LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
HAFTANIN İÇİNDEN KAHVE SOHBETLERİ 20214 Mart 2014Necat Ahmetnecatahmet@gmail.com

KAFAYI BULAN BULANA
Bazen sorarlar ya insana hani "Abi ne alıyorsun da kafan bu kadar güzel, bize de söyle de biz de ondan alalım" diye. İşte seçim öncesi dönemde de, bizim Azınlık halkı kafa buluyor birileriyle. Resmen oynuyor herkes birbiriyle. Boşa atıyor dolu tutmak amacı ile. Herkes birbirini aşağılıyor, zaman buldukça. Sonu da çok güzel bitiyor bu filmin. Birlik beraberlik, aksi takdirde herşeyimizi kaybederiz. Ne güzel değilmi sonunda da hep kaybeden biz oluyoruz. Ne birlik beraberlikmiş kardeşim, bugüne kadar daha kimse bir şey anlayamadı.

MESELA DİYORUM MESELA
Mesela seçimlerde adaylar halk tarafından daha önceden seçilebilse ve herkes o adayların peşinden gitse, mesela Türk gençler birliğinde günün birinde bir bayan başkan olsa, mesela Deb partisi belediyelere aday seçip yetiştirse ya da milletvekili adaylığına layık insanları hali hazırda bulunan milletvekillerinin de yardımı ile yetiştirse, mesela yine Deb Partisi AP seçimlerine girse, mesela tek müftü için birlikte savaş verilse, mesela çift dilli anaokullar yerine tek Türkçe diline sahip anaokullar istense, mesela diyoruz ya hani bu mesela laları çoğaltmak elimizde aslında, her defasında daha fazlasını isteyip de daha azına kanaat getirsek, kimbilir belki de bizim asıl istediklerimiz de bunlar olabilir. Aslında belki de tek yanlışımız hedefimimizin olmaması belki de, belki cesaretli insanlar yetiştiremedik geleceğimiz için, ya da yetiştirmek istemedik işimizin bozulmaması için. Gerçeklerden kendimiz isteyerek kaçtık yani görmemezlikten geldik herşeyi, bilerek isteyerek....

HEPSİ Mİ TESADÜF?
1923’ten başlayalım isterseniz. Garantör ülke Türkiye, ama Lozan'da nedense hep Türkler,in hakkı yeniyor, bir patrik uğruna mübadeleye karar veriliyor. 55 ve 74 olaylarından sonra her iki taraftaki azınlıklar daha fazla haksızlıklara maruz kalmaya başlıyor. Albaylar cuntası da azınlığımız üzerindeki son değişimleri gerçekleştirdikten sonra şimdiki Yunanistan'a uysal zararsız ve kararsız bir Azınlık bırakıyor. Peki o ana kadar ve ondan sonra Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığına yapılanların hepsi mi tesadüf? Tabelaların indirilmesi, Türk kelimesinin olduğu her şeyin yasaklanması, Seçilmiş müftülere saldırı ve mahkemeler, ilkokullarda Türkçe derslerinin bir bir Yunancalarla yer değiştirmesi, üniversiteler için Azınlık öğrencilerine kontenjan sağlanması, anaokullarını mecburi edip tek Yunanca dilini kullanma zorunluluğunun getirilmesi, müftü seçimlerine izin verilmemesi, Türkiye’den mezun öğretmenlerin devre dışı bırakılıp yerlerine Selanik pedagoji akademisi öğretmenlerinin getirilmesi, 240 imam yasasına onay verilmesi ve 7 yıl sonra bu kanunun küçük değişikliklerle faaliyete geçirilmesi. Bunların hepsi tesadüf mü sizce? Ne yani Yunan'ın Türkü sevebilmesi için Bulgarın zulmünü mü görmesi gerekiyor? Müezzinoğlu Yunanistan'ın özgüven sorunu var demiş, haklısınız bakanım  tek kötü tarafı da bu zaten işte, o özgüven meselesini bize de aşılamış olmaları...

O zaman bu hayatta ne anladığını ve bir sonrakilere ne bıraktığını sorarlar insana, sen ne yaptın bu toplum için derler insana. Toplumu da bırak, kendin için ne yaptın be adam demezler mi insana? Hayatın anlamı nedir sizce? Bakın bu konuda bir bilgin nasıl bir yaklaşım yapmış hayatın anlamı ile ilgili. Tabii anlayana...
 
Adamın biri hayatın anlamını arıyordu. Dünyada dolaşmadığı yer, sormadığı kimse  kalmadı ama o bir türlü tatmin olamadı.Yolda bir adamla karşılaştı bir gün ona da sordu. Karşısındaki adam bir bilgeydi ve ona ''bilgem dedi ben hayatın anlamını arıyorum, bana yardımcı olurmusun''. Bilge gülümsedi ve adamın eline bir çay kaşığı verdi içini de zeytin yağı ile doldurdu. Bunu al ve bahçemin etrafında turla ve yağı dökmeden bana geri getir dedi. Adam bütün bahçeyi yağa bakarak turladı ve yağı dökmeden geri getirdi. Bilge ona bahçede neler gördüğünü sordu, fakat adamcağız elindeki kaşığa bakmaktan etrafına dikkat edememişti. ''Git bir daha dolaş ve bana neler  gördüğünü anlat'' dedi. Adam dolaşırken bilgenin harika bir bahçesi olduğunu görmüş ve çok etkilenmişti. Hiç görmediği güzellikte çiçekler ağaçlar vardı bilgenin bahçesinde. Derken, adamcağız kaşıktaki zeytin yağını da dökülmüş olduğunun farkına bile varmamıştı, utanarak çıktı bu sefer bilgenin karşısına. Bilge sadece gülümsedi kendisine ve şöyle dedi? İŞTE HAYATIN ANLAMI budur. Farkında mıdır insanoğlu bunların? Aslında olmalı ama olmuyor işte. Bir insan kendisinin ve hayatın farkında olmalı, gidişatın ve olayların da aynı şekilde. Ömür dediğin nedir ki, 3 gündür. Dün geldi ve geçti yarın. Daha sonrası  meçhuldur zaten. O halde ömür dediğin bir gündür, O da bugündür. Siz sadece bugüne nasıl baktığınızla ilgili sorunları yaşıyorsanız, olaylara da bakış açınız mutlaka değişir. Ölümsüz de olunamadığına göre, sen değil hayatın tadını, hayatın acısını bile anlayamazsın.
 
Bu güzel örnek teşkil eden hikayeden sonra biz de hepinize hayırlı ve bereketli bir hafta dilerken Hoşça kalın Dostça kalın diyoruz...

Mega Lighting
SakburYazarın Diğer YazılarıDiktatörlük dönemine mi dönüyoruz?Ortaya bir karışık lütfenTaktik hep aynı taktik, tutmasa da yine aynıMaskeli balolardan maskeli hayata geçişMendeburlar dünyasıGüncel HaberlerUEFA Avrupa Ligi'nde 12 karşılaşma yapıldıUEFA Avrupa Ligi'nde gecenin sonuçlarıAvrupa Parlamentosu Milletvekili bütçe nedeniyle açlık grevine başladı29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Türkiye'nin Avrupa'daki birçok dış temsilciliğinde kutlandıKoronavirüs salgınında son 24 saat
© MİLLET MEDYA 2020 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech