LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Haftanın İçinden Kahve Sohbetleri 22029 Aralık 2014Necat Ahmetnecatahmet@gmail.com

HERKES HERŞEYİN FARKINDA

Okuyan Cemal ama kulakları tıkalı. Bize yalan dolan okuyanların da, ya kulakları tıkalı ya da gözleri kapalı. Çoğunun gözü kör, kulakları sağır. Temel durumunda bulunup da yıllarca liderlerine güvenmiş bir toplum, hala en küçük bir kağıt parçasını, kim sorarsa bir bilene götürüp gösterirse, o bilenlerden hala medet umarsa, bu mektupları okumayı daha çözemedik anlamına gelir. Okumayı öğrendik belki ama, hala yazılanları anlamaya çalışıyoruz. Kusura bakmayın o zaman, kulakları pamuklu insanlar gördüğünüzde, kulakların neden tıkalı diye sormaya hakkımız yok. Adamlar sadece duymak istediklerini duyduklarından, sadece yapmak istediklerini yaparak güveninize layık olmak istiyorlar.

Mesela siz önde gidenlerden bir tanesinin, bu haraç pullarının fiyatlarını bilen, arabasının sigortasının ne kadar olduğunu bilenini gördünüz mü? Ya ekmeğin fiyatını? Onu sormamıza bile gerek yok, çünkü o çok küçük bir olay onlar için. Bankalarda sıra beklemenin ne demek olduğunu, kredilerin son günü geldiğinde o gelen telefonlara nasıl cevap verildiğini bilen bir kişi gösterin ki, biz de bu insanın ne kadar halkının içinden geldiğini anlayalım. Tabii ki göremezsiniz, çünkü siz de, biz de birini seçmek istediğimizde, eğitimine, diğerlerinden ne kadar farklı olduğuna, kaç dil bildiğine bakmıyor muyuz? Bu güne kadar zorluk çekmemiş, herşeyi önünde bulmuş bir kişinin istediği kadar eğitimi olsun, insan olmadığı takdirde sizi ne kadar düşünebileceğini, sizin problemlerinizi ne kadar algılayabileceğini bir düşünün. Sizce becerebilir mi? Cevabınız hayır ise, bugüne kadar olanlardan hepimizin bir payı olduğunu kabul ediyoruz demektir. Yani biz bu güne kadar yapılan yanlışların hiç bir yerinden geri dönemedik, belki de dönmeye niyetimiz yoktu. Bunları düşündükçe hep Afrika ülkelerinde yaşayan fakir insanlar aklıma geliyor. Bir tarafta açlıktan ölen insanlar kendi talihlerine mahkum edilirken, resmen bazı ilaç fabrikalarının yeni ilaçlarını denemekte kobay olarak kullanılırken, onlar için milyonlarca para, eşya ve yiyecek alan yöneticilerin yaşantılarına bir bakıyorum da, aradaki farkın sadece vicdansızlık olmadığını, çıkar ve lüks hayat için nelerden vazgeçilebileceğini görebiliyorum. Gecesi 10 bin dolarlık hotellerde hizmet veren, boğaz tokluğuna köle gibi kullanılan insanlar, en pahalı markaların fabrikalarında çalışan minicik çocukları kendi çıkarları için kullanan misyonerler.
 
Açlıktan ölen insanlar olmasaydı, diğer dünya ülkelerinden gelen yardımlar kesilecek, o vicdansızlar lüks bir hayat yaşayamayacaktı, O minnacık çocuklar okula gidebilmiş olsalardı, o ünlü markalar, sigortasız ve bu kadar ucuza mallarını üretemeyeceklerdi ve gereğinden çok daha fazla karı, kolayca elde edemeyeceklerdi. Ama gelin bakın ki, bu dünya sistemi, iyi veya kötü haliyle, acımasız veya kurnazca haliyle her yerde  geçiyor demek ki.

Şimdi bu örneklerden yola çıkarken, gerçek manada eğitimin ne kadar değerli olduğunu çok iyi anlarken, genelde eğitimi düşük olan milletlerin de ekonomik açıdan çökük durumda olduklarını çok iyi anlıyoruz. Nitekim ekonomik zorda olan kişilerin ilk olarak evlerine aş götürübilmeleri, borç harç ödemelerini düzgün yapabilmeleri  ve bunların devamında da kendisinin ve çocuklarının eğitimini daha iyi düşünebileceği ve gelecekleri için program yapabilecek zamanlarının nasıl ortaya çıktığını apaçık görebiliyoruz.

Hal böyle iken, Garbi Trakya’nın hali ilerleyen senelerde nasıl olabilir diye bocalamaya hiç gerek yok. Malı götürenler şan şöhret peşinde koşar iken, siz topraktan çıkardığınız ürünlerin peşinde, onlar Avrupa ülkeleri üniversitelerinin kapılarında koşarken, siz çocuklarınızın peşinde koşmaya devam edeceksiniz. Geleceğe bakıldığında tabii ki en eğitimli, en ünlü, en farklı kişiler onlar olacak ve siz her halükârda yine onları adettendir diyerek seçecek, beğenecek ve gerekirse oyunuzu kullanacaksınız. E o zaman kusura bakmayın, iğneyi kendisinde denemeden çuvaldızı size batıranlar çok olacak. Hardalı bir tarafınıza yapıştırırlarsa yalaya yalaya bitireceksiniz, öyle hoşuma gitmedi, çok acıymış gibi sözler kabul görmüyor. Ya da o mektubu sadece okumayı değil, ne demek istediğini öğrenecek ve kuru kuruya biz her şeyi biliriz moduna girmeyeceksiniz. Her konuda muhakkak ki birlik olunmaz, farklı görüşler olacak muhakkak ki ama, Azınlık davalarında birlik olunabilmeli. Bu her yerde böyledir. Kendi çıkarları için, kocagün kavga yapan insanlar nasıl birlikte karar verebiliyorlarsa, kendi davalarının peşlerinde nasıl gidebiliyorlarsa, o zaman bunu bizim beceremememiz için bir sebep yok demektir. Çünkü unutmayalım ki bu toplumun içinde sizden sonra çocuklarınız da yaşayacak. Onlara ne bırakacağımız ve onların kendi davaları için neler yapabilecekleri, bizim elimizde. Eğitimin yanında cibilliyet de çok önemli. Eğitimin yanında özgüven ve tecrübe de çok önemli. Bir soralım kendimize bakalım. Bizler gençlerin geleceği için onlara ne kadar özgüven aşılayabiliyoruz, tecrübe sahibi olabilmeleri  için pratiğe geçirmek istedikleri hayallerinde ne kadar yardımcı olabiliyoruz?

Bırakalım Allah aşkına artık bu benleri senleri de, şu andaki olanlara ve bu yaşadığımız dünyaya biraz da onların gözüyle bakalım.

Bu haftalık bu kadar yeter sanırım. Bir pamuktan neler çıktığını gördük, fazla ilerlemeyelim çünkü o pamuk öldükten sonra da işe yarıyor.

Hoşça kalın Dostça kalın...

Mega Lighting
SakburYazarın Diğer YazılarıDiktatörlük dönemine mi dönüyoruz?Ortaya bir karışık lütfenTaktik hep aynı taktik, tutmasa da yine aynıMaskeli balolardan maskeli hayata geçişMendeburlar dünyasıGüncel HaberlerUEFA Avrupa Ligi'nde 12 karşılaşma yapıldıUEFA Avrupa Ligi'nde gecenin sonuçlarıAvrupa Parlamentosu Milletvekili bütçe nedeniyle açlık grevine başladı29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Türkiye'nin Avrupa'daki birçok dış temsilciliğinde kutlandıKoronavirüs salgınında son 24 saat
© MİLLET MEDYA 2020 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech