LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Haftanın İçinden Kahve Sohbetleri 21811 Aralık 2014Necat Ahmetnecatahmet@gmail.com

AZINLIK NE İSTİYOR?

İnsan istediği şeylerin peşinden ısrarla gider. Hedefine ulaşmaya çalışır her defasında. Zorluklarla muhakkak karşılaşır ama yılmaz, yorulur ama durmaz. Azınlık insanının gerçek anlamda ne istediğine baktığımızda, aslında bu istediklerini gerçek anlamda istemediği ve sadece laf olsun torba dolsun misali kahvehane köşelerinde konuştuğunu görmekteyiz. Hal böyle olunca herhangi bir Azınlık probleminin üzerine yeteri kadar gidilemiyor tabii ki.

Peki suç kimde?

Senelerdir, bu işleri biz biliriz, biz yaparız diyen önderlerde mi, yoksa halkın bir araya geldiğini gören devletin, hemen başka problemlerle o azimli kişileri onlarca parçaya bölmesinde mi?

Tarihe baktığımızda, 1955’lerde Türk, 1974’lerden sonra Müslümanız. 2010’lardan sonra Müslüman olan Azınlığın içine, Pomak ve Roma soylarını da sokmaya çalışıp Lozan’a göre tek olan Azınlığı parçalamaya çalışan ve hala bunun üzerine tezler üreten bir zihniyetle karşı karşıyayız.

Azınlık önderlerine göre problemler çok. En önemlisine göre sıralayın dendiğinde ise, herkes farklı düşünüyor. Halka danışılma olayı alışılagelmiş bir şey olmadığından ötürü de, halk bu sıralamayı hiç bir zaman öğrenemedi. Herkes yaşadığı problemleri bildiğinden dolayı, var olan problemleri genelde kendikilerinden sonra öğrenmeye çalıştı. Birlikte çalışma mantığı da eskilerden beri bu insanların beyinlerine bilinçli şekilde empoze edilmediğinden, işini her defasında avukata vermeye alıştı. Günden güne tabii ki avuktlar da çoğaldı, devletin avukatlığını yapanlar, partisinin avukatlığını yapanlar, kurumunun avukatlığını yapanlar derken, bir de Azınlığın avukatlığını yapanlar peydahlandı. Bunlar belki de en tehlikelisiydiler bu halk için. Çünkü seneler geçtikçe bu avukatlar, hep davaları kaybetmeye başladılar. Kaybedilen her davadan sonra başkalarını kötülediler, başkalarını düşman edindiler. Halk ise, nasılsa bizim işimizi yapanlar var diyerekten, artık kendi şahsi problemleri ile bile ilgilenmemeye başladı.

-Atina’ya yürüyüşe gidilecek denildi, avukatlarına güvenenler gitmedi.
- Tütüncüler birlik olsun fiayatlar yükselsin denildi, herkes kendi bildiği tüccara sattı, o konuda avukata da gerek duymadı.
- Altın madenleri protesto edilsin denildi, kimse yerinden tepişmedi.
- Beyaz oy kararı çıktı, çoğunluk beyaz isimli partiye gidip oyunu verdi.

Nitekim bu halkın yeteri kadar bilgilendirilmediği her defasında ortaya çıktı. Taa ki, problem tek oluncaya dek. Ekonomik sıkıntılar baş göstermeye başladığı andan itibaren, herkesin problemi de aynı hedefte buluştu. Bu sefer de, Azınlığın genel problemleri konuşulmaz oldu. Çünkü artık herkesin tek bir hedefi vardı. Para yokken çocuğuna kaliteli eğitim nasıl verecekti? Para yokken vakıflardaki sorunları o nasıl bilecekti. Onlarla uğraşmaya zamanı kalmıyordu. Zaten çocuklarını da o konularda bilinçli yetiştirmemişti ki. O konuda da hep büyüklerine güvendi, önderlerinden medet umdu. Ve ne yazık ki bırakın 1950’li yılları, yakın tarihimiz olan 1990’lı yılları bile bilmeyen bir gençlik yetişti. Tarihinden örnek alamayan, vatanın ve paranın kıymetini bilmeyen bir gençlik yetişti bizim sayemizde. Önderlerin korkuları farklı, gençlerin hayalleri farklı. Korkulardan dolayı ısınamadı bu halk birbirine, korkulardan dolayı güvenemedi komşusuna, dostuna. Çünkü zor günlerde kimse yoktu yanında, olmadı. O yüzden artık ne istediğini bile karıştırdı insanlar, nasıl olsa günahı bile bilmeden işlemek, bilerek işlemekten daha farklıydı, oruç nasıl olsa bilmeden yenirse bozulmazdı, öyle öğretildi. Kolaylıklar sunuldu her konuda liderler ve veliler tarafından. Her şey toz pembe görünüyordu bu ekonomik kriz gelinceye kadar. Belki bu herşeyi bilen ve güçlü geçinenlerin de işine geliyordu, herkes rahat ve bilinçsiz, yapılanların farkında değil, böylelikle memleket kurtarmak da çok daha kolaydı nasılsa. Rahatsız eden yok, şikayet eden yok, oh ne ala...

Paralar eksilmeye başladığında, herkesin kafası çalışmaya başladı her ne hikmetse, çünkü çoğunluğun problemi artık aynı idi. Görüntü netleşmeye başladı. Tabii bu durumda önderlerin işleri de zorlaştı. Daha protesto yapmaya alışmadık ama en azından çoğu kişinin Azınlık’la ilgili görüşleri netleşmeye başladı. Eskiden Yunan devleti, birlik olunmasın diye bir problemin yanında diğerini de hemencecik servis ediyordu, ama şimdi işler onlar için de  zorlaşmaya başladı. Polemiğe girmeden masa başında işlerini halletmeye çalışıyorlar ve dikkat edin bunu, ya halka biraz para verdikten sonra yapıyorlar, ya da kılıfına uydurduktan sonra. Çünkü biliyorlar ki artık herkesin problemi aynı, ekonomi...

Bu Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığı’nın bel kemiği kırık olmaya devam ettiği sürece de, düşmanların işleri bir o kadar hafifleyecek. Pansuman yapmak için değil, tedavi etmek için gelen kişilerin artık gelmesi lazım. Aksi takdirde ya koltuk değneklerini, ya da tekerlekli sandalyeleri göndermek zorunda kalacaklar. Cesaretli toplumların çoğu, emekliye kaç yaşında ayrılacağını bilip de programını kurabilen, cebinde parası olduğu için gerektiği yerde konuşabilen, hakkını sonuna kadar arayabilenlerdir. Ve ne tesadüftür ki bu toplumların hepsi de ekonomik sıkıntı içinde değildirler. Yorum sizlere ait, çözüm mü istiyoruz yoksa bu şekilde yolumuza devam mı ediyoruz. Bize her konuda kendini güçlü hisseden insanlar mı lazım, yoksa bizi rahatsız etmesin de ne hali varsa görsün dediğimiz insanlar mı? Karar sizin değerli büyüklerim...

Aynen fıkramızda olduğu gibi:

“Doktor bey” der yaşlı kadın “gaz sorunum var, ancak çok şikayetçi de sayılmam. Gaz çıkardığım zaman ne ses çıkıyor, ne de kötü kokuyor. Mesela geldiğimden beri en az yirmi kez gaz çıkardım, ama siz bile farkına varmadınız.”

Doktor, “Bu hapları alın, bir hafta sonra sizi tekrar göreyim” der.

Bir hafta sonra yaşlı kadın kontrole gelir.

“Doktor Bey oğlum, bana ne halt verdiniz bilmiyorum, gaz çıkardığım zaman hala ses çıkmıyor ama, müthiş kokmaya başladı”

“Çok iyi” der doktor... “Burnunuz düzelmiş, şimdi sıra kulaklara geldi!!!.”

İşte böyle, Azınlık olarak 5 duyumuzu da kaybetmek için elinden geleni yapan bir zihniyete hayır demenin zamanı geldi. Hatta kulaklarımızın yanında biraz da gözlerimizin açılması için de bir şeyler yapsanız daha iyi olur değerli büyüklerim. Çünkü biz zaten kokuya alıştık, problemimiz önümüzü görememekte.

Bu haftalık da bu kadar değerli dostlarım, haftaya inşaallah görüşmek ümidiyle. Hoşça kalın Dostça kalın...

Mega Lighting
SakburYazarın Diğer YazılarıDiktatörlük dönemine mi dönüyoruz?Ortaya bir karışık lütfenTaktik hep aynı taktik, tutmasa da yine aynıMaskeli balolardan maskeli hayata geçişMendeburlar dünyasıGüncel HaberlerUEFA Avrupa Ligi'nde 12 karşılaşma yapıldıUEFA Avrupa Ligi'nde gecenin sonuçlarıAvrupa Parlamentosu Milletvekili bütçe nedeniyle açlık grevine başladı29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Türkiye'nin Avrupa'daki birçok dış temsilciliğinde kutlandıKoronavirüs salgınında son 24 saat
© MİLLET MEDYA 2020 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech