LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Haftanın İçinden Kahve Sohbetleri 14514 Mart 2012Necat Ahmetnecatahmet@gmail.com

“AÇ İNSAN KOLAY KANDIRILIR’’ -Katherine Mansfield-

Ha oracığından ha buracığından derken, tabii ki aç kalacak bu insanlar. Halbuki bir de şu milletvekillerin banka hesaplarında olan paralara bir bakın. Hem de bunlar sadece batan geminin içinde olanlar. Diğerleri daha lüks ve daha turistik gemilerde. Burda kalanlar, batan gemide bizim de paramız vardı demek için, biz de kriz yüzünden bir sürü para kaybettik demek için. Yani onlar da aç, aynen 11 milyon insan gibi. Bu bankadakiler seçimler geliyor ya, birazcık olsun açları beslemek için aslında yaa, siz yanlış anladınız. Ne yani sadece siz mi aç olacaktınız? Açlar ülkesinde yaşarken, öyle tek başına aç olmak yok, ne der sonra diğer ülkeler? Hem bizim kimsenin yardımına ihtiyacımız da yok, aldığımız borçlarla nasılsa bir öncekilerini öder dururuz. Hem aç olmanız devletin işine geliyor. Aç insan çabuk kanar, kanaat eder, nefsine hakim olur, kötülüklerden uzak durur. Kısacası böyle devam ederse herkes müslüman olacak galiba... Ramazan’ı da beklemeye gerek kalmayacak...

BAKIN GÖRÜN Kİ BAŞTAKİLER SİZİ NE KADAR ÇOK DÜŞÜNÜYOR?
Perama bölgesindeki altın ocaklarına bile evet kararı çıkarıyorlar, yeterki sizi işsizlikten kurtarsınlar. Daha çabuk ölmeniz nasılsa onların işine geliyor. Bir taşla iki kuş, ne sandınız? Hem bol para kazanacak, hem de emekli maaşlarından kurtulacak ülke. Böyle şans insanın başına kırk yılda bir gelir. Devlet aslında sizin bizim iyiliğimiz için uğraşıyor... Neredeyse bereket, orada kıyamet dercesine bir politika yürütülüyor sanki...

E, SEÇİMLER GELİYOR CANIM
Şimdi bu halka bir şeyler vermek gerekmeyecek mi? Valla para kalmadı, sadece söz vermeklerle yetinecek siyasetçiler bu defa. Sanki daha önce söz vermiyorlar mıydı diyeceksiniz, haklısınız da, daha önceleri en azından oradan buradan zarar paraları çıkartıyorlardı. Şimdi bu zarar paralarını ise sadece bizden çıkartmaya çalışıyorlar. Meclisten geçip de hiç bir zaman uygulamaya geçmeyecek bir kaç kanun çıkardılar mı tamam, nasıl olsa şimdilik kurtulduk ya, yeni önlemler alınıncaya dek seçimler de geçer zaten. Oh be rahatladık şimdi. Azınlık için mi? Azınlık için de en kolayı neyse onu geçirirler, senelerden beri konuşulan müftü seçimleri mesela. Tabii kanunun içinde bir sürü pürüz olacağından yine kabul görmeyecek. Kabul görmeyince de, devir teslim bir sonraki hükümete sıçrayacak, hatta bir sonrakine bir sonrakine derken hayat bitecek. Her gelen bir maddeciğini değiştirmiş olsa, ölünceye kadar bir şey göremeyecek bu zavallı halk. Ama seçim öncesi bütün problemleri çözeceğimize söz vermeyi unutmuyoruz, üzülmeyin... Hatta gerekirse başbakan adayı veya parti başkanıyla öyle 7 maddelik, 14 maddelik istekler değil, 34 maddelik kanunlar imzalarız, garanti belgesini önceden alırız, yeterki sabır olsun bir insanda...

SEÇİMLER PASKALYA’DAN SONRA
Neden peki? Aslında çok sebepleri var. Birincisi yumurtalar boyanmak için lazım olacak, atılmak için değil. İkincisi millet kiliselerde toplanacak, ne de olmasa orası hristiyanlar için huzurun arandığı barış ve sevginin simgesi Tanrı’nın evi, orada kavga olmaz, o yüzden böyle sevgi dolu bir kalabalığın içine girip onları korkusuzca selamlamak çok daha güvenli. Aksi takdirde doğrudan bu halkın içine başka türlü nasıl gireceksin ki? Paskalya bu gibi olaylar için en güzel fırsat aslında. Üçüncüsü ve en önemlisi de, vergi beyannamelerinin yatırılması ve vergilerin muhtıra gibi evlere postalanması seçimlerden sonraya kalacağından dolayı,  seçimlere kadar bir barış havası esecek Yunanistan’ın her tarafında. Allah bozmasın. Hadi Yunan adaylar kiliseleri gezecekler, ya bizimkileri ne olacak, bizim adaylarımız nereleri gezecek? Onlar için biz zaten hiç endişelenmiyoruz, çünkü camiye gitmek için özel günleri beklemeye gerek yok ki, onlar zaten gidiyorlar... Hem Allah aşkına bizim ürünümüz bize lazım. Bizim kapımız herkse açık Mevlana’nın dediği gibi...

AÇ KALMAK DİYE BİR ŞEY SÖZ KONUSU DEĞİL ASLINDA
Geçen hafta gazetelere göz gezdirirken dikkatimizi çekti aslında bu başlık. Aç kalmaktan korkmayın, öyle bir şey yok aslında diyordu bir gazeteci yazar. Aç kalma şansınız yok bu memlekette, gidin herhangi bir dükkanın önüne, (tabii canınız o anda ne çekerse, ona uygun dükkan bulmanız şartıyla), yaşasın bu hükümet, yaşasın bu siyaset diye bağırın, (isim de söyleyebilirsiniz tabii ki) ve bakın görün ki, anında çıkıp ellerine ne geçerse fırlatmaya başlayacaklardır size. E sizde kafanıza gelmesini beklemeyin canım yiyeceklerin, çevik bir kaleci endamıyla havada kapın o yiyecekleri, ne kadar çok bıkkın varsa o kadar çok kazançlısınız. Hatta giderken yanınıza yardımcı falan da alın, o tutar siz poşetlere doldurursunuz, tutamadıklarınız da mahalle hayvancıklarının karnını doyurur. Kuşa kurda yem olur, siz de ayrıca hayıra girmiş olursunuz. Bir taşla iki kuş, hadi yine iyisiniz...

SİRİZA PARTİSİ İTB’NE SAHİP ÇIKTI
Bravo adamlara, kaç gündür beklenen açıklamayı en sonunda yaptılar ve Yargıtayın kararını aslında endişe verici bulduklarını açıklayıp, gereğinin yapılması için Yunan hükümetini demokratik olmaya davet ettiler. Şimdi ne demeli ki bu partiye? En azından Avrupa Birliği’nin kesintiler için verdiği kararlara karşı olsalar da, insan hakları söz konusu olunca AİHM’in verdiği kararlara saygılı olduklarını bir kez daha ispat ettiler. Kendi memleketlerini düşünür bir pozda olduklarını göstermeye çalışıyorlar bir nevi. İktidar oluncaya dek de bu pozda olmaya devam edecekler gibi görünüyorlar. Bir Siemens ND yi, bir İMF Pasok’u, gereğinden fazla para KKE’yi bozabilirse, her halükârda iktidar olmak da iktidar olanın kafasını bozar.

Şimdi bu yazdıklarımızdan sonra fıkra bulmak da zor. Nitekim bazen fıkra bulmak için hakikaten yazı yazmaktan daha fazla zaman harcıyoruz. Acaba bundan böyle ilk olarak fıkrayı bulsak da, o fıkraya göre mi yazı hazırlasak? Anlamış değiliz ama neyse. Zaten bu memlekette hiç bir şey anlaşılır gibi değil ki zaten, aynen aşağıdaki fıkrada olduğu gibi...

Anlamış değiliz:
Dönemin Almanya, Fransa ve Yunanistan  Başbakanları bir araya gelmiş ve toplantı sonunda, basının sorularını yanıtlıyorlarmış. Gazeteci sormuş:
- Ülkenizde 4 kişilik bir aile ne kadar gelirle rahat bir hayat sürebilir, siz onlara ne kadar ödüyorsunuz?
Almanya başbakanı:
- Almanya’da 4 kisilik bir aile 5000 evro ile rahat bir yaşam sürebilir, biz onlara 6500 evro veriyoruz, geri kalan 1500 evroyu ne yapıyorlar bilmiyorum.
Fransa başbakanı:
- Fransa’da aynı aile 4000 evro ile rahat yaşar, biz 5000 veriyoruz 1000 evro nereye gidiyor bilmiyoruz.
Yunanistan Başbakanı:
- Yunanistan’da  aynı ailenin açlık sınırı 1200 evrodur. Biz onlara 520 - 630 evro veriyoruz, geriye kalan diğer yarısını  nereden buluyorlar biz de anlamış değiliz, zaten o yüzden de vergilendirmeye devam ediyoruz.

Bu haftalık da bu kadar değerli dostlar, Allah doyursun diyerekten fıkramıza ve yazımıza son veriyoruz, haftaya görüşünceye dek Hoşça kalın Dostça kalın...

Mega Lighting
SakburYazarın Diğer YazılarıDiktatörlük dönemine mi dönüyoruz?Ortaya bir karışık lütfenTaktik hep aynı taktik, tutmasa da yine aynıMaskeli balolardan maskeli hayata geçişMendeburlar dünyasıGüncel HaberlerMedrese-i Hayriye Okulu’nda da vaka tespit edildiDünden beri tespit edilen yeni vakalar açıklandıŞampiyonlar Ligi'nde ikinci hafta heyecanı başlıyorİslam dünyası, Hazreti Muhammed'e hakareti destekleyen Fransa'ya karşı tek ses olduGümülcine Meslek Yüksekokulu’nda 3 vaka tespit edildi
© MİLLET MEDYA 2020 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech