LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Haftanın İçinden Kahve Sohbetleri 23004 Nisan 2015Necat Ahmetnecatahmet@gmail.com

"İŞE GÖRE ADAM", ADAMA GÖRE İŞ DEĞİL...

Bunu bir türlü öğrenemedik ve kabullenemedik. Adamımıza göre iş ayarlamak, tarihten bu yana herkes tarafından alışılageldi. Kiminin işine geldi, kiminin tersine. Adamı olan adam gibi işe sahip oldu ama kendi ne kadar adamdı, adamı olmayanın çoğu da yollarda kaldı.

Öyle alıştırıldık ki sormayın, ya her defasında belki daha iyisi gelir diye düşündük durduk, ya da elini veren kolunu kaptırır misali kendimizi kandırdık. Eşeklerin semercisine benzedi bizim iş de. Semerci öldükten sonra sevinir hale geldik her defasında, gelecek semercinin ne kadar usta olduğunu bilmeden. Sırtımızdaki yaralar arttığında anladık hep yanlış yaptığımızı.

Nitekim bu defa da yaptığımız yanlışları kabullenmeyip, hep başkasında aradık kabahati, çünkü bizler, ak sütten çıkmış birer beyaz kaşık idik.

Çekişmeli bir maç olur ya hani, fazla gol yenince sonunda kavga çıkar ve nedense kabahat çoğunlukla hakemdedir. Ana avrat küfredilir.
 
Bir işe el atılıp da başarısız olunduğunda, hep başkaları suçlanır. Bizde nedense hiç kabahat yoktur.

Mesela muhalefet olan partilere bakın, muhalefette iken Azınlık yanlısı, iktidar olduklarında Azınlık zanlısı. Seçimden önce kurtarıcı, seçimden sonra mızıkçı.
Nedense herkes herşeyin kendiliğinden çözülmesini bekliyor bu memlekette. Hatta, işe başlandığında, bitti havası estiriyor. Hani başlanmış iş, bitmiş iş, dercesine. Onun için de zaten başlanmış yada kınanmış, fakat bir türlü sonuca ulaşılmamış bir sürü işi, bir sürü problemi var bu Azınlığın.

İşleri her defasında daha başlarda oldu bittiye getiren kişiler, biraz da vicdanen rahatsız olmaları gerekir ya neyse, bunun hiç bir zaman olmayacağını da biliyoruz zaten, ( İstisnalar haricinde tabii ki).

ÇIPLAKLIKTA DÜRÜSTLÜK DEĞİL, DÜRÜSTLÜKTE ÇIPLAKLIK ARIYORUZ

Gerçekler tüm çıplaklığı ile ortaya çıksın artık deriz ya hep, ha işte o çıplaklıktan bahsediyoruz. Sizi gidi kötü niyetliler, olayı hemencecik farklı yerlere, farklı boyutlara çekiverdiniz kendi beyninizde değil mi?.

Dürüstlük, dürüstlük diyoruz da bizler ne kadar dürüstüz? Biz gerçekten dürüst olmayı istiyormuyuz veya ne kadar dürüstüz? Birilerinin bizi eleştirmesinden korktuğumuz sürece, başkalarının bizi yargılamasından çekindiğimiz sürece herhalde dürüstlükte, bu çıplaklığı yakalayamayacağız. Kısacası galiba bizler, başkalarının bizim hakkımızda ne düşündüğünü düşünerekten günlerimizi geçiriyor ve kendi yapmak istediklerimizden yine kendimizi mahrum ederek hayatımıza devam ediyoruz   gibime geliyor .

Sanki etrafımızda yaşayan insanların baskısını, her an üzerimizde taşıyor, onunla yaşıyoruz. Bu yüzden olsa gerek, insanlarla fazla iletişimden kaçınıyor ve çekiniyoruz, tercih ettiğimizde de samimi olmaktan korkuyor veya korkmasak da bunu sadece saygıdan yapıyoruz.
 
Bizde mi bir problem var, yoksa sistemde mi? Bizde mi bir kurnazlık var, yoksa diğerlerinde mi? Kendimizi yargılamaktan ve cezalandırmaktan mı korkuyoruz yoksa? Karşımızdaki insanların tümü kötü, tümü ikiyüzlü mü? Yok arkadaş yok , biz iğneyi kendimize batırmayı öğrenmemişik, yad a öğretilmemişik.Ya da ne bileyim ben, değişik toplum ve onların kültürleri içinde yaşadığımızdan dolayı, hep birilerinden bir şeyler almayı medet ummuş, alamamış veya yeterli olmamış ve nihayet devamında da Türk kültürüne hizmetin, kendine ve ailene ve onların geleceğine yararlı olacağına kanaat getirmiş, ama ne yazık ki burda da, yanında olması gereken insanları yanında bulamamıştır azınlık genci. Bu yüzdendir zaten insanların kendisine ve başkalarına karşı dürüst olamamaları. Ya da sadece saygılarından dolayı dürüstmüş gibi göstermeleri. Hiç beklemedikleri abilerinden, ablalarından zarar görmüş ya da umduğunu bulamamış gençlerimiz, sizce çok mu az bu toplumda? Merak ediyorsanız bir bakın etrafınıza , beklediğinizden çok daha fazla!

Bakın bir etrafınıza, kendi aralarında halledebilecekleri problemleri mahkeme salonlarında halletmeye çalışanların sayısı ne kadar?  Bakın bir etrafınıza, miras meselelerinden dolayı soluğu avukatlarda alanların sayısı ne kadar? Böylemiydi bu azınlık eski yıllarda? Bir kaç dönüm tarla için kardeşini satan bir insan seni beni neden satmasın? Bir kaç metrekare bir yer için ana ve babasını satan bir insan, azınlığı neden satmasın . Hangi dürüstlükten bahsediyoruz ki?

Fabrikalar kapanmaya devam ederken, bakan okullar açmaya devam ederse, işsizlik günden güne artarken pahalılık da artmaya devam ederse, o zaman bu okullarda eğitim yerine daha fazla hırsızlık, psikolojik sebeplerden dolayı daha fazla madde bağımlılığı olacak . Ekonomik problemler büyümeye devam ettikçe, eğitimde de krizler büyüyerek devam edecek.
  
Yurtta sulh, cihanda sulh için herhalde hayatta dürüstlük, cümle alemde cesaret, sabır ve hırs gerekli. Tabii bir de gerçekçi olmak. Bir insanın, bir halkın, haklarını araması  diğerlerine saygısızlık ve düşmanlık değildir.Tam tersi vatandaşlık görevidir , boyunun borcudur. Doğruları konuşabilmesi, başkalarını satmak değil, bir topluma doğruları anlatabilmektir. Bu olaylarda da her zaman herşeyiyle çıplaklık şarttır. En azından bizim acizane fikrimiz bu.

Benden bu hafta da bu kadar değerli dostlar, değerli arkadaşlar. Haftaya görüşünceye dek yüzünüzden tebessüm, kalbinizden iyilik eksik olmasın. Hoşça kalın, Dostça kalın...

Mega Lighting
SakburYazarın Diğer YazılarıDiktatörlük dönemine mi dönüyoruz?Ortaya bir karışık lütfenTaktik hep aynı taktik, tutmasa da yine aynıMaskeli balolardan maskeli hayata geçişMendeburlar dünyasıGüncel HaberlerMedrese-i Hayriye Okulu’nda da vaka tespit edildiDünden beri tespit edilen yeni vakalar açıklandıŞampiyonlar Ligi'nde ikinci hafta heyecanı başlıyorİslam dünyası, Hazreti Muhammed'e hakareti destekleyen Fransa'ya karşı tek ses olduGümülcine Meslek Yüksekokulu’nda 3 vaka tespit edildi
© MİLLET MEDYA 2020 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech