LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Haftanın İçinden Kahve Sohbetleri 14323 Şubat 2012Necat Ahmetnecatahmet@gmail.com

BEREKET VERSİN YİNE KURTULDUK
Kurtulduk ama galiba sadece devlet olarak kurtulduk. Millet olarak işler karışık. Zaten milletin nasıl yaşayacağı kimsenin umurunda değil ki, bir parça ekmek bulduğunda yaşayıp gider işte. Ölsen de yine devletin işine yarar, onun için sık dişini. Gençler mi, onların işi artık daha zor. Onlar 3 ayrı ülkede iş aramak zorunda kalacaklar bundan böyle. Nasıl olsa Merkel’e çalışıyoruz diyecekler bari Almanya’ya gidelim de parayı doğrudan kendisine verelim, öyle banka aracılığı ile gecikir mecikir, belli mi olur bu Yunan bankalarına? Eurogroup’tan çıkan netice Yunanistan için şimdilik iyi gibi görünebilir ama halk için biraz pahalıya patlayacak gibi duruyor. Üstelik 100 milyar da silinmiş, vay be ne kadar da çok seviyorlarmış bizleri! Gayri safi yurtiçi hasılasını 2020 de % 120,5’a çekeceklermiş. Çekseler ne olur, bu yüzdeye kim sorursa daha 2009 da ulşacaklardı. Gerek sigorta şirketlerinin gerekse bankaların uyguladığı sisteme bir bakıyoruz, meğerse halkın yavaş ölümü için ayarlanmış her şey. Yani bundan sonra sizi yavaş yavaş öldüren sigarayı içmenize de gerek yok. İşe bakın ki insanı yavaş öldüren başka şeyler de çıktığından olsa gerek, sigaralar her yerde pahalanırken Yunanistan’da ucuzladı. Hayret onlar bile rekabete ayak uyduruyor. Yavaş ölümü kimsenin eline kaptırmak istemiyorlar anlaşılan. Amaç kenarda bulunan paraları da ele geçirmek olduğundan sigorta kurumları, şirketlerin baskısından kurtulmak için parayı hastanın cebinden çıkaracak, ondan sonra da ben sana öderim diyerek avutacak. Ödeyemese de milyonlarca insanın bir araya gelmesi imkansız. Yalnız başına sigorta kurumuna savaş açacak değil ya. Kısacası kobay olarak kullanılmaya başladık bile de haberimiz yok. Avrupanın her yerinde bize acımış olsalar gerek ki herkes “Biz de Yunanlıyız” pankartlarıyla yollara döküldüler. Hiç sevinmedik. Çünkü dikkat ederseniz hep öldükten sonra insanın değeri artıyor. Bu durumda da herhalde bizleri de artık o durumda görüyorlar. Kıbrısta biri ölüyor herkes Kıbrıslı, bir Ermeni yazar öldürülüyor herkes Ermeni, Yunanistan can çekişiyor yada öldü, herkes Yunanlı, ne diyelim Yılmaz Özdil’in de dediği gibi Allah Bülent Ersoy’a uzun ömürler versin. Resim tabloları gibi değerimiz öldükten sonra ortaya çıkacaksa kalsın…

BAKALIM MİLLETVEKİLLERİ DE CUMHURBAŞKANI PAPULYAS’A AYAK UYDURACAK MI?
Millet canıyla uğraşıyor bunların düşündüğüne bak şimdi. Cumhurbaşkanı ve yardımcısı maaşlarını devlete bağışladılar ya, şimdi meclistekilerin de halka iyi görünmek için bir şeyler yapmaları lazım. Nasıl olsa bir sonraki seçimlerde çoğu yeniden çıkacağına bile inanmıyor. Zaten o yüzden adam ne bulursa yemeye çalışıyor ya. Bugüne kadar yemişler, şimdi can çekişirken bari kimse anlamaz mantığı hala mevcut bu ülkede. Bütün Avrupa Yunanlı oldu, bunlar bu ülkeyi bir türlü sevemediler. Aslında kriz olayı galiba sadece halka mesaj olarak geçirilmeye ve korkutulmaya çalışılıyor. Çünkü onlarda kriz olduğuna pek inanan yok. Yurtdışından Yunanistan’a gelenler de zaten burda kriz olduğuna inanmıyor. Herkes siyasi bir kriz olduğuna inandırmaya çalışıyor kendini, o yüzden dolayı da erken seçim olması fikri hakim her yerde. Nitekim koalisyon bir hükümet hayali tüm parti başkanlarının kafasında yerleşmiş durumda. Ama hesaplamadıkları bir şey daha var, ya ND Pasok ve Laos 3 lüsünün kuracağı bir hükümet olması lazım ki bu durumda Bakoyanni’yi de yanlarına alabilirler, ya da diğer sol partilerin liderlerini de imza atmaya mecbur ederler. Aksi takdirde Avrupa Birliği seçim olursa hükümetin başındakilerin kim olduklarını daha şimdiden bilmediğinden dolayı pek seçime gidilmesine izin vermeyeceğe benziyor. Göreceğiz bakalım…

BİZ YUNANLIYIZ DEMEKLE DESTEK OLUNSAYDI!
Biz de Yunanlıyız demekle destek olunacağı yok aslında bu halka. Çünkü iş paraya veya hak vermeye geldiğinde herkes ortalardan kayboluyor nedense. Ama bakın Türkiye’ye, biz de Yunanlıyız demektense liderlerini, meclisteki toplantıda problemlerini aktarabilsin diye oraya çağırıyor. Demokrasinin nerede daha güzel işlediği de böylelikle belli olmuş oluyor. Amaç eskileri kabullenip yeni bir yelken açmaksa ileriye, o zaman demek ki Türkiye doğru yolda. Ya bizim haklarımız? Koalisyondan önce bu haldeysek varın siz düşünün koalisyon hükümetleriyle ne olacak? Nasıl olsa bu azınlık tüm vergilerini ödüyor, demek ki hala paraları var, onları da nasıl alırız diye düşünmeyecekler de ne düşünecekler? Aslında bizim çok dürüst olduğumuzu, devletimizi çok sevdiğimizi mi düşüneceklerdi? Onu zaten bilyorlar da kabullenmek çok zor nedense...

KAMUYA AİT ARABALAR TÜRKİYE’YE DE GİDİYORMUŞ
Vay be ne büyük bir suç. Çarşamba günü yerel bir Yunan radyosunda haber olarak geçen ve eski belediye başkanının da destek verdiği sunucunun söylediği şeye bakın. Milletvekilleri kendilerine devlet tarafından tahsis edilen arabalarla Türkiye’ye de gidiyormuş. Yani İtalya veya Almanya’ya gitse problem yok. Hatta Cumartesi Pazar da bu arabalarla geziyorlarmış diyor bir ara sunucu. Kardeşim en azından o arabalar onlara verilmiş, herhangi bir kamu hizmetinde herkes kullansın diye değil. Siz bir de kimin tarafından kullanıldığı belirsiz devlet arabalarına bir bakın. Mazotunu kimlerin karşıladığına bir bakın. Herhangi bir kamu hizmeti için devlet tarafından verilen araba sayısına bir bakın ve Avrupa’nın diğer ülkelerindekilerle bir kıyaslayın. Tabii kıyaslamak kurtarmıyor, çünkü gerek Fransa’ya gerekse Almanya’ya göre buradaki makam arabaları çok daha fazla. Yani devletin bir suçu yok, suç sadece milletvekillerinde. Devlet vermese onlar da da araba olmayacak. Sadece Fransayı düşünün yeter, hükümet son aldığı karar neticesinde toplam makam arabalarını 9000’den 7000’e düşürme kararı aldı. Hatta bırakın hafta sonu o arabalara binmeyi, eşlerini ve ailelerini o arabalara bindirmeleri bile yasak. Sonra tasarruftan bahsediyoruz. Hangi tasarruftan? Yapamadığımız ve devlet olarak beceremediğimiz tasarruftan mı? Bırakın Allah aşkına, verildiği zaman hayır diyen kaç kişi tanıdınız ki siz bu memlekette?

NEDİR BU 2020 VE 2023 HASTALIĞI?
Yunanistan’da herkes 2020 de ülkenin düzeleceğini söylüyor, Türkiye ise Avrupa Birliğine giriş tarihi olarak 2023’ü gösteriyor. Sadece de o değil tabiiki, yeni projelerin hayata geçmesi beklenen, Türkiye’yi zirveye taşıyacak bir yıl olarak gösteriliyor 2023 yılı. Bizimkiler de krizden kurtulmaya başlayacağımız yıl olarak gösteriyor 2020 ve sonrasını. Ama Estonya’daki maaşlara düştüğümüzde, Etiyopyalılar gibi yaşamaya alıştığımızda. Ama üzülmek yok nasıl olsa hedef şu andakinden daha iyi mantığı ile yürütülüyor. Biri düşünülmesi bile zor olan şeylerin peşinde, diğeri ise başını dertten nasıl kurtaracağının peşinde. Sonuçta herkes bir şeylerin peşinde üzülmeyin, sizin için de düşünenler var nasıl olsa...

Sıra bu haftaki fıkramıza geldi galiba. Hayal dünyasında yaşayanların fıkrası olsun bu haftaki fıkramız da:

Temel evini satmak ister…
Dursun da,
“Alırım ama tek şartla; o da, bana bu evi alacağım kadar borç para verirsen” der…
Temel, Dursun’ a evi satar ve borç da verir…
Az sonra Temel hafiften uyanır gibi olur ve hanımına sorar:
- Yav Fadime, cepte para kalmadı; ev de yok… Bu nasıl alış-veriş?
- Temel ha bu senin yaptığın ev satışı falan değil, özelleştirme gibi bir şey…

Mega Lighting
SakburYazarın Diğer YazılarıDiktatörlük dönemine mi dönüyoruz?Ortaya bir karışık lütfenTaktik hep aynı taktik, tutmasa da yine aynıMaskeli balolardan maskeli hayata geçişMendeburlar dünyasıGüncel HaberlerYüksek Tahsilliler Derneği'nden lise öğrencilerine yönelik çevirimiçi söyleşiFransa'nın İslam düşmanlığına Arap ülkelerinden tepkiler devam ediyorBatı Trakya'da koronavirüs vakaları artıyorYunanistan'da günlük vaka sayısı bine yaklaştıMilletvekili İlhan Ahmet iktidarın ekonomi politikalarını eleştirdi
© MİLLET MEDYA 2020 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech