LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Haftanın İçinden Kahve Sohbetleri 14812 Nisan 2012Necat Ahmetnecatahmet@gmail.com

GEÇEN HAFTANIN ACISINI ÇIKARALIM MI BİRAZ?
Yoğun geçen bir haftanın ardından söylenecek ne olabilir ki? Dedikodulardan mı bahsedelim, erkekliğe sığmaz. İki yüzlülerden mi bahsedelim, mertliğe sığmaz. Seçim öncesi planlardan mı bahsedelim, yoksa verilen sözlerden mi? Valla ben bugüne kadar yaptığım işlerden öğrendiğim o ki, her konuşmanın ardında bir ispat aramak çok önemli. Yeni bir kanun çıktığında ve resmi gazetede yayınlandığında herkesin ne kadar kara, ne kadar beyaz olduğu ortaya çıkıyor. Bundan önce ağzı olan konuşuyor, aklı olan susuyor. Nitekim yine bugüne kadar edindiğim tecrüblerden öğrendim ki, burada kanun onaylandığı zaman da, yayınlandığı zaman da, herkes konuşmaya devam ediyor. Ama herkes anladığı kadar, herkes Yunancası yettiği kadar, yada sözüm meclisten dışarı, herkes işine yaradığı kadar. İnsaf ya, bu kadar yeter. Bu milletin suçu ne ki? Satılanlarla satın alanların arasındaki bu bağ ne zaman çözülecek? Her iki tarafa da aynı oyunu oynamaktan bazıları ne zaman vazgeçecek? Bu benim halkımdır, bu benim halkımın hakkıdır, ne zaman denilecek? İş hakka gelince nedense hep Hakkı’da kalıyor. Ama her halükarda herkes efendicilik yarışında. Meclisten bir kanun geçiyor, izleyenler örnek veriyorum 1000 kişi, çıkan örnekler 500. Yani 500 ayrı fikir ve bu 500 ayrı insan yüzlerce diğer insana farklı fikirler veriyor, farklı yönlendiriyor. Bu durumdan halk kazanmış veya kazanmamış onlar için önemli değil, herkes kendine göre yorumluyor. Kısacası af buyurun, bir sidik yarışması almış başını gidiyor. Rüzgara karşı olsa ne ala, en azından zorluklara karşı direnmeyi öğrenirlerdi. Bizim yaptığımızın, küçükken oynadığımız aile oyunundan bir farkı yok. Kim anne kim baba olacak, çocuk rolünde kim kalacak? Küçük iken çocuk rolünde olmak istemeyenler, şimdilerde çocuk rolünde oynamak için yarış yapıyorlar. Bravo doğrusu, braavo...

ANAVATAN, BABAVATAN, VAR MI BİZE YAN BAKAN?
Babavatan uçurumun kenarında. Yardım elini uzatan bir sürü baba var ortalıkta. Yardım etmek için değil, ahkam kesmek ve yararlanmak için. Bir anda çoğaldı babalar. Babayiğidiğinden babazüğürtüne kadar, ben sizin babanızım diyen bir sürü babaçıkarcı. Bizim baba farkında aslında bunların da, bir türlü gururuna yediremiyor anadan gelecek olan yardımı. Aslında ona en yakın olanı o, ev alma komşu al diyeni de o, senelerdir komşuluk haklarını en iyi kullanan da o ama, bir ananın 5-10 babaya bedel olduğunu kabullenmek zor, problem de orada zaten. Babalar, anaların ayakları altında denmektense, anaların ayakları altında kalan, atasözündeki gibi Cennet olmaya devam etsin daha iyi. Biz yoğurtların yumurtaların altında kalmışız boşver, biz borçların altında kalmışız boşver. Bir yanımızda sömürgeciler, bir yanımızda Azrail, olsun boşver, önemli olan analar, yanımızda da olsalar başımızda da, bizim tek derdimiz Avrupa’ya yaranma...

SEÇİMLER YOLDA MI, YOLUN KENARINDA MI?
Ne demiş atalarımız, oy oya baka baka kararır. Beyaz oy korkusu, atasözleri bile değişime uğrattı. Adaylar daha şimdiden köylere gider oldu. Köy kahvesinin kokusu herkesin burnunda tüter oldu. Probleminiz neydi, yol, alt yapı, tütün fiyatları, kiraz fiyatları... “Bunlar kolay, size aslında bir okul bir de doktor lazım, sizden oy almak zor ise aslında bir de hastane lazım. Hatta her köye bir hastane olsa daha iyi olur. Taze para olmasa da hizmet var, Avrupa’dan bizim elimize geçmeyen, fakat bizlere verilmiş gibi görünen bir sürü program ve devamında bunlar için ayrılan bir sürü para var. Bu paralar her ne kadar sizin elinize ulaşmasa da, bizim verdiğimiz sözler var. Verilen sözlerin % 0.5’i tutulmuş olsaydı, zaten şimdi kontenjana bile gerek kalmayacaktı ya neyse. Halk uğraş verene, hizmet edene oyunu kullanmış olsaydı, meclis vekilsiz, millet de hizmetsiz kalmazdı. Çünkü son zamanlarda kafaları karıştırmayı kendilerine hüner edinmiş kahramanlarımız, az gittik uz gittik dere tepe düz gittik deyip o tepelerin aslında, şimdilerden değil çok eskilerden toz toprak olduğunu, çok eskilerden beri defalarca söz verilip defalarca yapılmadığını hatırlarız biz. Bırakın çok uzağa gitmeyi, burda yanıbaşınızda bulunan Satıköy köprüsüne bir bakın. Kışın o soğuk sulardan ayakkabılarını eline alıp da geçen öğrencileri gidin bir görün, gidin gidin, daha sağlıklıyken bir görün. Çünkü hastalandıklarında onları sadece ana ve babaları görüyor. Bunları düşünerek oyunuzu kullanın, sizlere bugüne kadar tanınan haklarınızı düşünerek oyunuzu kullanın, söz verdiğinde sözünü tutabilenlere oyunuzu kullanın, halkını kandırmak için değil hizmet edebilmek için gerekli kurumların kapılarını aşındıran veya aşındırabileceklere oyunuzu kullanın. Çünkü seçimlerden sonra Yunanistan’ı şimdilerden çok daha zor günler bekliyor. 2 ayrı senaryo, 2 farklı sonuç. Birinde Avrupa Birliği bir bütündür, evrodan hiç bir üke çıkmayacaktır, diğerinde ise, istenmeyen partilerle koalisyon kurulamaz ve bu borçlar ödenemez mantığı ile Yunanistan’ı evrodan çıkarma politikası. Boşuna mı sizce verilen bu mesajlar? Bakın Hollanda’da düzenlenen ve bu krize nasıl engel olunur yarışmasında yer alan 10 yaşındaki bir çocuğa verilen ödüle. Bu ödül boşuna mı verildi sanıyorsunuz? Ne diyor çocuk çizdiği resimlerle ve yazdığı bir kaç kelime ile? Ben bir Yunanlı olsaydım hep ağlardım diyor. Onlar evrodan da çıkartılsalar, bütün evrolarını bankalara götürüp drahmi yaptırsınlar ki dış borçlar daha kolay ödenebilsin diyor. Hatta kendi memleketlerinden başka ülkelere para yatırmak isteyenlere de gidecekleri ülkelerin, cezalar vermesi lazım diyor, evroların kendi ülkelerinde kalmalarını sağlamak lazım yoksa hep ağlayan Yunanlı onlar olur diyor çocuk. Bakın, bakın verilen mesaja bir bakın. Sakla samanı gelir zamanı değil bu zaman, ver samanı, doldu bunun zamanı dedirten bir zaman bu. Hadi bakalım hayırlısı. Seçim propagandaları başladığı zaman da yine konuşuruz. Kimin ne kadar oy alacağını, kimin nerelerde kalacağını? Bakalım oylar partiye mi yoksa şahısa mı?

Haftanın fıkrasına geldi galiba sıra. Bu haftaki fıkramız bazılarınız tarafından ayrımcılık olarak algılanmasın, çünkü bu fıkra bizim tarafımızdan yazılmış olan bir fıkra değil, sadece her ihtimali göz önünde bulundurarak yola çıkılırsa, daha az zararla belki kurtulunur mantığı ile hareket etmiş olan bir fıkra. Ve bu fıkra aslında neleri göze alabileceğimizi gözler önüne serebilen bir fıkra.

Moku Yedik...
İkinci Dünya Savaşında iki Yahudi Almanlara esir düşmüş. Bunlardan biri diğerine Almanların ne kadar gaddar olduklarını anlatırken, öteki ‘’mesela bize ne yapabilirler’’ diye sormadan edememiş..
Bizimki de başlamış anlatmaya.
2 ihtimal var demiş, ya bizi öldürürler, ya da esir kampına gönderirler. Öldürürlerse iyi, ama esir kampına götürürlerse iki ihtimal var, bizi ya kurşuna dizerler, ya da gaz odasında öldürürler.
Kurşuna dizerlerse sorun yok, ama gaz odasına gidersek iki ihtimal var, bizden ya sabun yaparlar ya da kağıt. Sabun yaparlarsa sorun yok, kağıt yaparlarsa iki ihtimal var, ya gazete kağıdı oluruz ya da tuvalet. Gazete kağıdı olursak sorun yok ama tuvalet kağıdı olursak, işte o zaman moku yedik...

Kısacası  halka bazı şeyleri  gösterip vaad edip yine vermeyeceğiz ve her halükarda, kızsak da köpürsek de geçen kanunları her defasında kabul etmek zorunda kalacağız. Sonunda da hapı yutanlar yine biz olacağız. O zaman bir karar vermemiz gerek. Ya bu hapı bir kişi yutacak, ya da hep birlikte yutmaya kendimizi alıştaracağız. En azından bu konuda birlik beraberlik sağlanabilse, o hapı yutanın sayesinde hapşırdığında daha bir çok kişi de iyileşmiş olacak... Zarardan yarar sağlamayı öğrenmemiz gerek artık...

Benden bu haftalık da bu kadar değerli dostlar. Haftaya görüşünceye dek herşey gönlünüzce olsun, Hoşça kalın, Doştça kalın...

Mega Lighting
SakburYazarın Diğer YazılarıDiktatörlük dönemine mi dönüyoruz?Ortaya bir karışık lütfenTaktik hep aynı taktik, tutmasa da yine aynıMaskeli balolardan maskeli hayata geçişMendeburlar dünyasıGüncel HaberlerMedrese-i Hayriye Okulu’nda da vaka tespit edildiDünden beri tespit edilen yeni vakalar açıklandıŞampiyonlar Ligi'nde ikinci hafta heyecanı başlıyorİslam dünyası, Hazreti Muhammed'e hakareti destekleyen Fransa'ya karşı tek ses olduGümülcine Meslek Yüksekokulu’nda 3 vaka tespit edildi
© MİLLET MEDYA 2020 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech