LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
İslam ve Mükellefiyet05 Ekim 2016Prof. Dr. Osman Eskicioğlu

İslam “silm” ve “selam” kökünden türeyen bir kelimedir. Bu şekliyle Kuranın 105 yerinde geçmektedir.

“İslam” kelimesi, isim ve fiil halinde 10 kadar ayette geçmektedir. Silm, barış, güven ve huzur; selam da mutluluk esenlik ve güvenlik demektir. İslam ise Allah’a teslim olmak, boyun eğmek ve itaat etmek manasınadır. İslam’ı benimsemiş erkeğe MÜSLİM, kadına da MÜSLİME denir.

Kur'an'a göre İslam, kişinin kendisini yalnız Allah’a teslim etmesi, yalnız O’na kul olması, yalnız O’na ibadet etmesi demektir. Tevhidin gereği de budur. Bu anlamıyla İslam, yalnız son peygamber olan Hz Muhammed’in getirdiği dinden ibaret değil, bütün peygamberlerin insanları tek Allah’a kulluk etmeye, ahirete iman etmeye ve sâlih ameller işlemeye davet etmelerinin özünde olan bir inanç sistemidir.

Bu bakımdan insanlığı tevhid inancına davet noktasında, bütün Allah elçilerinin vazifesi aynıdır. “Onun ortağı yoktur. Bana sadece bu emrolundu ve ben Müslümanların ilkiyim.” (Enam 6/ 163) “Allah katında din İslam’ın getirdiği din anlayışıdır.” (Ali İmran 3/ 19). “Kim İslam’dan başka bir din arzu ederse o bilsin ki, o inanç ondan kabul edilemeyecek ve ahrette kaybedenlerden olacaktır.” (Ali İmran 3/ 85) bu gerçeği ifade etmektedir.

Hz Peygamber İslam’ı, kelimeyi şehadet getirmek, namaz kılmak, oruç tutmak, zekat vermek ve hacca gitmek (Müslim İman, 5) Müslümanı ise, "Müslüman, dilinden, elinden Müslümanların selamette kaldığı kimsedir.” (Buhari İman, 3) şeklinde tanımlamıştır.

Bu duruma göre İslam, insanlık için vazgeçilmez değerler olan inanç, ibadet, muamelat ve ahlak gibi temel prensipleri sosyal hayatın gereği olarak kabul eden ekmel ve evrensel bir dindir. Nitekim Cenabı Hak da kullarına en uygun din olarak İslam’ı seçtiğini beyan etmiştir. "Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim. Size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’ı seçtim." (Maide 5/ 3)

MÜKELLEF KİME DENİR

Dini hükümlerle yükümlü tutulan, düşünce, söz ve davranışlarına bir takım dünyevi, uhrevi, dini ve hukuki sonuçlar bağlanan insan demektir.

Mükellefiyetin temel şartı ehliyet, yani kişinin dini, hukuki sorumluluk taşımaya elverişli olmasıdır.

Mükellefin ehil olması ise kendisine yöneltilen hitabı anlayabilecek ve bu hitabın anlamını kavrayabilecek bir güçte olması ile olur.

Hitabı anlayabilme ise akıl ile mümkündür. Ancak aklın varlığı gizli ve seviyeleri de farklıdır; bu nedenle her seviyedeki akıl mükellefiyet için yeterli olmaz. O sebeple aklın kişinin mükellef tutulabilmesi için yeterli olgunlukta kabul edilmesi için buluğ ölçü kabul edilmiştir.

Kişinin dini, hukuki sorumluluk taşımaya elverişli olması için ne gibi şartların aranacağı hususu, iman, ibadet, toplumsal ödevler ve sorumluluklar gibi farklı alanlarda bazı farklılıklar göstermektedir. Bunlar da fıkıh kitaplarında ehliyet başlığı altında incelenmiştir. (İbrahim Paçacı, Dini Kavramlar Sözlüğü, s, 431-432)

Yazarın Diğer YazılarıNamaz bizlere ne öğretiyor?‘Ne yapalım, alın yazım böyleymiş…’Millet ve ümmet bilinciKültür hala geçerli midir?Para karşılığı din satan kişileri dinlemeyinGüncel HaberlerAtina'da "17 Kasım" kutlamaları bir kez daha olaylı geliştiKilise, din adamlarının memurluktan çıkarılmasına itiraz ettiVaroufakis 'Ayyıldız Tim' tarafından hacklendiPKK AB'nin terör örgütü listesinde kalmaya devam edecekGrönland'de buz tabakası altında dev krater keşfedildi
© MİLLET MEDYA 2018 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech