LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Haftanın İçinden Kahve Sohbetleri 21310 Ekim 2014Necat Ahmetnecatahmet@gmail.com

AMİRE TAMİR, ARİF’E DE TARİF GEREKECEK

Bu gidiş, gidiş değil ki, tabii ki gerekecek. Millet geçinme derdinde, biz dedikodu peşinde. Millet can derdinde, biz nam peşinde.

Ekonomi, halkı öyle bir duruma soktu ki, intiharlar üstüste. Tek bir toplantı oldu sadece, canlı yayın yapıldı o kadar. Üstüne daha fazla gidilmedi. Demek ki derdi olmayan bilmiyor, ama bir yere davetli olarak gittiğinde, nedense o bilmediği halkını temsil ediyor, onlardan herkese selam götürüyor.

Eğitimde, sıkıntılardan dolayı halk kan ağlıyor ama anlayan yok. Özel üniversitelerde okuyanlar bu insanları nasıl anlasın ki? Sonra Azınlık okulları elden gidiyor diye bağırıyoruz. Birlik beraberlik nerede diye haykırıyoruz. Nitekim herkesin büyürken sözlerden değil örneklerden etkilendiğini ve onları uygulamaya çalıştığını unutuyoruz. Çocuk büyüklerinin yaptıklarından örnek alır, ona söylenenlerden değil. Çünkü genelde söylenenler başka, yapılanlar başkadır hep. İşte o çocuk dediklerimiz büyüdü artık. Şimdi ne yapacağız? “Aynı tas aynı hamam, her şey bıraktığım gibi” demez mi şimdi bu genç olmuş çocuklar?

Devletler arasında çözülecek konularda bilirkişi kesiliyoruz da, kendi aramızda halledebileceğimiz konularda neden hep çaresiz kalıyoruz?

Seneler önce bir eğitim şurası yapıldı, her sene yapılması uygun görüldü ve hala yapılıyor. Ne oldu aydınlar mı azaldı, eğitime karşı olan ilgi mi? Hani günden güne yüksek tahsilliler çoğalıyordu bu memlekette?

Ramazan geldi geçti, Kurban da. Hayatımızda tek bir Ramazan çadırı görmedik buralarda, ama her akşam farklı yerlerde iftarlara katıldık, halkımızın aç olan kesimi kilise ve farklı Yunan dernekleri tarafından dağtılan yemek kuyruklarında beklerken.

Cemaatler dedik, tarikatlar dedik, imam hatipliler veya katipler dedik, alevi ve sünni dedik, sonunda kazığı hep biz yedik. Her ayrımcılık kelimesini kullandığımızda, daha güzel oyuna geldik. Ayrıla ayrıla yakında atom parçacıklarına bölüneceğiz.

Aramızdaki suçluları ararken değerlerimizi kaybettik, güven de uçtu gitti. Herkes kendi derdinde ama, gözü kulağı komşusu veya arkadaşının yaptığı işte. Zamanımızı böyle harcıyor, ama her defasında yine kendimizi haklı çıkarmaya çalışıyoruz. Daha 1913’de başlamış şikayet etme alışkanlığı, hala gelenek haline gelmiş bir şekilde devam ediyor  ve bir asırı geçmiş bir gelenek olarak tarihe adını yazdırıyor.

Zaten hep bu yüzden değilmi problemlerimize kararlı ve emin bir şekilde eğilemememiz? Bu yüzden değil mi, bugüne kadar farklı alanlarda dernekler kuramayışımız? Bu yüzden değil mi kimseye güvenemememiz?

Kardeşlik müslümanlık sadece bayramlarda değil, bu halkı düşünmek sadece kameralar önünde değil, her zaman her yerde inanarak ve yaşayarak olma durumundadır. Aksi halde bize verilen bilgilerle, yalan yanlış haberlerle bu hayatımıza devam etmek zorunda kalacağız.

Sivil toplumun örgütlenmesi için daha ne yapılması gerekiyor? Üstlerin üst olarak kendilerini ispat edebilmeleri, rabbena ver bana mantığından az da olsa vazgeçmeleri, aldıklarının hakkını vermeleri, bazı durumlarda da Allah için iş yapmaları, sanırsam en önde gelenlerden sadece bir kaçı.

Söylediğimiz sözlerin değil, yaptıklarımızın yer tuttuğu bir dünyada, artık örnek olma zamanı geldi de geçiyor.

Zordan hayır yapmakla, gönülden hayır yapmanın arasındaki farkı artık anlamak zorundayız. Normal insanların bile anlayabildiği bu küçücük kandırmacaları, ( Haşa ) Allah’ın görmeme veya anlamama ihtimali var mı? Tabii ki yok. O zaman kendimizden başka kandırdığımız kim var? Mütevazi olmasını beceremediğimiz bir dünyadan nasıl ayrılacağız ki, arkamızda ne bırakacağımızı düşünmemiz lazım bir kere. Bize sövüp sayacak bir toplum mu, yoksa bizim yolumuzdan yürümeye çalışacak insanlar mı?

Zamanında bir kahraman çıkardık belki ama, şimdi o gibi insanların yerine geçebilecek kişiler bulamıyoruz, ama örnek almaya da devam ediyoruz. Aldığımız örnekler ne işe yaradı peki? Bir düşünmesi lazım insanın, etrafımızdakileri de örnek alıyoruz, sanatçıları da, ama onların altyapılarını veya aile durumlarını hiç düşünmeden. Ona, büyüyüp gelişirken aşılanan cesareti ve gücü hiç bir zaman hesap etmiyoruz. Ona, verilen eğitimi aklımızdan bile geçirmiyoruz. Aslında onu  örnek almak  değil,ondan daha güçlüsü olmak için savaş vermeliyiz.

Başımız dik durabilmeliyiz herkesin karşısında. Birlik olabilmeliyiz problemler karşısında. Nasıl mı? Çok kolay. Başkasını mutlu etmek isterken karşı tarafın da bunu istemesi, birini severken karşı tarafın da bunu yapabilmesi, aslında en basit olan çözümlerden bir tanesidir. Dinimiz de aynı şeyi söylemiyor mu zaten? İşte bunun adıdır zaten paylaşmak, paylaşabilmek. Bilgiyi paylaşmak, zenginliği paylaşmak, derdi paylaşmak, kardeşliği paylaşmak, oyları paylaşmaktan daha güzel olsa gerek...

O zaman ne amire tamir, ne de Arif’e tarif zaten gerekmeyecek. Çünkü güzellikler paylaştıkça çoğalır. Sadece problemleri paylaşmaktan vazgeçelim.

Mega Lighting
SakburYazarın Diğer YazılarıDiktatörlük dönemine mi dönüyoruz?Ortaya bir karışık lütfenTaktik hep aynı taktik, tutmasa da yine aynıMaskeli balolardan maskeli hayata geçişMendeburlar dünyasıGüncel HaberlerKarabağ'da PKK'lılar Ermenistan'ın ilk savunma hattında görevlendiriliyorBrezilya'da Oxford'un Kovid-19 aşısı deneylerine katılan bir gönüllü doktor öldüErmenistan Başbakanı: Dağlık Karabağ konusu diplomatik olarak çözülemezAzerbaycan ordusu 21 köy ve 1 kasabayı daha işgalden kurtardıYunanistan Kovid-19 vakalarında en yüksek seviyeyi gördü
© MİLLET MEDYA 2020 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech