LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Haftanın İçinden Kahve Sohbetleri 14408 Mart 2012Necat Ahmetnecatahmet@gmail.com

HAREKETLERİMİZ SÖZLERİMİZİ YANSITIYOR MU?
Sorulduğunda evet, ama iş pratiğe gelince her şeyin sözde kalmaya mahkum olduğunu görüyoruz. Dünyada yaşananları, aç insanları, türleri tükenen hayvanları ve bitkileri, insanoğlunun doğaya yaptığı zararları çok iyi biliyor olmamıza rağmen bir şey yapamıyoruz. Ama internet üzerinden herkese destek veriyoruz. Yeşilcisine de mavicisine de, yani farkımız sadece sözlü değil yazılı da olsun diye, kalıcı olsun diye düşündüklerimizi yazıya da döküyoruz. Dizilerdeki kahramanlarımızın dertleri için üzülüyor, onlar mutlu olduğunda biz de mutlu olabiliyoruz. Hatta evlenirlerken kendimizi nikah şahidi bile hissedebiliyoruz. Halbuki aynı zamanı kendimiz ve kendi insanlarımız için bile harcayamıyoruz. Çoğu zaman, yeterince zamanımız varmış veya her şeye bir çözümümüz varmış gibi davranıyoruz. Halbuki problemler karşısında ne kadar aciz olduğumuzu zaman bize her defasında ispat ediyor. Sözde çözümler, tabii ki üretiyoruz üretmesine de, hiç bir zaman faaliyete geçiremiyoruz o düşündüklerimizi. Çok mu tembelleştik, yoksa herşeyi bizim için başkalarının mı yapmasını bekliyoruz? Bir şeyleri düzeltemiyorsak bari bozmayı bırakabilsek, zarar vermeyi, ben iyi niyetle bunları yapıyorum demeyi bir bırakabilsek, çok daha verimli olacağız gibime geliyor. Satın alıp atmaktansa bağışlamayı öğrenebilsek, daha fazla zengin olduğumuzda paylaşmayı öğrenebilsek, sadece fikirlerimizi değil gücümüzü ve cesaretimizi birleştirebilsek bu halde mi olurduk? Varlığımızın birazı gidecek diye ödü kopan bir toplumda kim kime yardım eder ki? Eder etmesine de, ben kameralardan fotolardan uzak olan yardımlardan bahsediyorum. Allah için yapılanlardan, isimsiz kahraman olmaya çalışanlardan. Felaketi değil kerametin nerde olduğunu görebilenler, aç gözlülüğü bırakıp bereketi getirebilenler, kıyameti değil selameti getirenler, elbet bir gün bedelini alacaklardır. Unutmayalım ki hayatımız sadece bir oydan ibaret değil...

BAZILARI SEÇİM, BAZILARI GEÇİM DERDİNDE
Teknolojinin bence en güzel yanı, artık insanları yaşamadan bile ne mal olduklarını size göstermesidir. Bir insanı kendi profilinden, paylaştığı şeylerden aslında ne kadar başarılı olduğunu, ne kadar hayalperest veya doğrucu olduğunu, ne kadar yardımsever veya para sever olduğunu anlamak çok kolaylaştı. Eskiden böylemiydi? O insanı yaşaman gerekirdi, birlikte yolculuk etmen gerekirdi. Kısacası zaman harcaman gerekirdi. Şimdi öyle mi ki? Her şey elinin altında. Tembellik de. Hayatımız kolaylaştıkça zorlaştı, bize zarar verenler gözümüzde büyüdü. Çünkü her şey farklı anlatıldı, farklı yaşatıldı. Anlatılanlarla yapılanlar arasında dağlar kadar fark vardı. Geçim derdinde olanlar tokun halinden anlamaya başlasalar da, seçim derdinde olanlar kazanabilecekleri oylar için diğerlerinin hallerinden sadece seçim dönemide anlar oldular. Oy getirebilecek her şey onların gözünde büyüdü, büyüdü, büyüdü. Hatta eğitime bile el attılar. Bu okulu ben yaptırıyorum, şu dersler benim sayemde başladı, bu öğretmenleri buraya gelmesinde ısrar eden bendim bahaneleri her tarafta uçuşur oldu. Günümüzün en yeni ve en önemli haberlerinden biri de bildiğiniz gibi Mastanlı okulu. Şimdi merak edilen olay, bu okulun Kızılağaç yoluna benzeyip benzemeyeceği. Bu okulun yapımını belediye üstlendiği halde, ileride başkalarına verilip verilmemesi. Kapatılan okul binalarının yeniden açılıp açılamaması, okul yerinin cemaate mi yoksa belediyeye mi ait olup olmaması gerçekten halkımız tarafından çok merak edilenler arasında. Herkes muhakkak ki kendisine pay çıkartmaya çalışacak, ama en azından azınlık eğitimindeki yaralar sarılmaya çalışılırken, o okulda okumaya aday çocuklarımızın gelecekleriyle oynanmasa. Kaş yapayım derken göz çıkartılmasa. Keşke!!! Keşke!!!

Bu hafta iş olsun torba dolsun misali bir fıkramız var arkadaşlar. Hatta iki fıkramız var, çünkü birinde memleketimizi anlatırken diğerinde de halkımızı anlatmak istiyoruz. Keyifle okuyun.

Yaşlı bankacı ile genç bankacı parkta sohbet ederek dolaşıyorlar.Yaşlı gence mesleğin püf noktalarını anlatıyor:
" -Bak evladım. Bu meslekte başarılı olmak için sadece fırsatları değerlendirmek yetmez. Zaman zaman fırsatları da senin yaratman gerekir. Bunun için sürekli dikkatli olman gerekir. Uygun bir yorumla hiç umulmadık olaylar bile, çok büyük firsatlara dönüşebilir. Bak mesela, şu karşıda gördüğün taze köpek pisliği sana sadece iğrenç bir şey olarak geliyordur. Ama ben eğer, 'şu pislikten bir lokma alıp ağzına atarsan sana 1 milyarlira veririm' dersem, olay senin açından nasıl da büyük bir firsata dönüşüverir değil mi?
Yapar mısın?"
Genç bankacı:"-tabi efendim," der.
Parmağını pisliğe daldırır, bir lokma alır yutar.
Yaşlı bankacı cebinden bir milyarı çıkartır, gence verir. Bir süre yürürler, genç dayanamaz sorar:
"-Hocam, ben size aynı teklifte bulunsaydım kabul eder miydiniz? Bakın ileride de başka bir pislik var. 1 milyar karşılığı dener miydiniz?"
Yaşlı bankacı:"-tabi ki," der. O da bir lokma alıp yutar.
Genç bankacı da çıkartır, biraz önce kazandığı 1 milyarı iade eder.
Bir süre sessiz sessiz yürürler. Genç yine dayanamaz sorar:
"-Hocam, ne sizin cebinizdeki para miktarı değişti ne de benim cebimdeki. Söyler misiniz, biz bu boku niye yedik ?"
Kurt bankacı cevap verir:
"-Öyle deme evladım. 2 milyarlık işlem hacmi yarattık!!
 
Şimdilerde yaşamak:
1. Şifrenizi yanlışlıkla mikro dalga fırınınıza girmeye çalışıyorsanız
2. Gerçek iskambil kâğıtlarıyla yıllardır fal bakmadığınızı fark ettiyseniz
3. Üç kişilik ailenize ait 15 adet telefon numaranız varsa
4. Yan masada çalışan arkadaşınıza e-mail gönderiyorsanız
5. Arkadaşlarını ve yakınlarını arayamama sebebin e-mail adreslerinin
olmamasıysa
6. Alışverişten dönerken evinizde aldıklarınıza taşımaya yardım edecek
birinin olup olmadığını anlamak için cep telefonunuzu kullanıyorsanız
7. Televizyondaki her reklâm, ekranın altında bir web adresi içeriyorsa
8. Hayatınızın ilk 20, 30 belki de 60 yılında sahip olmamanıza karşın, bugün
evinizden cep telefonunuzu almadan çıkmak sizde paniğe yol açıyor ve almak
için geri döndürüyorsa
10. Sabah uyandığınızda kahvaltıdan önce online oluyorsanız
11. Gülümserken başınızı yana yatırıyorsanız
12. Bu yazıyı okuyorsanız, başınızı sallıyor ve gülümsüyorsanız
13. Daha da kötüsü, bu maili kimlere forward edeceğinizi şimdiden
biliyorsanız
14. Bu yazının ilk kaynağını hiç bilemeyecekseniz (benim gibi)
15. Listede 9. maddenin olmadığını fark edemeyecek kadar meşgulseniz
16. Yukarı çıkıp listede 9. maddenin olup olmadığını kontrol ettiyseniz
ve şu an kendi kendinize gülüyorsanız
2012 Yılında yaşıyorsunuz demektir.

Bu haftalık da bu kadar değerli dostlar, haftaya görüşünceye dek her şey gönlünüzce olsun. Hoşça kalın, Dostça kalın…

Mega Lighting
SakburYazarın Diğer YazılarıDiktatörlük dönemine mi dönüyoruz?Ortaya bir karışık lütfenTaktik hep aynı taktik, tutmasa da yine aynıMaskeli balolardan maskeli hayata geçişMendeburlar dünyasıGüncel HaberlerYüksek Tahsilliler Derneği'nden lise öğrencilerine yönelik çevirimiçi söyleşiFransa'nın İslam düşmanlığına Arap ülkelerinden tepkiler devam ediyorBatı Trakya'da koronavirüs vakaları artıyorYunanistan'da günlük vaka sayısı bine yaklaştıMilletvekili İlhan Ahmet iktidarın ekonomi politikalarını eleştirdi
© MİLLET MEDYA 2020 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech