LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Haftanın İçinden Kahve Sohbetleri 22706 Mart 2015Necat Ahmetnecatahmet@gmail.com

HAYATTA, YA TOZU DUMANA KATARSIN, YA DA TOZU DUMANI YUTARSIN

Oturarak başarıya ulaşan tek yaratığın tavuk olduğunu düşünürsek, insan olarak ne kadar aciz olduğumuzu anlayabiliriz aslında. Çünkü insanoğlunun her zaman kolları sıvayıp çalışması gerekiyor, cesaretli ve hırslı olması gerekiyor. Oturduğu yerden iş halledenler dünyada nüfusun % 10'nu teşkil ederler belki ama, onlar için de çalışan binlerce insan vardır.

Hayatta tozu dumana katmak için, ya kendine güveneceksin, ya da o tozları yutmayı baştan kabulleneceksin. Çalışmadan yorulmak diye bir şey vardır ya hani, işte o durum, çalışıp da yorulmaktan çok daha kötüdür. Hani günün sonunda kendini bir sokak köpeği gibi yorgun hissedenler vardır ya, işte onlar, gün boyunca sokak köpekleri gibi çok gezip de önüne gelene hırlayanlardır.

Düşünün bir kere, aerodinamik yasalarına göre , o tombul ve tüylü arının hiç uçmaması
gerekiyordu. Herhalde bunu ona hiç kimse söylemedi ki, uçuyor.

Zamanlarının büyük bir kısmını para kazanmak ve saklamakla geçiren insanlar  sonunda, en çok istediklerinin satın alınamayacak şeyler olduğunu anlarlar. Onlar gizli gizli iş çevirip de, koltuklarına tutkalla yapıştırılmış olanlardır. Onlar kendi insanlarına, düşmanlarından daha fazla zarar verenlerdir. Onlar bu varolan sistemin yüzyıllar boyunca devam etmesini isteyenlerdir.

Gün, "ikilik ve ayrışma günü" değil, "birlik ve dayanışma günü"dür. Gün, "kendimizden gitme günü" değil, "kendimize ve özümüze dönme günü"dür. Gün, "restleşme günü" değil, "dertleşme günü"dür. Günüdür de, bu gün ne günüdür o bilinmez. Para uğruna, kardeşine ihanet eden, partisi uğruna düşman kesilen, bir yerlere ulaştığında ise, terör estiren bir toplumun çocukları olarak, bu yukarıda yazdıklarımı özledim ben.

Bir çocuk, annesinden uzaktayken, nasıl onu özlüyorsa, ben de eski birlik beraberlikleri özledim. Bir sevgiliye,  nasıl ki sevdiğinden uzaklarda yaşamak zor geliyorsa, bana da bizim gelenek ve göreneklerimize ters gelen bazı şeylerden uzak yaşamak zor geliyor. Belkilerle veya keşkelerle yaşamak yerine doğruların ışığında özgüvenle yaşayabilseydik, bizleri aldatmaya çalışan, diretmelerle korkutmaya çalışan, kurnazlıklarla oyuna getirip kazanmaya çalışan kişilerden de kurtulmuş olurduk aslında.

Tavukla başladık tavukla bitirelim yazımızı isterseniz. Masal bu ya, köyün birinde bir çiftlikte, kırmızı ibikli dürüst ve saf kalpli bir tavuk yaşarmış.

Tavuk kendi yiyeceğini kendisi bulur ve bu güzel çiftlikte çok mutlu bir hayat yaşarmış. Bir gün buğday taneleri bulmuş ve bunları ekerek daha çok yiyecek elde edeceğini düşünmüş. Ancak nasıl ekeceğini bilmediği için arkadaşlarından yardım istemiş:

- Bu buğday tanelerini ekmek için kim bana yardım edecek ?

Ördek cevaplamış:

- Ben yardım edemem, ancak istersen sana kahve tohumu satabilirim. Buğday yerine kahve ekersen, çok para kazanır ve istediğin kadar buğday alırsın.

Domuz oradan seslenmiş:

- Ben de yardım edemem, ancak kahve ekersen ürünlerini ben satın alırım.

Fare hemen atlamış:

- Ben buğday ekiminden anlamam ancak kahve ekmek için gereken parayı sana borç verebilirim, sonra ödersin.

Ticaretten ve tarımdan anlamayan kırmızı ibikli şirin tavuk, bu sözler sonrasında kahve ekmeye karar vermiş ve buğdaydan vazgeçmiş. Ancak kahve nasıl ekilir bilmediğinden yine yardım istemiş:

- Kahve ekmek için kim bana yardım edecek?

Ördek:

- "Ben yardım edemem, ancak kahvenin çabuk büyümesi için gereken gübreyi sana satabilirim" demiş.

Domuz:

- "Ben kahve yetiştirmekten anlamam ancak kahveleri zararlı böceklerden korumak için ilaca ihtiyacın var, istersen sana satarım" demiş.

Fare de:

- "Gübre ve ilaç için gereken parayı istersen sana borç olarak veririm " demiş. Sonunda kırmızı ibikli tavuk çalışmaya başlamış, çalışmıııııış, çalışmış.

Kahve yetiştirmek buğday yetiştirmekten daha zormuş ve daha çok gübre ve ilaç gerekiyormuş.

Ama tavuğumuz sonunda çok zengin olacağını hayal ederek sabretmiş.

Ve sonunda hasat zamanı gelmiş ve gerçekten de tavuk çok miktarda ürün elde etmiş, kendisine yol gösteren arkadaşlarına seslenmiş:

- Kahveleri satmama kim yardım edecek?

Ördek:

- Ben yardım edemem, ancak kahveleri işlemek ve paketlemek için benim fabrikama getirmelisin.

Domuz:

- Ben de yardım edemem, zaten her önüne gelen kahve ektiği için kahve fiyatları çok düştü, senin kahven beş para etmez.

Fare:

- Ben bu işlerden anlamam, ayrıca artık sana verdiğim borçları ödemen lazım.

Sonunda kırmızı ibikli küçük tavuk gerçeğin farkına varmış ve buğday yerine kahve ekmenin büyük bir hata olduğunu anlamış, çünkü borç içinde imiş ve yiyecek tek bir lokması yokmuş. Açlıktan ölmemek için yine yardım istemiş:

- Yiyecek bir kaç lokma bulmama kim yardım edecek?

Ördek:

- Ben yardım edemem, senin hiç paran yok.

Domuz:

- Ben de yardım edemem, zaten herkes kahve ektiği için buğday eken de kalmadı, yiyecek yok.

Fare:

- Ben yiyecek bulamam. Ancak bana borçlarını ödemediğin için para yerine senin tarlanı almak zorundayım, iyi bir tavuk olursan, belki senin o tarlada boğaz tokluğuna çalışıp, benim için buğday yetiştirmene izin verebilirim.

Şimdilerde bizim kırmızı ibikli küçük tavuğumuz, artık farenin olan eski tarlasında buğday yetiştiriyor ve karnını doyurmaya çalışıyor.
  
Yani kısacası bu masalda, gökten üç portakal düşmemiş değerli okurlar, masal böyle bitmiş. Ne dersiniz? Bu masalı Yunanistan ve azınlık olarak uygulasak, tavuk durumunda olan kim oluyor? Evet doğru bildiniz.

Peki Azınlığı yönetenler ve azınlık olarak uygulasak ne çıkıyor? Bu durumda tavuk rolünde olan kim? Evet bravo, yine bildiniz, her defasında 10 alıyorsunuz.

Ne demişler, horozu bol olan kümeste tavuk dayanmaz, tavuğu bol olan kümesten horoz eksik olmaz. Nasıl güzel uydurabildik mi bari?

Şimdi bir de 90 yıldır süren azınlık problemlerini bir tarafa not edin ki unutmayasınız, çünkü bunlar belki maziye karışır gider, en azından çocuklarınıza ve torunlarınıza, anlatacak gerçek hikayeleriniz olsun.

Bu haftalık bu kadar, haftaya gençlerimizin eğitimi ve kötü alışkanlıkları ile ilgili bir yazıda buluşmak ümidiyle Hoşça kalın Dostça kalın.

SakburYazarın Diğer YazılarıDiktatörlük dönemine mi dönüyoruz?Ortaya bir karışık lütfenTaktik hep aynı taktik, tutmasa da yine aynıMaskeli balolardan maskeli hayata geçişMendeburlar dünyasıGüncel HaberlerMeslekten ihraç edilen komiserler Yunanistan'a kaçarken yakalandıFenerbahçe Beko, Panathinaikos OPAP'ın konuğu olacakNikos Dendias: Türkiye'ye silah satmayınKostas Çitunas: Yunanistan 'kullanışlı aptal' rolünü üstlendiAB'den Güney Kıbrıs'a vatandaşlık soruşturması
© MİLLET MEDYA 2020 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech