LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Haftanın İçinden Kahve Sohbetleri 22814 Mart 2015Necat Ahmetnecatahmet@gmail.com

UN VAR, SU VAR, TUZ VAR, USTALAR NEREDE?

Tu kaka olan, her defasında devlet olursa, ustalara gerek kalmıyor zaten. Ustalar tüm işlerini çıraklarına, halk da avukatlarına havale edip rahatına bakıyor. Nasıl olsa yapılacak çok daha önemli işler var ya bu memlekette.

Usta olmak için diğerlerinden farklı, diğerlerinden önde ve diğerlerinin takdirini kazanmış olmak gerekir. Usta olmak için dürüstlüğüne, çoğunluğu inandırman gerekir. Usta olmak için yaptığın ekmeklerin damak zevkine uygun olması gerek.

Ama bir de önemli olan çok büyük bir unsur vardır ki, mayanın veya formülün çok sağlam olması gerekir. Maya tutmadığında o maya ile yapılan ekmeğin tadı tuzu olmaz. Ya da yoğurt, o tadı o mayadan alacaksa, mayanın hem iyi tutması, hem de iyi saklanması gerekir, bozulmasın tadı değişmesin diye.

Biz hamuru hali hazırda tutuyoruz da, maya galiba daha baştan iyi tutmamış. Ekmek tok tutuyor ya gerisini karıştırma. Ekşi olmuş, çamur gibi olmuş, tuzu azmış sana ne. Kokar mokar, tok tutar derlermiş atalarımız da, ne savaştayız ne de kimsesiz bir adada.

Sadece başarısız, cahil veya kendi halinden memnun, hayatında hiç bir değişiklik istemeyen insanlarla çalışmak zorunda kalıyorsun, o kadar, işte asıl mesele de bu zaten. Hayatında bir hedef belirlememiş, dikenli yollardan hemencecik geri dönen bir zihniyet ile, ne kadar başarılı olunabilir bilmiyorum ama, makalelerde veya verilen kararlarda başarılı olduğumuzu göstermek daha kolay. Halkın artık buna ne kadarı inanıyor, o da tartışmaya açılması gereken konulardan bir tanesi.

Zira başarılı bir insanın her zaman bir planı, başarısız bir insanın ise her zaman bir mazereti vardır. Dikkat buyurun, mazeretlerden öteye gidemeyen bir toplulukta, maya ne kadar iyi olabilir veya ne kadar taze kalabilir?

Hedefe ilerlerken başarısızlıkları da muhakkak göze almak gerekir, farkındayız ama, biz bundan da korkar duruma gelmişiz. Başarısız olamayız ya da olsak bile onu o şekilde gösteremeyiz. Bu bize yakışmaz mantığı ile ilerleyen bir toplulukta, ne bir güven, ne de takım halinde bir çalışma zihniyeti vardır. Bu da işte devamında, tadı tuzu olmayan bir hamurla, yenilmeyecek kıvamda bir ekmek olarak yine önümüze koyulur. Ama üzerindeki susamlarla görüntüsü güzeldir, göze hitap eder. "Sen de yeme kardeşim bırak orada durduğu yerde dursun, nasıl olsa acıkınca yine yersin."

Bir takımın golcüsü, yalnız başına nasıl gol atamıyorsa ve bir takım çalışmasına ihtiyacı varsa, Azınlık içinde de aynı kurallar geçerlidir. O golcü belki en çok alkışı toplayan olur ama, o top ona başka bir oyuncudan gelmiştir, başarı sonuçta yine onun takımınındır. Her şeyi yalnız başına başardığını zanneden faniler ise, yanlışlarını yalnız kaldıklarında anlarlar. Kendilerinin kazanmaları için yalnız attıkları her hamle ile, aslında kendi takımlarına zarar vermiş olurlar.

Ama makalelerde ve alınan kararlarda aslında hep haklıdırlar, ya da öyle olduklarını zannederler. Bu takımın taraftarının da artık yeni stadyumlarda, herşeyi tepeden izlediklerini, hatta kaçırdıkları önemli pozisyonları da ağır çekimde izledikleri dikkatlerinden kaçmıştır.

Onlar, savaşların sadece bu şekilde kazanılabileceğini, kendilerinin edindikleri tecrübelerin, kendilerinde kalması gerektiğini savunanlardır. Onlar, her şeyin kendilerine danışılması gerektiğine inananlardır. Onlar aslında kendi yalakalarının yanında güçlü, gerçek hayatta ise, aynı şeyleri saymaya devam edenlerdir.

Maya ekşi, ustalar kayıp, diğer gerekli olan her şey de rafa kaldırılmış bekliyor. Evet, elimizde her şey var, ustalar kayıp. Her damak zevkine hitap edecek ürünleri hazırlayabilen insanlar yok ortada.

Hamur böyle yoğrulmuş zamanında, ya kabulleneceksin, ya da bu diyarı terkedeceksin. Bu hamuru bu şekilde fırına verenler mi karlı, yoksa kendi hamurlarını yapmaya çalışanlar mı, hala anlamış değiliz, anlayan var ise bize de anlatsın.

Yanlışlarını kabul edebilen bir toplum olmaktan aciz isek, doğruları bulabilmek de bir o kadar zor olacaktır.

Ama şımartılmaya alışık olanlar şımartılmaya devam ettikçe, hayat onları hiç bir zaman kocaman bir adama çevirmeyecek, hiç bir zaman o kişiler adam gibi adam olamayacaklardır. Hazıra bulduklarını yiyecekler, paranın kölesi olmaya devam edecekler. İşleri öylesine geçiştirecek ama her zaman da bu gecikmeler için bir mazeretleri olacaktır. Aynı tas aynı hamam yani...

Aristo ile Büyük İskender’in bir diyalogu ile bitirelim dilerseniz.

BÜYÜK İSKENDER, FELSEFENİN DUAYENİ SAYILAN ARİSTO' YA BİR MEKTUP YAZAR.

''ZAPTETTİĞİM TOPRAKLARDAKİ İNSANLARI TAHAKKÜMÜM ALTINDA TUTABİLMEK İÇİN NELER YAPMALIYIM" diye GÖRÜŞÜNÜ SORAR;

1- ÜLKENİN İLERİ GELEN İNSANLARINI SÜRGÜNE Mİ GÖNDEREYİM?
2- ÜLKENİN İLERİ GELEN İNSANLARINI HAPSE Mİ ATAYIM ?
3- ÜLKENİN İLERİ GELEN İNSANLARINI KILIÇTAN MI GEÇİREYİM?

ARİSTO'NUNCEVABI :

1- SÜRGÜNDE TOPLANIP SANA KARŞI BAŞKALDIRIRLAR,
2- HAPİSHANELER MİLİTAN YUVASI OLUR, KONTROLDEN ÇIKAR,
3- ONLARDAN SONRAKİ KUŞAK İNTİKAM HIRSIYLA BÜYÜR, TAHTINI SALLAR.

ÇÖZÜM OLARAK ŞU NASİHATI VERİR:
"İNSANLARIN ARASINA NİFAK TOHUMLARI EKECEKSİN, BİRBİRLERİYLE SAVAŞINCA HAKEM OLARAK KENDİNİ KABUL ETTİRECEKSİN, AMA ANLAŞMAYA GİDEN BÜTÜN YOLLARI TIKAYACAKSIN."

Kolaygelsin. Değişmeyen veya çok zor değişecek bir sisteme selamlarımızı göndererek bu haftaki yazımızı da buralarda sonlandırıyor, herkese kucak dolusu selamlarımızı gönderiyoruz. Hoşça kalın Dostça kalın efendim...

Mega Lighting
SakburYazarın Diğer YazılarıDiktatörlük dönemine mi dönüyoruz?Ortaya bir karışık lütfenTaktik hep aynı taktik, tutmasa da yine aynıMaskeli balolardan maskeli hayata geçişMendeburlar dünyasıGüncel HaberlerMedrese-i Hayriye Okulu’nda da vaka tespit edildiDünden beri tespit edilen yeni vakalar açıklandıŞampiyonlar Ligi'nde ikinci hafta heyecanı başlıyorİslam dünyası, Hazreti Muhammed'e hakareti destekleyen Fransa'ya karşı tek ses olduGümülcine Meslek Yüksekokulu’nda 3 vaka tespit edildi
© MİLLET MEDYA 2020 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech