LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Doğru Bilgiye Ulaşma30 Ekim 2015Prof. Dr. Osman Eskicioğlu

Doğru bilgi nedir ve ona nasıl ulaşılır? Önemli olan budur...

Nasıl su oksijen ve hidrojenden meydana geliyor ve bu bir bileşim ise insan bilgisi de din ile bilimin birleşmesinden meydana gelir. Onun için bilginin birisi din diğeri de ilim olmak üzere 2 kaynağı vardır.

Allah, canlı ve cansızları yaratmış nizam ve düzeni kurup koymuştur. O, âlemi çift, çift yaratmış; kâinat ile insanı var etmiştir. Kâinatta canlı ve cansızları; insanda ruh ve bedeni; cansızlarda varlık ve tesiri; canlılarda gaye ve iradeyi; ruhta doğruluk ve iyiliği; bedende ise fayda ve ünsiyeti yaratıp koymuştur. Allah, mekânda zamanı var etmiş; maddede enerjiyi tesirli kılmış; nebatta hayatı gaye yapmış; toplulukta şuura irade vermiştir. Allah, ilimde dil ile doğrunun ifadesini; dinde sanat ile iyi ve güzelin yayılmasını; iktisatta teknik ile faydalının yapılmasını; idarede hukuk ile ünsiyetin tesisini gerçekleştirmiştir. İşte bütün bu sebeplerden dolayı hamd sadece Allah’a mahsustur.

Allah Teâlâ, varlıklardan bahsederken her şeyi çift çift yarattığını açıkladığı ayette söyle buyurmaktadır: “Biz, düşünesiniz diye her şeyden çift çift yarattık.” [2] Bundan sonra ilim ile din konusuna gelecek olursak yine Kuran’a baktığımız zaman dini de ilmi de Allah’ın koyduğu görülmektedir. Bu hususta ayetlerde söyle denilmektedir.
“Allah Âdem’e bütün isimleri (yani eşyanın adlarını ve ne için yaratıldıklarını) öğretti.” [3] Şu halde ilmi ilk öğreten Allah’tır. “Melekler, ya Rab! Seni noksan sıfatlardan tenzih eder, kemal sıfatlar ile tavsif ederiz ki, senin bize öğrettiklerinden başka bir bilgimiz yoktur. Şüphesiz alim ve hakim olan ancak sensin, dediler.” [4] Öyleyse meleklere de ilim öğretip bilgi veren Allah’tır. “Eğer sen, sana ilim geldikten sonra onların hevalarına-arzularına-heveslerine uyarsan, iste o zaman sen zalimlerden olursun.” [5] “Eğer siz doğru iseniz bana bir ilim ile haber veriniz.” [6] “Bilgisizce insanları saptırmak için Allah’a iftira eden kişiden daha zalim kim vardır?” [7] “Her bir ilim sahibinin üstünde bir bilen vardır.” [8] “Size ilimden az bir şey verilmiştir.” [9] İlim hakkında Kuran’da daha birçok ayet ve açıklamalar vardır. Biz ancak bunları aldık.

İlimden sonra simdi dine gelecek olursak, bu konuda da Kuran’a baktığımız zaman din hakkında da bir takim açıklamalar getirdiğini görürüz. Din Allah’ındır ve dini o koymuştur. Bu hususta “Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır, din de devamlı olarak onundur.” [10] “Hiç şüphesiz Allah sizin için dini seçip koymuştur.” [11], buyrulmaktadır. “Allah’ın yanında din İslam’dır.” [12] “İnsanlar Allah’ın dininden başkasını mı arıyorlar? Hâlbuki göklerde ve yerde olanlar ister istemez Allah’ın emir ve kanunlarına teslim olmuşlardır.” [13], denilmektedir.
Bilim, duyu vasıtalarımızla, deney ve gözlemlerle elde edildiği için birtakim özellikler taşır. Onun için bilgilerimiz izafidir, nispidir, takribidir ve ihtimalidir. İlim izafi olması dolayısıyla farklılıklar gösterebilir. Mesela bir kimse sobaya üstten bakarsa onu daire şeklinde görür, yandan bakan kimse ise onu silindir şeklinde görür.
Bilim nispidir; kişi olayları kendi varsayımları ile ve kendi imkanları nispetinde algılayıp anlar. Mesela gözleri görmeyen bir kimse için yeşil ve kırmızı yani renk yoktur, denilebilir. Böylece biz gerçekleri kendi organlarımızın, araç ve vasıtalarımızın müsadesi nispetinde algılayıp bilebiliriz.

Bilim takribidir; yani biz varlıkları parça parça veya dış görünüşleri ile anlayıp kavrayabiliriz. Yoksa onların tümünü kavramamız mümkün değildir. Bizim varlıklardan algıladığımız şey varlığın kendisi değil, ondan gelen dalgalardır ve bu dalgalar da arızalıdır. O halde biz bildiklerimizi kesin bir şekilde değil, yaklaşık olarak bilebiliriz.

Bilginin bir başka özelliği de onun ihtimali olmasıdır. Mesela bizim olmasını istediğimiz bir şeyin olmama ihtimali de vardır. Bunu şu misal ile daha güzel açıklayabiliriz. Mesela havada bulutlar varsa büyük bir ihtimal ile yağmur yağar, yağmurun yağma ihtimali vardır. Fakat bu bulutların dağılıp yağmurun yağmama ihtimali de vardır.

İşte bütün bu saydığımız özelliklerden ve verdiğimiz örneklerden anlaşılıyor ki, ilim ya da bilim bize yalnız başına istediğimiz oranda bir fayda sağlayamamaktadır. Bu sebeple biz, bilimin insan açısından bakıldığı zaman dine muhtaç olduğunu iddia ediyoruz. Cünkü aslinda bilim de din de insan içindir. Zira bunların her ikisi de fonksiyonel olarak birleşip bütünleştiği zaman istenilen yerine gelmiş ve gerçek fayda sağlanmış olur. Yoksa bilim ile din hep insanlar için olmasaydı, bitkiler fotosentezi anlarlar ve su da neden katı ,sıvı ve gaz halinde bulunduğunu anlardı. Halbuki böyle bir şey yoktur. Ne bitkilerin aklı ve sorumluluğu vardır, ne de suyun.

Allah Müslümanlara düşünmeyi gerçek bilgi sahibi olmayı ihsan etsin inşallah...

--------

[2] Zariyat 51/49
[3] Bakara 2/31
[4] Bakara 2/32
[5] Bakara 2/145
[6] Enam 6/143
[7] Enam 6/144
[8] Yusuf 12/76
[9] Yusuf 12/76
[10] Nahl 16/52
[11] Bakara 2/132
[12] Al-i Imran 3/19
[13] Al-i Imran 3/83

Yazarın Diğer YazılarıNamaz bizlere ne öğretiyor?‘Ne yapalım, alın yazım böyleymiş…’Millet ve ümmet bilinciKültür hala geçerli midir?Para karşılığı din satan kişileri dinlemeyinGüncel Haberlerİdadiye Okul Aile Birliği seçimleri yapıldıGravanis, Gümülcine Belediyesi için başkan adaylığını açıkladıMillet Gazetesi İstanbul'da düzenlenen Filistin toplantısına katıldıSuudi Arabistan'a giden Gabon Cumhurbaşkanı kayıpAB savunma alanında bağımsız aktör olmaya hazırlanıyor
© MİLLET MEDYA 2018 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech