LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Haftanın İçinden Kahve Sohbetleri 21614 Kasım 2014Necat Ahmetnecatahmet@gmail.com

TAŞ DUVARLAR ÖRECEĞİMİZE TAŞ KÖPRÜLER YAPALIM

Dikkat ederseniz birincisi insanları birbirinden ayıran, diğeri de birleştiren iki ayrı unsur. Birincisinin acısını çok kişi yakından yaşadı, dünyanın bazı yerlerinde yaşamaya da devam ediyor. Ama köprüler her zaman birleştirici olmuş, ha iki yakayı birleştirmiş, ha iki ülkeyi. Neticede toplumların birbirine ulaşmasına aracı olmuştur. Hal böyle iken, mecazi anlamda bizler hala kendi aramızda ayrımcılığı temsil eden duvarlar inşa etmeye devam ediyoruz. Her yerde bir duvar, her yerde bir ayrımcılık. Köprüler kurmayı öğrenemedik bir türlü.

Duvarı örmeyi bitirenler, bu sefer de ötekilerinin başlarına ağlar örmeye başladı. Kulağı geçecek olan boynuzdan korkarken, başkalarını boynuzlamaya başladı. Kısmen ötekileştirildi bazıları. Hep farklı bir sebep arandı. Biri Türkiye’den mezun, diğeri Yunanistan’dan, bir diğeri ise Arap ülkelerinden. İşimizi yapan değil, yanımızda olmasını istediklerimiz ilerledi hep, son zamanda bir de kılık kıyafeti düzgün olanlar. Bir teneke altına değil, küflü bir koltuk uğruna satıldı insanımız hep. Sonra Romayı yaktı diye Neron’u eleştirirler, adam en azından erkekmiş yakıyorum demiş yakmış. Bizim içimizde böyle erkekler de kayboldu. İllede gizli yakacak, ille de gizli oynayacak. İnsanların neredeyse yatak odalarının bile sosyal ağlara takıldığı bu zamanda gizli gizli birilerini yakmak da ne demek?

Sonra saklan taş duvarların ardına. Demek ki bu duvarlar sadece insanları ayırmaya değil, saklanmaya da yarıyormuş, suçluyu ortada bırakmıyormuş. Vay be. Ama unutulmasın ki, herkes kendi çukurunu kazar misali, o duvarlar bir gün geçilmez hale gelirlerse, içeride kalanlar da çok olacak.

Hala birbirimizi etiketlendirmekten vazgeçemedik. Birimizin problemi, ne zaman hepimizin problemi olacak? Ne zaman birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için sloganını kullanmaya başlayacağız? Her geçen günün aleyhimize çalışmasına, ne zamana kadar izin vereceğiz. Kendi içimizde isyan etme olayını ne zaman başkalarına karşı kullanabileceğiz? Boşa zaman harcamayı ne zaman bırakacağız?

Meşhur bir Çin hikayesi vardır. Bu hikaye aslında oldukça derin manalar taşımaktadır ama, ilk bakışta bir fıkra gibi değerlendirilmesi de mümkündür.

Hikaye özetle şöyledir:

Genç Çin’li, heyecanla yaşlı Çin’liye anlatıyor:
- Duydun mu yeni bir araba icat etmişler.
- ……
- Kömürle çalışıyormuş.
- ……
- Yaylar üzerinde su gibi akıyormuş.
- ……
- Eskiden üç ayda aldığımız yolu artık üç günde alacağız.
- Eskiden doksan günde gittiğin yere, artık üç günde mi gideceksin yani?
- Evet
- Peki, kalan seksen yedi günde ne yapacaksın?

Evet , ihtiyar Çin’linin de anlatmaya çalıştığı gibi, aslında önemli olan diğer boş günlerde neler yapılacağı. Boşu boşuna harcanılmaması. O seksenyedi günün nasıl doldurulacağı. Kazanılan bu sürede hiçbir şey yapılmayacaksa bu kazanç ne işe yarayabilir ki? Daha başka bir ifadeyle kullanılmayan zaman ne işe yarar?

Günümüzde zaman, en önemli değerlermizden biri, iyi kullanmak gerekir. Önce kendisine, ailesine , komşusuna ve vatanına faydalı işler yaparak zamanı kullanabilenlere ne mutlu… Ne mutlu böyle insanlar yetiştirip de azınlığın yararlanabileceği yerlere onları getirebilenlere. Aman benim yerim benim koltuğum gitmesin deyenlerden, Azınlık haklarını savunduklarını söyleyip de, kendi işlerini yükseltenlerden ve bu çok değerli zamanlarımızı boş sözlerle alanlardan Allah hepimizi korusun… Amin…

Şu andaki kriz yüzünden zaten bazı değerlerimizi kaybeder olduk, en azından diğer tarafın da bu krizden zarar gördüğünü ve bugüne kadar aile başına aldıkları gelirin yavaş yavaş azalmasından sonra, artık bize savaş açanlarla daha eşit şartlarda savaş verebileceğimiz için şahsen ben seviniyorum. Çünkü düşünürseniz kriz sadece bizim için geçerli değil, tüm herkes için geçerli. Ekonomik güçlerini yitiren insanlar, unutmayın ki aşırı milliyetçi olamazlar, olsalar bile daha çok kendilerine zarar verirler. Çünkü para uğruna onlara destek veren ve arkalarından giden insanlar yoktur artık peşlerinde. Onlar da biz garibanlar gibi yalnızdır artık… Peki bu kriz nasıl başladı hiç düşündünüz mü? DÜNYA PİYASALARI, değişik nedenlerle ve değişik zamanlarda küçük ve büyük krizler yaşar. Bu alışılmış bir durumdur ama, her kriz beraberinde dünya savaşları gibi korkunç sonuçları da getirebilir, bir kaç yıl, belki bir kaç ayda bitebilir de…

İçinde bulunduğumuz kriz ise, daha öncekilerin hiçbirine pek benzemeyen farklı bir kriz. Bu krizin analizini yapmak için kapitalist- global ekonominin iyi bir analizini yapmak gerekir. Ama bu bizim işimiz olmadığından ve başkalarının işine karışmamak için, sadece birkaç kelimeyle bu kriz olayını da kapatmak istiyorum. Çünkü anlayan zaten anlayacaktır. Kapitalist sistem büyümeye endekslidir. Büyüme yavaşlarsa veya küçülme oluşursa sorunlar da başlar. Kapitalist sistemin şu ana kadar dünyayı avucunun içine alması kolay oldu, çünkü dünya sürekli artan nüfusu ve ihtiyaçları ile bu büyümeye ayak uydurabiliyordu. Bu nedenle muhafazakar sosyalist ve kominist yönetimler, etkinliklerini yitirdiler, global iletişimin kolaylaşması, mal ve hizmetlere nerede olursa olsun ulaşmak, daha da basit oldu. Kapital sahipleri, bu alışverişlerde kapitallerine kapital kattılar. Ama bir yerde hata ettiler. Olması gerekenden daha çoğunu istediler. Son krizin temel nedeni de bu işte. Bu fazla olan ürünün ellerinde kalması. O yüzden zaten büyük araba firmaları bile ortaklığa gidiyor, o yüzden zaten bazı büyük şirketler küçülmeye gidiyor, o yüzden zaten fabrikalar işçi, çıkartıyor. Peki bunun sonu ne olacak? Muhakkak ki kötü şeyler olacak, hazırlıklı olalım ve ayağımızı artık yorganımıza göre uzatalım. Avrupa ve dünya hakikaten zor durumda ve Yunanistan ise bunların başında yer alıyor, ona göre davranalım…

Sonuç olarak artık gerek iki halk arasında, gerekse iki ülke arasında köprüler kurmaya özen gösterelim. Gün gelir herkese lazım olabilir.

Bu haftalık bu kadar değerli dostlarım. İyi bir hafta geçirmeniz temennisiyle Hoşça kalın Dostça kalın...

Mega Lighting
SakburYazarın Diğer YazılarıDiktatörlük dönemine mi dönüyoruz?Ortaya bir karışık lütfenTaktik hep aynı taktik, tutmasa da yine aynıMaskeli balolardan maskeli hayata geçişMendeburlar dünyasıGüncel HaberlerKarabağ'da PKK'lılar Ermenistan'ın ilk savunma hattında görevlendiriliyorBrezilya'da Oxford'un Kovid-19 aşısı deneylerine katılan bir gönüllü doktor öldüErmenistan Başbakanı: Dağlık Karabağ konusu diplomatik olarak çözülemezAzerbaycan ordusu 21 köy ve 1 kasabayı daha işgalden kurtardıYunanistan Kovid-19 vakalarında en yüksek seviyeyi gördü
© MİLLET MEDYA 2020 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech