LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
HAFTANIN İÇİNDEN KAHVE SOHBETLERİ 21111 Eylül 2014Necat Ahmetnecatahmet@gmail.com

ANKARA HAVASI

Mesele harmandalı zeybeğini veya Ankara havalarını oynayabilmek değil, mesele Azınlığın oyununu oynayabilmek. Bizimkiler öğrenmişler Yunan Burnelli çiftetellilerini, hala iki telden çalmaya devam ediyorlar. Zaten başımıza da ne geldiyse bu iki telli çalanlardan geldi. Ankara’da Ankara havası, Atina’da Burnelli çiftetellisi veya zeybek havası. O yüzden bazen havalar da karışıyor zaten rezil oluyoruz. Neyse ki bu durumlarda sosyal ağlar sayesinde doğruları öğreniyoruz. Kimin nerede olduğu, ne yediği, kiminle oturduğu gözler önüne seriliyor. Ama sadece resimlere bakıyoruz inekler gibi, olayın içeriğini öğrenemiyoruz. Çünkü yazı eğer Yunancaysa hiç kimse okumuyor, Türkçeyse yarım yantalak okuyoruz. O yüzden olsa gerek, çoğu zaman da Yunan gazetecileri tarafından alay konusu oluyoruz. Herkes okuduğu kadar, herkes anladığı kadar konuşsa, problem olmazdı belki ama, bizim burada herkes, herşeyi, herkesten daha iyi anladığından olsa gerek, konuşuyor, konuşuyor, konuşuyor.

Tütün primleri kesildi diye yazılar yazıldı, öbür taraftan, “yanlış anlaşıldı öyle bir şey yok” diye karşı çıkıldı. Tabii rençberin işine hangisi geliyorsa, onun yanında olmayı seçti, ama olaylar hiç de iyiye doğru gidiyormuş gibi görünmüyor. Yıllarca milyarlar harcayıp da bu hale getirdikleri Yunanistan’ı, sizce Avrupa Birliği ve İMF yeniden milyarlar harcayıp şu an bulunduğu yerden daha yukarılara çıkarmak için çaba harcar mı? Bu dünyada zaten bir kişiye veya bir ülkeye yapılabilecek en büyük kötülük onu senelerce bakıp, her ihtiyacını karşılamak ve ondan sonra da yalnız başına bırakmak. Bakın bir defa Yunanistan’ın tarihine, ilk olarak Osmanlı devleti, ondan sonra Fransızlar, ondan sonra da diktatörlük. Yani hep başkaları tarafından idare edilme söz konusu. Ta ki  Demokrasiye geçilinceye dek. O günden bugüne ne kadar oldu bir hesaplayın ve kendi kendimizi idare etme süresinin ne kadar olduğunu görün, veya o yukarıda verdiğimiz örnek misali, Avrupanın bizleri ne kadar idare ettiğine bir bakın. Her şeyin çok kolay olduğu dönemin kaç yıl olduğunu zaten göreceksiniz. Bundan sonra ne mi olur? İnsanın zor dönemde dayanabileceği dostları veya komşuları olmadığında, olanlar olur tabii ki. Benim bugün bankaya ödemem var ama ben komşularıma başvuracağıma Almanya’daki  halamdan para bekliyorum olur mu?

Okullar açıldı. Çocuklarımız yine belirsizliğin yaşandığı bir eğitimin içine atılmaya çalışılıyor. O yukarıda bahsettiğimiz iki telden çalanlar, Azınlık okulları kapanmasın, çocuklarımızı ana okullarından ilkokullara kadar Azınlık okullarına gönderin mesajları ve sözlerini oturdukları yerlerden söylemeye başladılar bile. Ama her istediğimizde çocuk yapamadığımızdan, elimizde olan çocuklarımızın da iyi eğitim alabilmeleri konusunda en iyisini yapayım mantığı ile, söyledikleri  ile yaptıkları yine farklı olacak. Tabii bu da, ileride kendi çocuklarını garantiye alma çabasından başka bir şey değil. Haklı da adamlar. O kadar yetiştirmiş büyütmüşsün, adam gibi adam olmayacaksa ben onu ne yapayım? O yüzden gerekirse özel okullar, özel fakültelerde okusun, sonra babasına hayır dua eder. Siz ne bakıyorsunuz ki, haksız mıyız yani, siz özel eğitimin ne kadar pahalı olduğundan bir haberiniz var mı? Çocuğunuzun hangi bölümde okuması gerektiğini biliyor musunuz? Meraklarını, yeteneklerini gözetliyor ve öğreniyor musunuz? İşten güçten zaman mı kalıyor diyeceksiniz biliyorum. Hadi o zaman bedava eğitim olan yere kardeşim. Hem paran yok, hem de kıskanıyorsun. Senin yaptıklarınla birilerinin para kazanmasına sebep oluyorsan, o zaman konuşmaya da hakkın yok. Konuşmak için öğrenmek, gerektiğinde karşı gelebilmek, doğrularda olduğu gibi yanlışlarda da birlik olabilmek. Öyle birbirinin kuyusunu kazmakla olmuyor bu işler. Kendi zamanını kendin için harca, başkaları için değil. Bizim yaptığımız ötekiler yol alırken, sadece kuru bir gürültü. E onu hayvanlar da yapabiliyor.O zaman farkımız ne?

İyi bir eğitim yılı dileyerek yazımıza son verelim. Günler çuvala girmedi ya, konuşulacak o kadar çok şey var ki ilerki günlerde ve haftalarda sağ hoş olursak doya doya konuşuruz. Hadi bakalım şimdilik Hoşça kalın, Dostça kalın…

Mega Lighting
SakburYazarın Diğer YazılarıDiktatörlük dönemine mi dönüyoruz?Ortaya bir karışık lütfenTaktik hep aynı taktik, tutmasa da yine aynıMaskeli balolardan maskeli hayata geçişMendeburlar dünyasıGüncel HaberlerUEFA Avrupa Ligi'nde 12 karşılaşma yapıldıUEFA Avrupa Ligi'nde gecenin sonuçlarıAvrupa Parlamentosu Milletvekili bütçe nedeniyle açlık grevine başladı29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Türkiye'nin Avrupa'daki birçok dış temsilciliğinde kutlandıKoronavirüs salgınında son 24 saat
© MİLLET MEDYA 2020 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech