kimileri iyilikleri ile anılıyor, kimileri ise anılmak bile istenmiyor. Arkasından belki 3 İHLAS 1 FATİHA okuyacak insanı bile yok ama, dünya üzerinde kendini göstermiş ya, o, ona yeter. Güç bende diyebilmiş ya, o, ona yeter. Kulağına okunan ezan sesiyle başlamış hayatı ve bir salâ ile sona erecek ama, o bunun farkında değil. Ver yansın ediyor herkese, çünkü güç onda. Asarım keserim diyor, gücüne güvendiği için. Koyun sürüsünü arkasında hissettiği için. Üzerinize çekmeyin a dostlar, bunlar gafil olduklarını bilmeyenler için. Bunlar, kulluk hakkı gütmeyenler için. Bunlar, dünyayı cennet sananlar için. Kardeşine bacısına güvenmeyip, ecnebilere boyun eğenler için. Aslında bu sitemim koyun sürüsünden farkı olmayanlar için.

ŞİMDİ GELELİM BİZİM BURALARA
Seçim zamanlarında birbirini takip eden ve her kahvehanede ahkam kesen, politikayı herkesten iyi bildiğini sanan değerli azınlık halkım, sizler için geleceğinizin bir yatırımı olabilecek nitelikteki yürüyüşlerde neden birbirimizi  takip edemiyor, neden birbirimize güvenemiyoruz? Yıllık gelirinin çoğunu tarımdan kazanan çiftçim, senin için yapılan direnişlerde, neden toplanamıyorsun? Kooperatife karşı bir güvensizlik mi var, yoksa ''aman boş ver, nasıl olsa burada bir şey değişmez'' mantığı mı galip geliyor? Bakın yıllar boyu Larisa ve Lamia bölgelerinde, yönetim sol iken sağcılar, yönetim sağ iken de solcular, yeni çıkan her karara karşı gelip yollara çıktılar, günlerce yolları kapattılar, ama gel gelelim her defasında hem sağcısı hem de solcusu hep yararlı çıktılar. Kısacası kendi aralarındaki partizanlık kendi inisiyatifleri ile kendi yararları için ortadan kaldırıldı. Zaman geldi, devlete olan borçları silindi, zaman geldi, faizsiz krediler aldılar. Onlar çiftlik sahibi rençperler, onlar gerçek anlamda bir iş adamı diyeceksiniz şimdi biliyorum, eyvallah da, bunlara hiç bir zaman kazandıkları para yetmemesine rağmen hep daha fazlasını istediler, taa ki, kriz gelip herkesi vuruncaya dek. Peki buna rağmen, neden küçük rençpere destek amaçlı olarak bu büyükler içimizde yer almadı. Çünkü onlar zaten defterini kitabını senelerdir tutuyor. Pazartesi günü traktörleriyle katıldılar yürüyüşe diyeceksiniz, haklısınız, fakat dikkat buyurun, vergilendirme olayı ne kadar yükseklerden başlarsa, onlar için o kadar iyi. Sıfırdan başlamakla 20,000 den veya 30,000 den başlamasının arasında bayağı bir fark var. İşte bu fark da zaten aramızdaki farkı gösteriyor. Biz vergi vermek, defter tutmak istemiyoruz, onlar ise daha az vergi ile nasıl kurtulurum diye düşünüyorlar. Bu durumda da ister istemez akıllara gelen Azınlık insanının ne kadar az dönüme sahip olduğu ortaya çıkıyor. Birileri geçinmek için tarımla uğraşırken, diğerleri zengin olmak için uğraş veriyor. Birileri bana dokunmayan yılan bin sene yaşasın derken, ötekileri yılanın kafasını yuvadan çıkarken daha ezmeye çalışıyor. İyi mi yapıyor yoksa kötü mü, onu da zaman gösterecek. Hayatta bir yerlere tutunabilen insanlar her zaman birbirine destek verenler olmuştur olmasına da, kendi halkına hizmet verirken nedense hep emanete hıyanet etmiştir bu aynı kanı taşıyan insanlar.

Karakter ağaç ise; Şan ve Şeref onun gölgesidir. Bizler har zaman gölgeyi düşünürüz. Oysa; Gerçek olan ağacın ta kendisidir

İnsanoğlunun ne kadar nankör olduğunu fakat her defasında sadece kendi çıkarları için doğruyu yaptığını düşünen bir varlık olduğunu anlatan kısacık bir fıkrayla bitirelim bu haftaki yazımızı da.

Yaşlı bir adam emekliye ayrılır ve kendine bir lisenin yanında küçük bir ev alır. Emekliliğinin ilk bir kaç haftasını huzur içinde geçirir ama sonra ders yılı başlar. Okulların açıldığı ilk gün, dersten çıkan öğrenciler yollarının üzerindeki her çöp bidonunu bağırıp, çağırarak tekmelerler. Bu çekilmez gürültü günler sürer ve yaşlı adam bir önlem almaya karar verir. Ertesi gün çocuklar gürültüyle evine doğru yaklaşırken, kapısının önüne çıkar, onları durdurur ve:

- "Çok tatlı çocuklarsınız, çok da eğleniyorsunuz. Bu neşenizi sürdürmenizi istiyorum sizden. Ben de sizlerin yaşındayken aynı şekilde gürültüler çıkarmaktan hoşlanırdım, bana gençliğimi hatırlatıyorsunuz. Eğer her gün buradan geçer ve gürültü yaparsanız size her gün 1 dolar vereceğim" der.

Bu teklif çocukların çok hoşuna gider ve gürültüyü sürdürürler. Birkaç gün sonra yaşlı adam yine çocukların önüne çıkar ve onlara şöyle der:

- "Çocuklar enflasyon beni de etkilemeye başladı bundan böyle size sadece 50 sent verebilirim."
-Çocuklar pek hoşlanmazlar ama yine devam ederler gürültüye. Aradan bir kaç gün daha geçer ve yaşlı adam yine karşılar onları:
- "Bakın" der:
- "Henüz maaşımı alamadım, bu yüzden size günde ancak 25 sent verebilirim, tamam mı?"
- "Olanaksız bayım" der içlerinden biri,
- "Günde 25 sent için bu işi yapacağımızı sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Biz işi bırakıyoruz."

İşte bu haftalık da bu kadar değerli dostlar. Haftaya görüşünceye dek Hoşça kalın Dostça kalın…

Mega Lighting
SakburYazarın Diğer YazılarıDiktatörlük dönemine mi dönüyoruz?Ortaya bir karışık lütfenTaktik hep aynı taktik, tutmasa da yine aynıMaskeli balolardan maskeli hayata geçişMendeburlar dünyasıGüncel HaberlerYüksek Tahsilliler Derneği'nden lise öğrencilerine yönelik çevirimiçi söyleşiFransa'nın İslam düşmanlığına Arap ülkelerinden tepkiler devam ediyorBatı Trakya'da koronavirüs vakaları artıyorYunanistan'da günlük vaka sayısı bine yaklaştıMilletvekili İlhan Ahmet iktidarın ekonomi politikalarını eleştirdi
© MİLLET MEDYA 2020 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech