LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Hayvanat Bahçesi Misali Bir Azınlık (Mizahi)02 Aralık 2015Necat Ahmetnecatahmet@gmail.com

Zamanın birinde büyük bir hayvanat bahçesi varmış. Bu hayvanat bahçesinde, yaptığı işlere göre ayrılmış çeşit çeşit hayvanlar da varmış. Başta olanların tek düşündüğü, bu çeşit çeşit hayvancıkları, değişik entrikalarla birbirine sokup, onların sayesinde ceplerini daha fazla doldurmakmış.

Öyle ki, günden güne daha başarılı olmaya başlamışlar, çünkü işin püf noktalarını çok iyi öğrenmişler. Peki bunu nasıl basardıklarını merak ettiniz mi hiç?

Bakın anlatalım, anlatırken de hep birlikte hayal edelim.

Bir hayvanat bahçesi düşünün, girişte çakallar nöbet tutuyor, içeride büyük bir kule, kulenin içinde de aslanlar her yeri görebilecek bir şekilde etrafı gözetleyerek oturuyorlar. Hepsi karnını doyurma derdinde (burda karın doyurma, cep doldurma oluyor) ama nedense hep açlar. Gözleri mi aç karınları mı, hala anlamış değiliz.
Oturdukları kulenin içi dışardan görünmüyor, koyu renkli camlarla kuşatılmış, (tabii basit hayvanlar neden içerisini görsünler ki?)

Kulenin altında çeşit çeşit kafesler, içinde de çesit çesit hayvanlar. En çok tavuk var, ondan sonra koyun ve inekler ayrı bölümde toplanmışlar, birbirleriyle konuşuyorlar. Tavuklara, daha fazla yumurtlasınlar diye baskı yapılıyor, aynı şekilde koyun ve ineklerden de, daha fazla süt vermeleri isteniyor.

Malum, burda ismi geçen yumurta ve sütler, tütün  ve diğer tarım ürünleri olarak varsayarsak masalımızı daha güzel anlamış olursunuz.

Gerçi bittiğinde hepimiz keşke masal olsaydı diyeceksiniz ama neyse, en azından gülmeden önce bir düşünün. Bir kere daha düşünün.

Tavuk ve ineklerin yan tarafında maymunlar var ama maymunların hepsi altın kafeste. Çünkü onlar diğer hayvanların arasında konuşulanları liderlerine aktarmak zorundalar. Şikayet ettiklerinde de "sus bak, seni altın kafesten alıp diğer hayvanların yanına koyarız, sus bak, sen fazla bir şey yapmadan ödeniyor ve altın kafeste kalıyorsun" deniyor. Yani ekmek elden su gölden misali.

Olur mu ya hiç bir şeycik yapmadan ödeniyorlarmış, asıl o zavallıcıkların işi daha zor. Düşünsenize bir kere, diğer hayvanlarla arkadaşlık kuracak, onu gerektiği yerde  satacak ama kimse anlamayacak, onun ağızından laf alacak, hafiyelik yapacak, ona göre altın kafeste kalma hakkına sahip olacak. Yaaaa bu her babayiğitin yapacağı şey değil, bunu sadece maymunlar becerebiliyor.

Hayvanat bahçesinde de demokrasi var olmasına da, aslanın ağzından lokmayı almak için tilki olmak lazım. Tilkiler de zaten aslanların yandaşı, daha doğrusu arka planda oynayıp onları kullananlar. Ama perde açıldığında başrolde hep aslanlar.
Yalancıktan rolleriyle hep diğer hayvanlara akıl verenler, başkalarının dediklerini sistem gereği kendilerinden daha aşağı gördükleri insanlara (pardon) hayvanlara anlatanlar, vaatlerde bulunanlar.

Ve işte bu aslanlar görevleri gereği tavukların yumurtalarını, koyun ve ineklerin sütlerini, tüccarlardan aldıkları mizalarla, bu ürünlerin sahibi olan hayvanlara hep haksızlık yapmış ve bu ürünleri tüccarları kurtaran fiyatlardan satılmasına yardımcı olmuşlardır. Tabii günden güne fiyatı az gören tavuk ve koyunlar ürünlerini azaltmaya veya hiç satmamaya karar vermişler. Çünkü yakın zamanda aslanların kendilerini bile satacaklarından şüphe duymaya başlamışlar. Tabii böylelikle tüccarlar ürün göremediklerinden, aslanlardan mizayı kesmeye başladıklarından dolayı, diğer hayvanlarla birlikte bizim aslanlar da fakirleşmeye başlamışlar haliyle. Burda basit hayvanlar açlığa ve zor günlere, aslanlardan daha fazla alışık olduklarından da, aslanlar bu durumdan daha fazla zarar görmüşler. Lüks ve zengin hayatı da bırakamadıklarından, kahrolmuşlar. Ondan sonra da kulelerden daha önce kendilerine güvenen hayvanlara konuşma yapıp, artık hiç kimsenin hakkının yenilmeyeceği, her şeyin yağ bal olduğu ve herkesin hakkını geri alacağını haykırsalar da onlara kimse inanmamış. Çünkü artık bu hayvanlar yumurta derdinde değil yem derdinde, süt derdinde değil ekmek derdinde imiş. Süslü sözler geride, aslanlar da yerinde kalmış.
Altın kafesteki maymunlar da, kafesleri her ne kadar altından olsada sonuçta bir kafeste bulunduklarının farkına varmışlar. Tilkiler aslanların yenilişine şahit olduktan sonra kafesten kurtulan ve hala tam gözlerini açamamış maymunlara yardım ellerini açıp, onlara gelecek vaat etmişler.

Bakalım maymunlar aslanlara güvenini yitirmiş bu hayvanları, saadete ulaştırabilecek mi? Tilkiler olmaya devam ettikçe belki bu saadet hiç gelmeyecek. Saadeti bulamayanlara tabii ki bizim maymunlar nerimanı nazlıyı ve naciyeyi bulacaklar. Amaç işler dönsün onlar da cepleri doldursun. Böyle giderse korkarım ki maymunlardan sonra bu hayvanların başına galiba kanguruları koyacaklar, çünkü onların cepleri daha büyük.

Evet değerli dostlar şimdi gelelim bu masalımızdan çıkan sonuca, masalın anafikrine.

"Hayvanlıktan kurtulmak için beynimizi, beynimizi kullanırken birlikteliğimizi göz önünde bulundurmalıyız"

Yeterli mi? Bence yeterli. İlk önce insan olabilmek bence bizleri diğer bütün kötülüklerden de koruyacaktır...

Haftaya görüşünceye dek Hoşça kalın Dostça kalın..

Mega Lighting
SakburYazarın Diğer YazılarıDiktatörlük dönemine mi dönüyoruz?Ortaya bir karışık lütfenTaktik hep aynı taktik, tutmasa da yine aynıMaskeli balolardan maskeli hayata geçişMendeburlar dünyasıGüncel HaberlerMedrese-i Hayriye Okulu’nda da vaka tespit edildiDünden beri tespit edilen yeni vakalar açıklandıŞampiyonlar Ligi'nde ikinci hafta heyecanı başlıyorİslam dünyası, Hazreti Muhammed'e hakareti destekleyen Fransa'ya karşı tek ses olduGümülcine Meslek Yüksekokulu’nda 3 vaka tespit edildi
© MİLLET MEDYA 2020 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech