LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Haftanın içinden kahve sohbetleri - 22222 Ocak 2015Necat Ahmetnecatahmet@gmail.com

BU SEÇİMLER UMUDUMUZ MU OLACAK YOKSA KÂBUSUMUZ MU?

“Umut dolu günler, güzel günler göreceğiz çocuklar” der sanatçı da, Yunanistan’da buna inanan kişilerin sayısı pek fazlaymış gibi gelmiyor bana.

Umut dolu bir yarışa benzemiyor bu seferki seçimler. Milletvekili adayları bile pek umutlu görünmüyorlar. Eskiden parti bürolarının kapılarını eskiten vatandaşlarımız, bu sene saklanmak için yer arıyorlardı. Partiler kapı kapı gezer duruma düştüler. Aynen eskiden işçi arayıp bulamazken, şimdi işveren aramaya başladık.

Ama bunlara rağmen, inançlarına ters düşse de, bazıları bunu bir fırsat olarak kullanmaya çalışıyorlar. Bu karışmalıkta nasılsa milletin kafası karışık, bir kaç bin oy da bana gelir havasında bir çok milletvekili adayımız. Hem sonra bir sonraki sefere hazırlık yapacağız ya, nasılsa bu kadar acele ile kurulan bir hükümet çok dayanmaz mantığında hepsi. Ama o ilk adım çok önemli bazıları için, bir çocuğun elinden tutulmadan, ilk yürüyüşü gibi bir şey yani.

Bazıları aniden Müslüman Türk Azınlığın problemlerini daha şimdi anlamış, ama hepsini biliyor, bazıları elinde projelerle geliyor, bazıları ise daha ilk adımını atmadan yere çakıldığının farkında, ama ilk adımı atamayacağını bile bile hazırlıklarını daha önceden yapmış bile. Bayram değil seyran değil, eniştem beni neden öptü misali bir durum yani.

KARMAŞIK BİR DURUM YANİ sizin anlayacağınız. Herkes faklı bir şeyler denemek istiyor. Diğer taraftan bu bilinmeyenin ne kadar zararlı olduğunu anlatmaya çalışıyor karşı taraf. Onlar denenmedi, bu kritik dönemde nasıl olur da onlara güvenebilirsiniz diyorlar. İyi ya işte, denenmemiş olması becerikli veya beceriksiz olma özelliğini hala gizli tutması anlamına gelir. Denenmeden de bunu öyle veya böyle anlamak mümkün değil.

Hani şuna benzer bu olay. Arkadaşına veya dostuna hadi filanca filmi izlemeye gidelim dersin, ya da hadi balığa gidelim dersin, “yok ya sağol, benim hoşuma gitmez, o beni sarmaz” der. Be mübarek insan, daha önce denemediğin bir şeyin hoşuna gidip gitmeyeceğini nereden biliyorsun, abdala malum mu oldu? Yoksa medyumluğa mı başladın diye sormazlar mı insana?

Örnekler çok açık sanırsam, suyun akış yönü şu an itibarı ile zaten belli, önemli olan o suyun miktarı. Yağmurlarda miktar çoğaldığında, o su nasıl daha bir şehvetli akıyorsa, sizin de yapabileceğiniz tek bir şey var. Karıncanın yangını söndürmek için taşıdığı su misali, o suyun üzerine su katmak. Akış daha vahşice olabilir, insanı korkutabilir ama artık risk alma zamanı da gelmiştir.

Bir ilişki düşünün, birbirini kim sorarsa çok seven iki kişi düşünün. Adam içip içip sızıyor, eve geldiğinde de kabadayılık yaparak karıyı evden kovuyor. Ayıldığında da pişman olup, anasının evine gidip karısının eve dönmesi için yalvar yakar oluyor. Bu olayların bir de defalarca tekrarlandığını bir düşünün. Bu karı bırakın bu adama karılık yapmayı, o kadına enayi, salak, aptal lakaplarını çoktan takarsınız değil mi? Peki şimdi 40 yıldır, bir o partiye bir bu partiye oy kullanan kendinizi bir tartın bakayım aynı kantarda. Hep aynı şekilde, aynı partilere oy kullanmadık mı bu güne kadar? O karı o adama karılık yapamadıysa, veya sizin deyişinizle yapamıyorsa, bu partiler bu kadar uzun bir süredir nasıl idarecilik yapacaklar. Nasıl olsa her defasında eve geri dönen bir kadınla, her defasında oy alabilen partiler aynı değil mi sizce?

Ne oldu? İğneyi kendimize mi hiç batırmadık, yoksa değişikliklere mi hazır değiliz? Yani illa ki yumurta kapıya dayanacak, yani illa ki eski tavuğu yumurtlatacağız? Hey, adamlar tavukları çoktan çift sarılı yumurtlatmaya başlattı bile, önemli olan biz ne yapıyoruz?

Üç maymunu oynamaktan vazgeçelim. Bizim bilinçsizliğimiz, bizim dalkavukluğumuz, bizim vurdumduymazlığımız ve nitekim bizim korkaklığımız, başkalarının cesareti, başkalarının kazancı, başkalarının uyanıklığı durumuna çoktan geldi. Uyanma sırası artık bizde.

Benden bu haftalık bu kadar. Namusunuzu başkalarına satmayı reddederek oyunuzu kullanın, sandık başında geleceğinizle başbaşa olduğunuzu da sakın unutmayın. Hoşça kalın, Dostça kalın...

Mega Lighting
SakburYazarın Diğer YazılarıDiktatörlük dönemine mi dönüyoruz?Ortaya bir karışık lütfenTaktik hep aynı taktik, tutmasa da yine aynıMaskeli balolardan maskeli hayata geçişMendeburlar dünyasıGüncel HaberlerMedrese-i Hayriye Okulu’nda da vaka tespit edildiDünden beri tespit edilen yeni vakalar açıklandıŞampiyonlar Ligi'nde ikinci hafta heyecanı başlıyorİslam dünyası, Hazreti Muhammed'e hakareti destekleyen Fransa'ya karşı tek ses olduGümülcine Meslek Yüksekokulu’nda 3 vaka tespit edildi
© MİLLET MEDYA 2020 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech