LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Haftanın İçinden Kahve Sohbetleri 14216 Şubat 2012Necat Ahmetnecatahmet@gmail.com

TANIŞMA KAYNAŞMA, ZİYARET ZİYAFET, BUNUN NERESİNDE BEREKET?
Homini Pufidi Tumba der ya şarkı hani, bu biraz farklı versiyonu. Hizmet hizmet, diye diye geliyoruz geldiğimiz yerlere, ondan sonra ya kısmet. Aslında var ise niyet, sonunda geliyor belki hizmet ama niyet bozuk olunca, ya sabır hacı ya sabır, gün gelir olursun sende hazır. Neye hazır? İşte önümüzde ya zaten, krize hazır, zorluklara hazır, seçimlere hazır. Kısacası günü gelince yaparlar seni herşeye hazır. Sende alışacaksın, sende ayak uyduracaksın. Hizmet ayağına gelmedikçe, sen ziyaretlere başlayacak, ziyafetlerden istifade edeceksin. Nasıl olsa bu ömür de bitecek, seneler geçecek ve herşey umduğun gibi değil bulduğun gibi devam edecek. Birlik beraberlik, dünyalık, nasıl olsa sende öbür tarafa yalnız gideceksin. Bari söylediklerin, yazdıkların ve iyiliklerin kalsın bu dünyada. Hizmetlerin mi? Ona izin yok, istesen de destek yok. Hizmet edip de hizmetçin mi olacak bu insanlar senin? Allah aşkına sen kimsin?

TOP ŞİMDİ BİZİM SAHADA
Troyka attı topu bizim kaleye, bıraktı gitti. Şimdi karşı kaleye topu atacak insan bile yok. Hemde kale boş. Boş ama, 30 santimden fazla zıplamayan pireye benzettiler bizi. Ayaklarımızın altında yanan bir ateş, zıpladığımızda ise, kafamızı çarptığımız bir cam. İstersen öğrenme zıplamayı, hemde sadece 30 santim. Belki gün gelecek camı da çıkartacaklar ama nafile, o zaman da biz alışkanlıktan 30 santim zıplamaya devam edeceğiz. O topu da belirli bir metreden daha uzağa atabilecek bir babayiğit yok zaten. Attın mı, ya takımdan ihraç edileceksin, ya da hekemden kırmızı kart yiyeceksin. Yani demokratik bir biçimde farklı düşünmeye izin yok. Seçenek de yok, ya evet ya hayır. Demokrasi işte bu. Meclis bile bu kadar demokratik davranabiliyorsa, o zaman dışarıdaki demokrasiden ne bekliyorsunuz? Çalıp çırpma olaylarından da bahsetmiyorum ha, sakın yanlış anlaşılmasın, vandalizme bizler de karşıyız, sadece demokraside yolların iki olmayacağına inananlardanız. Tabii 20 yıldır bu demokrasinin yüzlerce veya binlerce yolunu denemiş bir hükümetten bahsediyorsak, ha o zaman başka, o zaman işte insana böyle sadece 2 seçenek sunarlar, o ayrı. Normal halk ne yapacak peki? Ona bugüne kadar yüzlerce seçenek sunan oldu mu? Hükümet için memoranduma gidileceğine, kamudan kaç tane memur çıkartılsın memorandumuna gidilsin. Bakalım rakamlar troykanınkine uyacak mı, yoksa daha çok çok üstlere mi çıkacak?

BÖYLE GİDERSE KİMSESİZ İHTİYAR BİLE KALMAYACAK
Böyle giderse huzur evlerinde yaşayan kimsesiz ihtiyarları bile sahiplenen insanlar çıkacak. Neden? Çünkü ne kadar kesinti yapılırsa yapılsın, en azından sadece onların maaşları standart kalacak da ondan. Zaten işten kovalanmalarla, evde emekli olan bir veya iki kişinin emekli maaşı,  şu an en çok makbule geçen ve o evi geçindiren maaş olduğundan, artık herkes ihtiyarlara hayır dua etmeye, hastalandıklarında en iyi hizmeti vermeye çalışıyorlar. Eskiden ölsün de kurtulalım mantığı ile hayat sürenler, şimdi bulsalar huzur evlerindekilerini bile alıp kendi evlerinde bakmaya hazır duruma geldiler. Eskilerimiz drahmiye kurşun atmak deyimini açlık dönemlerinde kullanırlarmış. Şimdi drahmiye kurşun atmak için, kurşunu satın almak gerekiyor, hemde evro ile. Evro ile alınan kurşun drahmiye atılır mı, atılmaz tabii ki. En azından büyüklerimizin kıymetini daha iyi anlayacak, onlar geçirdikleri zor dönemleri anlatırken sıkılmayacak, o zor günlerden aldıkları dersler ile paranın kıymetini nasıl bildiklerinin daha iyi farkına varacağız. Güllük gülistanlık günlere gelmek için verilecek savaşlarda hep bir arada olmak zorundayız ve günden güne bunun artık ihtiyaç değil mecburiyet olduğu ortaya çıkmaya başladı bile. Hadi inşaallah.

NE GARİP DEĞİL Mİ?
Pasok ve Yeni Demokrasi’den hayır diyen milletvekilleri, Laos’tan ise evet diyen milletvekilleri kendi partilerinden ihraç edildiler. Şu an her konuda hemfikir olabilseler ki biraz zor, mecliste ikinci büyük grup haline geliyorlar, tabii şu anki hükümetin toplam milletvekillerinden sonra. Garip olan başka bir şey daha, parti başkanları troykanın sözleşmesine imza koymalarına rağmen, mecliste kanuna karşı çıkabiliyorlar. Ama Samaras çıkıp erken seçime gidilebilsin diye evet oyu kullandık diyebiliyor, Karacaferis ise hala halkını düşündüğünü söyleyebiliyor. Her iki durumda da, iki liderin de dedikleri çıkmayacağından dolayı partileri de günden güne oy kaybetmeye başlayacak. Birincisi troyka bu anlaşmadan sonra bu kadar erken seçime gidilmesine pek sıcak bakmaz ve olmasını açıkça istemez, gidilmediğinde ise halk nezdinde koalisyon hükümetinin karar verme mekanizmalarının içinde olan partiler, kan kaybetmeye devam eder. İkincisi ise, pek bilinmeyen başka bir şey. Yunanistan çapında kullanılan oyların % 51 i beyaz çıkarsa neler oluyor? İsterseniz bunu da biraz araştırın ve kararınızı ona göre verin.

Bilim ve sanat, bir kuşun iki kanadı gibidir. Bu iki kanadı kullanabilen toplumlar kuş olur uçar ve özgür olurlar. Uçamayanlar tavuk olurlar. Tavuk toplum önüne atılan bir avuç yemi gagalarken, arkadan yumurtalarının alındığının farkında bile olmaz. Zaten iş işten geçtikten sonra farkında olsa ne olur ki. Keşkelerle geçen bir ömür mü, keşkelere meydan tanımayan bir gelecek mi? Karar verme mekanizması bizde mi, yoksa bizim için karar verenlerde mi? Karar sizin...Tanışma kaynaşma olacağına, tanışma dayanışma olsa daha iyi değil mi?

Sıra yine fıkramıza geldi galiba. Bu hafta da kapitalist bir fıkra olsun diyerekten sizlere aşağıdaki fıkrayı seçtik, umarım hoşunuza gider...

Kapitalist Cehennemi
Genç işadamı kaza eseri ölür.
Melekler Cehenneme gidecek olan gence iki taraftan birini seçmesini söyler.
Ya kapitalist cehennemi, ya da komunist  cehennemi seçecektir.
Kapitalist  cehennemin önüne geldiğinde uzun bir kuyruk görür.
"Burada ne var?" diye sorunca kuyruktakilerden biri
"Bacaklarından aşağı sarkıtılarak yağ içinde kaynatma, kamçılama ve şişleme olduğunu söyler".
"Ya kominist cehennemde?"
Orada da aynısının olduğu söylenince şaşırır;
"Peki, neden herkes kapitalist cehennemin önünde kuyrukta ki?"
Birisi açıklar "Çünkü burda sosyalistler var. Bu cehennemde herşey kendiliğinden çalışıyor. Burda  ne kamçı, ne yağ, ne şiş var! Üstelik görevli şeytanlar çalışsalar da çalışmasalar da maaşlarını tıkır tıkır aldıklarından yan gelip yatıyorlar. Herkes memnun :)

Bu haftalık da bu kadar değerli dostlar. Haftaya görüşünceye dek Hoşça kalın Dostça kalın.

Mega Lighting
SakburYazarın Diğer YazılarıDiktatörlük dönemine mi dönüyoruz?Ortaya bir karışık lütfenTaktik hep aynı taktik, tutmasa da yine aynıMaskeli balolardan maskeli hayata geçişMendeburlar dünyasıGüncel HaberlerYüksek Tahsilliler Derneği'nden lise öğrencilerine yönelik çevirimiçi söyleşiFransa'nın İslam düşmanlığına Arap ülkelerinden tepkiler devam ediyorBatı Trakya'da koronavirüs vakaları artıyorYunanistan'da günlük vaka sayısı bine yaklaştıMilletvekili İlhan Ahmet iktidarın ekonomi politikalarını eleştirdi
© MİLLET MEDYA 2020 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech