LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Güveni Kırılmış Bir Toplumun Meyveleri26 Ağustos 2016Necat Ahmetnecatahmet@gmail.com

Güvendiği için geldiyse başına tüm kötülükler, güvendiği kişilerden aldıysa en ağır darbeleri, normaldir bu toplumun böyle düşünmesi.

Dost diyebilecek isimleri saatlerce düşünüyorsa bir insan, konuşabileceği insanlar çok az ise etrafında, normaldir böyle düşünmesi.

Yavşaklar boy gösterirse başkalarından güç alarak, yalakalıklar çoğalırsa günden güne daha fazla yol alarak, o zaman bir de bunların verecekleri meyveleri bir düşünün.

Para gücü ile yetişmiş nesiller, zorluk kelimesini içine sindirememiş, hayatı hep toz pembe zannedip yoluna devam etmiş olanlar değilmi hep psikolojik sorun yaşayanlar? Eskiden bunalım kelimesini bilen mi vardı? Her mahallenin bir delisi vardı belki ama, herkes ona sahip çıkardı. Şimdi milletin beynini deli edip vücuduna farklı dizayn verdiler sadece. Yani dışı seni içi beni yakar misali oldu çocuklarımız.

Peki suçlusu kimler?

Tabiri caizse hepimiz. Kendini bu sistemin ferdi sayan herkes. Ben öyleydim, ben şöyleydim sözleri de artık tarihte kaldı. Çünkü o kendini avutmaya çalışan beyinlerin içlerinde keşkeler yüzmeye devam ediyor. Yakında kıyıya vuracak gemi ve o geminin içinde hepimiz varız.

Biz zaten bunu unuttuğumuz için bu haldeyiz, bunu unuttuğumuz için birbirimize güvenimiz sarsıldı ve ne yazıktır ki, bunu unuttuğumuz için sadece kendi çıkarımızı düşünür hale geldik. Halbuki gemiye verilen her zarar o geminin yıpranmasına ve nihayetinde de batmasına sebep olacak ki, o zaman da işte aynı gemide olduğumuzu hatırlamak bir işe yaramayacak.

Cemaatlerle dini yobazlaştıran veya modernleştirmek adına yalanlaştıran bu sistem belki çok kişinin işine geldi, eğitim sistemiyle bir çok gencin beynini yıkamayı başardılar bu da belki sorumluluklardan kurtuldum düşüncesiyle bir çok ailenin işine geldi olabilir, ama olaylara objektif olarak baktığımızda aslında yitirilen bir çok değerler olduğunun farkına varacağız.

Kolay olan her şey insaoğlunu cezbetmiştir, kolay para kazanmak, güçlü abilerinin yanında kolay bir şekilde güç sahibi olmak, kolayca istediği bölüm ve mekanlarda çalışmak, iş bulmak, gezmek, tozmak, tanınmış olabilmek. Hepsi çok iyi çok güzel de,  bunların bir bedeli olması lazım, bedelsiz herşeyin ömrü de günümüzde de görüldüğü gibi az oluyor. Nitekim bu olaylar hayatımızın her anında vuku bulmasına rağmen hala kolayın peşindeyiz, hala tek başımıza karar verip o karara başkalarının da uymasını beklemekteyiz.

Millet süt satıyor, tütün satıyor, meyve ve sebze satıyor ama verdiği emeğin karşılığını alamadığını söylüyor, doğrudur, çünkü kooperatifleşmeye güvenmeyen bir toplumun emek bedelini arabulucular yer, simsarlar yer, tüccarlar yer. Yemeye meğilli o kadar çok insan var ki etrafımızda, balıklar gibi ne zaman yediklerini bile unutur hale geldiler artık.

Kimileri günahlarını affettirmek için hacca gider oldu kimileri ise sırat köprüsünden kolay geçmek için kurbanlar keser oldu. O kadar kolaydı sanki kulluk haklarını affettirmek.

Ama ne olduysa bu toplumu birbirine sokmayı becerebilen yönetimlerle oldu. Kimisini mal ile, kimisini de nam ile şahlandırdılar, kullandıkları atları da kalabalığın içine soktular. Soktular ki önlemeye  çalışan altında kalsın, onlarla devam etmek isteyen de yolun kenarında kalsın ki yollar da onlar için açılsın.

Halbuki bilmezler ki o şaha kalkmış atları durdurmak veya yollarını değiştirmek çok kolay. Bilmezlerki o atları evcilleştiren ve yıllar boyu savaşlarda ve yolculuklarında kullananlar yine bizim atalarımız. Demek ki neymiş? Zorluklar çıkarıp kendi insanına zarar vermeye çalışanları engellemek veya dışlamak, sadece bir karardan ibaretmiş. O karar da birlik içinde hareket edebilmekmiş. Ve gerektiğinde dışlanması gereken insanları da bu toplumun dışlayabilmesiymiş.

Çünkü unutulmamalıdır ki soyut kararlar verebilecek bir nesil yetiştiremezsek, boyun eğecek bir neslin temellerini atmışızdır demektir.

Bu haftalık da bu kadar diyelim, diyelim ki köşe yazımız gazetenin bir çok köşesini ele geçiriyormuş gibi gözükmesin, haftaya da yazacak bir köşemiz, ele alabilecek bir fikrimiz olsun.

Hoşça kalın Dostça kalın...

Mega Lighting
SakburYazarın Diğer YazılarıDiktatörlük dönemine mi dönüyoruz?Ortaya bir karışık lütfenTaktik hep aynı taktik, tutmasa da yine aynıMaskeli balolardan maskeli hayata geçişMendeburlar dünyasıGüncel HaberlerKarabağ'da PKK'lılar Ermenistan'ın ilk savunma hattında görevlendiriliyorBrezilya'da Oxford'un Kovid-19 aşısı deneylerine katılan bir gönüllü doktor öldüErmenistan Başbakanı: Dağlık Karabağ konusu diplomatik olarak çözülemezAzerbaycan ordusu 21 köy ve 1 kasabayı daha işgalden kurtardıYunanistan Kovid-19 vakalarında en yüksek seviyeyi gördü
© MİLLET MEDYA 2020 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech