LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Haftanın İçinden Kahve Sohbetleri 22628 Şubat 2015Necat Ahmetnecatahmet@gmail.com

"Dört şeyden uzak durmalıdır: Haset, kibir, öfke ve kıskançlık." Feridüddin Attâr

Uzak durmak ne demek, üzerine daha da eklemek lazım. Gizli düşmanlık, dedikodu, iftira... Daha sayalım mı?

Ohaa diyesi geliyor insanın da, onu da sadece başkalarına iyi örnek olabilmek için yapıyoruz. Objelerin önünde ders verici, örnek abidesi olmaya çalışıyoruz. Kendimizle baş başa kaldığımızda neler  düşünüyor, hangi faaliyetlerde bulunuyoruz? Kendi insanına gönülden inanan, hak edenleri öne çıkarmak için çaba gösteren kaç kişi var?

Geçen akşam bir abimle konuşuyoruz da, aklıma gelmişken onu da yazayım dedim. Ne olacak bu halimiz? dedi, değişmeyecek mi hiç bir şey bu azınlıkta?  Alan da memnun satan da dedim, bu sistemden memnun olanlar çoğunlukta herhalde be abim dedim, o yüzden belki de değiştirmek istemiyorlar hiç bir şeyi. Bazı şeylerin zamanı gelmedi mi yani? diye sordu abim. Zamanı çoktan geldi de, pratiğe geçirmeye insanlar günden güne azalmaya başladı, sistem çocuğu olmak kolay değil, küçükten sana da haseti, kibiri, kıskançlık ve güçlüden yana olmayı öğretirlerse, cesaret alabileceğin unsurları önünden alırlarsa, arkanda değil yanında durabilecek insanlara ihtiyaç duyarsın. İşte bu insanlar çoğalmaya başladığı andan itibaren bazı şeyler değişecek.

Bugüne kadar kaybedilenler ve kazanılanlar. Baldır bacağın, akıllı bir baştan daha kıymetli olduğu bir toplumda, düşünürler, geleceği görebilen veya tahmin edebilenlerin sayısı ne kadar olabilir ki?

Kitap okumayı bırakın, kendi gazete ve dergisine sahip çıkamayan bir toplumu kimler, nasıl yetiştirdi? Onlara kolay yoldan işlerini halletmeyi öğretirken, başkalarına güvenmeyi kimler öğretti, bütün işlerini avukata vermeyi kimler söyledi? Ondan sonra yumurta kapıya dayandığında, kimler bu toplumu yarı yolda bıraktı?

Özgüven kelimesinden mağdur, cesaretini başkalarına borçlu gençler yetiştirmek istemiyorsak, bizim de bu konuda bir adım atmamız gerek herhalde.

Annelerin kendi zamanlarında yapamadıklarını, kızları aracılığı ile yapmanın veya yaşamanın bir işe yaramadığını anlamak için, o kızların kötü yola mı düşmesi lazım?

Ben yapamadım param yoktu diyen babaların oğullarına verdikleri aşırı serbestlikten sonra o çocuğun yanlış arkadaşlıklarından ve kötü yola başvurmalarından kimler sorumlu?

Komşununkinde var benimkinde de olsun mantığı hasetlik değil midir? Neden iyileri örnek vermekten çekiniriz? Bunun adı kıskançlık mıdır yoksa?

Başka bir kardeşimizin yükselişi neden egomuza dokunur? Onun büyümesinde daha fazla kişi ekmek yiyecekse bunun bize zararı nedir ki?

Hayvanları mutlu ettiğiniz gibi, insanları da bir şekilde mutlu etmeye çalışsanız, o gerçek mutluluğu yüzlerinde görseniz, zaten başka insanları da mutlu etmek için yarışacaksınız. Yardım ederek bir insanın hayır duasını alsanız, gerçek hayatın ve mutluluğun asıl bu olduğunu anlayacaksınız.

Parada mülkte huzur arayanlar, anlayın artık ki, sizden bir şey isterken ya da size bir şey söylerken, gözlerinize bakmaya utanan, ya da, size bakarken gözlerinin içi titreyen o tertemiz yürekli insanların, size verdiği huzurdur aslında sizin paranızla satın alamadığınız. Parayla huzuru arayanlar, sonrasında kabirde huzur aramaya devam edecekler, çünkü orada para geçmiyor. Ha bir de nam ve şöhrette huzur arayanlar var ki, onlara ise acımaktan başka bir şey yapmamız imkansız. Çünkü sonunda yalnız kalanlar ve dışlananalar hep onlar oluyor. Psiklojik bunalımların başladığı ve bitmek bilmeyen o zulümlü günler, herkesten şüphe eden, kimseye güvenemeyen bir beyin. Eee, öyle alışmış ne yapsın zavallı, bırak kendi haline diyor zaten doktorlar, bundan sonra tedavi olması zaten imkansız. Yani bir gün her şey bitiyor, her şey sona eriyor. Önemli olan sona erdikten sonra o etrafındaki dost dediklerinin, senin yanında olabilmesi. Ne diyorsunuz, duyamadım, kaç tane DOSTUMUZ VAR dediniz, duyamadım. Hadi bir sorun bakalım kendinize...

Bu haftalık da bu kadar değerli okurlarım. Her zaman Hoşça kalın derken , biz yine Dostça kalın kelimesini de yazmaya devam edeceğiz. Kalın sağlıcakla...

Mega Lighting
SakburYazarın Diğer YazılarıDiktatörlük dönemine mi dönüyoruz?Ortaya bir karışık lütfenTaktik hep aynı taktik, tutmasa da yine aynıMaskeli balolardan maskeli hayata geçişMendeburlar dünyasıGüncel HaberlerKarabağ'da PKK'lılar Ermenistan'ın ilk savunma hattında görevlendiriliyorBrezilya'da Oxford'un Kovid-19 aşısı deneylerine katılan bir gönüllü doktor öldüErmenistan Başbakanı: Dağlık Karabağ konusu diplomatik olarak çözülemezAzerbaycan ordusu 21 köy ve 1 kasabayı daha işgalden kurtardıYunanistan Kovid-19 vakalarında en yüksek seviyeyi gördü
© MİLLET MEDYA 2020 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech