LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Makamı Cennet Olanlar07 Şubat 2016Necat Ahmetnecatahmet@gmail.com

Makamdan maksat, yaşadığı dünya ve dünyadaki varlıkları, dostlukları ve koltukları. Makamdan maksat, bulunduğu konum. Makamının cennet olmasını isteyenlerin öbür taraftaki mekanına karışmak imkansız. Onu ayarlayan daha büyük bir güç var çünkü. Bizler sadece mekanı cennet olsun sözleriyle, yakınlarını teselli etmeye çalışıyoruz, o kadar...

Nitekim öte taraftan geriye dönen olmadığı ve makamla mekanın karıştığı ve imanların unutulduğu bir dünyada, makamın cennet olsun duaları, kişileri daha bir memnun etmeye başladı. Çünkü bu dünyadakiler  görünür olanlar, diğerlerini imrendiren bir büyüye sahip olanlar, güçlüyü memnun eden bir çekiciliğe sahip olanlardır. Kendini daha iyi hissediyor insan, iyiliklerden mahrum kalsa da, güçsüzü istediği zaman yanına çekebiliyor. Para var huzur var misali yani. Para yoksa huzur İslamda konusu, onun kafasına işlemiş olduğundan, makamındaki halinden memnun. Arada sırada insanların işini yaptığından hayır da topluyor zaten.  İşte bunlar da öteki  tarafta ona yeter de artar bile. Ya da ona öyle geliyor.

Yukarılarda uçmak ve yüksek makamlarda beyefendi gibi karşılanmak ruhuna iyi geliyor, adeta mest ediyor insanı. O zaman işte herşeyin üstesinden geleceğini zannediyor insanoğlu. Ölümü geciktirmek, daha sonraları daha fazla hayır işlemeyi düşünmek, daha sonraları daha iyi bir insan olmak için tövbe etmeyi düşünmek gibi hayaller kurmaya başlıyor. Hatta bazıları  (Haşa)Azrail ile pazarlık yapmayı bile düşünecek gaflara kaptırıyor kendini. Sonuç malum, ya uyuşturucu haplara bağımlılık ve psikolojik dengesizlik, ya da beklenmedik bir şekilde yukarlardan diplere vuruş ve sözlerle açıklanamayacak bir pişmanlık... Veee sonsuz yalnızlık...

O zaman niye bunları yapmak zorunda hissediyoruz kendimizi? Neden başrolde olabilmek için kırıyoruz birbirimizi? Neden boşa harcanan bu kadar zaman? Kırılan kalpler, hiçe sayılan sorunlar. Daha fazla kazanmak veya daha büyük yerlerde olabilmek adına verilen savaşlar bu Azınlık için verilseydi, sizce Azınlık şu anda olduğu halde mi olurdu? Birlik beraberlik olunması yolunda bağıranlar asıl bunu  istemeyenler değil mi? Azınlık haklarını savunanlar aslında yan taraftan bunu  bozmaya çalışanlar değil mi? Tabii ki istisnalar olacak ama, yıllardır tarih bize bunu göstermedi mi?

İnsanlarımızın şimdilerde kimseye güvenmeyişinin sebebinin altında, geçmişte olanlar yatmıyor mu? Seneler boyu kandırılmış olmanın cezasını belki de suçlu olmayanlar çekiyor ama, onlar abi veya ablalarının hatalarını kabullenip kendilerini ispat edebilecek zamanı daha bulamadılar belki. Çünkü bu konuda yıllardır ağzının payını almış bir toplumun çok kolay bir şekilde birilerine güvenmemesi çok normal. Bunu aşabilmek için zamana ve sabıra ihtiyaç var. Geçmişi  temiz insanlara ihtiyaç var ki, onların da bu insanlara yaklaşımı diğerlerinden farklı olmak zorunda. Kaybettiğimizde değil , yanımızdayken değerlerini anlayabilecek insanlara ihtiyacımız var. Makamının bu dünyadaki cenneti olmadığını gösterebilecek kişiler, bu toplumun ileride güvenebileceği insanlar olacaktır ki, bu konuda da hizmetin artık sadece merkezde değil, adrese ulaştırılabileceğini ve kaybedecek tek bir kişimizin bile olmadığını, köylerde ve mahallelerde çok güzel bir şekilde anlatılması lazım. Bu da sabır ve azimle olacak gibi görünüyor. Büyüklerinin yaptıklarından sorumlu olmasalar da gençlerimizin çok laf işiteceği, toplantılarda ilk etapta istenilen sayıya ulaşamayacakları da bir gerçek. Ama işlerinde ne kadar sorumlu olduklarını gösterirlerse, gelecekte kazananların içinde olacakları da diğer bir gerçek... Değer verdikçe değer verirler. Sorumluluğunu bildikçe inanırlar. Dürüstlüğüne inandıkça seninle birlikte olurlar. Lütfen onların hayallerini kırmayın. Çekildiğiniz bu yoldan şaşmayın ve sadece makamının cennet olmasını isteyen insanlara fırsat vermeyin.

Daha güzel yarınlar üretimden geçiyorsa, bu toprakların ne kadar değerli olduğunu bu insanlara gösterin.

Daha güzel yarınlar için, çocuklarınızın aile, öğretmen ve arkadaş çevresini güzel seçip yerinde tecrübe sahibi olmaları için gayret gösterin. Kendi dernekleri veya kooperatiflerinin yönetim kurullarındaki kavgalara ve bunları oluşturan küçük ve şahsi sebepleri dinlemekten bıktık artık. Halk kavga değil icraat peşinde olanların yanında olmak istiyor. Bunu bu halktan esirgemeyin... İnsan yetiştirmek zor ise gidip hayvan yetiştirin, en azından gelirinizi de arttırmış olursunuz...

Bu haftalık bu kadar yeter kanaatindeyim. Haftaya yeni bir konuda bilinçlenmek ve bunları sizlere doğru bir şekilde aktarmak boyumuzun borcu olsun. Hoşça kalın Dostça kalın...

Mega Lighting
SakburYazarın Diğer YazılarıDiktatörlük dönemine mi dönüyoruz?Ortaya bir karışık lütfenTaktik hep aynı taktik, tutmasa da yine aynıMaskeli balolardan maskeli hayata geçişMendeburlar dünyasıGüncel HaberlerMedrese-i Hayriye Okulu’nda da vaka tespit edildiDünden beri tespit edilen yeni vakalar açıklandıŞampiyonlar Ligi'nde ikinci hafta heyecanı başlıyorİslam dünyası, Hazreti Muhammed'e hakareti destekleyen Fransa'ya karşı tek ses olduGümülcine Meslek Yüksekokulu’nda 3 vaka tespit edildi
© MİLLET MEDYA 2020 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech