LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Haftanın İçinden Kahve Sohbetleri 22920 Mart 2015Necat Ahmetnecatahmet@gmail.com

BİRBİRİMİZE YETMEK Mİ, BİRBİRİMİZİ YEMEK Mİ?

Aslında çok düşündürücü bir olay. Gurbete gidersin, o yabancı yerlerde bir tanıdık görmek için can atarsın. Hatta, o geçmişte kızdığın, muhatap olmadığın kimse ile arkadaşlık kurmaya bile çalışırsın. Çünkü oralarda amaç bellidir. Birlik olabilmek, yalnız kalmamak. Orada birlik olmanın güç olduğunu bilirsin.

Şimdi bir de, Trakya’mıza misafir olarak gelmiş insanları göz önünde bulunduralım. Gerek bir haftalık, gerekse bir ay veya bir yıllık. Batı Trakya’ya gelmezden önceki hayallerini, burda bulmayı umdukları birliği ve beraberliği, dürüstlük ve samimiyeti, biraz samimi olarak düşünürsek, hakikaten biz bu insanlara verebiliyor veya hissettirebiliyor muyuz? Yoksa bu insanların tüm hayallerini, bizlere karşı olan samimiyetlerini alt üst mü ediyoruz?

Yeterince dürüst, yeterince çalışkan ve yeterince hassas olabildik mi bu konularda, yoksa hala o birbirine güvenmeyen, herşeyi başkalarından bekleyen Azınlık ruhumuz devam ediyor mu? Seneler boyu yalakalıkta usta olmuş, bu konuda çırak yetiştirmeyi bile kendimize borç bilmiş bir toplum olmayı hala devam ettirme çabasında mıyız?

18 Mart Çanakkale zaferinin 100. yılı kutlanıyor. Orada savaşmış dedelerimiz, birbirine güvenmeseydi, birbirlerine hainlik yapmış olsalardı, biz şimdi buralarda olur muyduk? O insanlar bizim şimdiki halimizi görseler, çaresizlik içindeyken bu savaşı verenler, şimdi veremediğimiz savaşlar için ne derlerdi? Masa başında internette bir yazıyı paylaşmakla bu işler olmuş olsaydı, şimdi önüne gelen padişah, önüne gelen kahraman olurdu. Kendi tarihinden örnek alamayan bir toplum, imrendiği insanları kopya etmeye çalışmakla tüm ömrünü geçirir ve göçüp gider.

Okuma yazma bilmeyen bir Yahudi, çıkan tüm gazetelere abone ise, dünyanın diğer ucunda yaşayan bir Ermeni, sözde Ermeni soykırımı için bulunduğu yerden savaşını veriyorsa, bu inanmasa da okuyamasa da, kendi ırkının yanında olduğunun bir göstergesidir, ispatıdır. Kendi çapında o, kendi mücadelesini vermektedir. Tarih karşısında en azından kendi ırkı için dürüst davrandığına kendini inandırmıştır. Dünyanın neresinde olursa olsun destek vermektedir halkının mücadelesine.

Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığı burada yaşadığını göstermek için 75 yıla ve kendini reklam edip problemlerini dünyaya duyurabilmek için 85 yıla ihtiyaç duyduysa, varın gerisini siz düşünün. Adam gibi adamlar mı yoktu o zamanlar diyeceksiniz? Adam gibi adamlar her zaman vardı, ama ne yazıktır ki sahada olan adamlar her zaman evrak başında olanlara kurban gitti. Sahada adamlar azalınca da, masadakilerin geleceği de tehlikeye girdi. Adam yerine konmayan adamlar, mücadeleden vazgeçti veya geçirildi, o yüzden olsa gerek, herşeyi oluruna bıraktı. Baştan herşey güzel görünse de, uzun vadede zarar eden yine biz olduğumuzdan, şimdi yalancı çoban misali, bazıları "kurt geliyor, kurt geliyor koyunları parçalayacak" nağmeleri de atsa, onların sesleri  artık duyulmaz oldu. Çünkü o yalancı çobanlara güven kalmadı. Daha önce de defalarca yardıma koşan insanlar, kurdu göremeyince doğal olarak evlerine geri dönmüş, olay gerçek boyutlara ulaşınca da, artık o çobanın bağrışlarına kimse kulak asmaz oldu. Şimdi burada çobanın mı, yoksa insanların mı suçlu olduğunu sorgulamak değil işimiz. Bizim işimiz bundan sonra ne yapılacağını, nasıl adımlar atılması gerektiğini sorgulamak. O gurbette yaşayan vatandaşlarımız gibi bu toprakların özlemini çekmek, kendi bölgemizden bir insan gördüğümüzde ona yardımcı olabilmek, sivil toplum kuruluşlarında faal olabilmek, dernekleşme ve kooperatifleşmede birbirimizi destekleyebilmek, sürünün başına o sürüyü koruyabilecek liderleri getirebilmek, ihtiyacı olan kişilere toplu halde yardım edebilmek, belki de  yapılması gerekenlerden  sadece bir kaçı.

Düşünsenize, Ramazan’da her akşam farklı bölgelerde belirli kişilere iftar verilirken, bir aş evimiz bile yok. Kendi vatandaşlarımız bu krizde kilisenin dağıttığı yemekleri alabilmek için kuyruklarda bekliyor. Düşünsenize, bir dayanışma ve yardımlaşma derneğimiz bile yok, halbuki  aylık çok cüz'i bir parayla birlik olunabilseydi, binlerce evro toplayabilirdik. Düşünsenize, bir sürü doktor ve hemşiremiz var iken, bir huzur evi veya bir kliniğimiz bile yok. İhtiyacı olan kişilere kendi dilinde derdini anlatacak, onlarla muhabbet ederken mutlu olacak, gençleri görünce yarınlardan umutlu olacak kaç tane dedecik veya ninecik tanıdınız ki siz hayatınızda? Biz mi kendimizi çok ulaşılmaz yaptık, yoksa zamanında bizler için büyük mücadeleler vermiş bu insanları çok mu aptal bulduk? Mücadeleci ruhuna sahip insanların tecrübesi mi, saniyede dünyanın her yerine ulaşmasını iş zanneden gençliğin tembelliğini mi? Ya da ne bileyim ben, iyi niyetle, "aman ben çektim çocuklarım çekmesin, zorluk görmesin" anlayışının dezavantajlarını mı?

Eskiden sahalar doluydu, şimdi koltuklar. Eskiden mücadeleden korkmayan, söz verdiğinde sözünün arkasında olan, fakat kanunları bilmeyen bir topluluk, şimdi ise, herşeyi bilen, araştıran, fakat bir türlü bir araya toplanamayan, özgüven sahibi olmayan bir topluluk. Hadi gel de topla bakalım bunları bir araya? Hadi gel de inandır bakalım bu insanları, geçmişte yapılan onca yanlıştan sonra, topla bakalım toplayabilirsen  bir araya.

Tarihini öğretemediğimiz, yaşatamadığımız, hep aynı klikalarla ve entrikalarla ilerlettiğimiz gün geçirme taktikleri, bize ileride ne kadar pahalıya mal olacak, hepimiz göreceğiz. Bizim geleneklerimizi unutturarak başka toplumları özümsemek, onların yaşama tarzlarını benimsemek, gelecekte bizim başımıza ne kadar dertler açacak, hep birlikte şahit olacağız. Bunları kabullenmeye hazır mıyız, yoksa daha şimdiden pişman olmaya başladık mı?

Karar sizin, yorum sizin, ama bu çocuklar hepimizin... Onun için ARTIK BİRBİRİMİZE YETMEK zorundayız...

Bu haftalık bu kadar yeter, bu yazı şimdilik buralarda biter. Haftaya görüşünceye dek her şey gönlünüzce olsun. Hoşça kalın Dostça kalın...

Mega Lighting
SakburYazarın Diğer YazılarıDiktatörlük dönemine mi dönüyoruz?Ortaya bir karışık lütfenTaktik hep aynı taktik, tutmasa da yine aynıMaskeli balolardan maskeli hayata geçişMendeburlar dünyasıGüncel HaberlerUEFA Avrupa Ligi'nde 12 karşılaşma yapıldıUEFA Avrupa Ligi'nde gecenin sonuçlarıAvrupa Parlamentosu Milletvekili bütçe nedeniyle açlık grevine başladı29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Türkiye'nin Avrupa'daki birçok dış temsilciliğinde kutlandıKoronavirüs salgınında son 24 saat
© MİLLET MEDYA 2020 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech