LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Haftanın İçinden Kahve Sohbetleri 15317 Mayıs 2012Necat Ahmetnecatahmet@gmail.com

KÖSTEK ATAN ATANA
Destek uğruna köstek nasıl oluyormuş, parti başkanları sayesinde onu da öğrendik. Millet seçimlerde kendilerine “birleşin ve bu ülke için artık bir şeyler yapın, batıyoruz” mesajı vermesine rağmen bir türlü hükümeti kuramadılar. Bu ülke için kim sorarsa hepsinin boynu kıldan ince ama görünen o ki, bu ülke kendi sıralamalarına göre maalesef üçüncü sırada yer alıyor. Birinci olarak kendi menfaatleri ve karizmaları, ikinci olarak partilerinin çıkarları ve üçüncü olarak da ülkenin kurtarılması. Her birine göre kabahatli olan diğer partilerin başları, halka göre de bu her biri. Yedi kişi yahu, sadece yedi kişi, günlerden beri anlaşamıyorlar. Yedi günde adamlar bulsalar uzayı fethedecekler, bizimkiler fethedilmiş bir ülkeyi ayağa kaldıramadılar. Böyle giderse bunların hepsi Altın Şafağın önünde ayağa kalkacaklar. Saatlerce süren toplantılarda ilk sırada ülkeleri olmuş olsaydı, herhalde bir ortak nokta bulurlar ve bir hedef belirlerdiler. Burada bırakın ortak bir hedef belirlemeyi, galiba ortak bir nokta bile bulamadılar. Ben, bu yaşta onları saatlerce dinleyen ve ikna edemeyen Cumhurbaşkanına acıyorum. Adam zaten para almıyor bir de onlarla saatlerce uğraşıyor. Olur mu? Bu adamın da bir sürü ihtiyacı var, kendine ayırması gereken zamana saygı duyun bari. Nitekim yine beceremedi zavallı, harcadığı zaman da boşuna gitti, sarf ettiği sözler de… Yazık, çok yazık…

PEKİ ŞİMDİ NE OLACAK?
Geleceği varsa göreceği de var derler ya hani, bizim iş de ona benzedi şimdi. Dengeler değişecek büyük bir ihtimal. Tabii ki partilerin liste başına getireceği isimler de çok önemli, farkındayız. Mesela örnek, Pasok Ahmet Hacıosman’ı liste başı gösterirse belki de Yunanlılar Pasok’tan kaçacak. İtirazlarını göstermek için başka partilere oy kullanacaklar. Peki bu ne demek? Ne demek olacak ki, bu Hacıosman koskoca partiyi Rodop genelinde yalnız başına omuzlarına alacak demek oluyor. Büyük bir ihtimal Siriza da Ayhan Karayusuf’u ilk sıradan gösterecek, Drasi ile birleşen Bakoyanni de eğer Manos ile anlaşabilirse İlhan Ahmet’i ilk sıradan gösterecek. Kuvelis için şimdilik bir şey diyemiyorum. Bu söylediklerimiz gerçekleştiği andan itibaren büyük bir ihtimal Yunanlılar’ın oyları ya Kammenos’a ya da YDP’ye gidecek ya da KKE’ye. Kısacası onlar dengeleri değiştirmek için uğraş verecek ya da oy kullanmaya bile gitmeyecek. Biz peki bu durumda ne yapmalıyız? Meclise göndermek istediğimiz adaylarımızın listelerini elimizden geldiğince matematiksel bir biçimde ayakta tutmaya çalışmalıyız. Aksi halde dengelerin değişmesine yardımcı olur ve kapımıza gelmiş olan kısmeti yine kendi elimizle geri çevirmiş oluruz. Gerçi bu konuda Yüksek Tahsilliler Derneğinden bir atılım bekliyorum ama dur bakalım, olacak inşallah. Çünkü halkımızın hakikaten bu konuda bir şekilde bilgilendirilmesi lazım. Ha bu arada, bazı arkadaşlarla bahse de girmiştik ve kazandık. Hatırlarsanız yaklaşık 5 hafta önce Sayın Mustafa Sarnıç’ın Gümülcine’de en çok seçim yaşayan Başkonsolos olabileceğini ve eğer yeniden erken seçime gidilirse beş ayrı seçimi yaşayan tek Başkonsolos olarak tarihe geçeceğini söylemiştik. Bunun için olmaz diyen ve bahse girdiğim 2 arkadaşımdan kravat iğnesi ve bir çift kol düğmesi kazandım, o kadar çok kravata bir iğne ilaç gibi gelecek… Kol düğmeli gömleklerim az ama neyse, bir dahaki sefere kol düğmesi takılan gömleğine bahse girerim… 

REKORLAR ÜLKESİ YUNANİSTAN
Doğrusu bravo bizlere. Başka bir Avrupa ülkesi istese de bizim gibi olamaz. Bütün uğraşları boşa gider zavallıların. Ülke yararına hükümet kuramayan tek ülkeyiz herhalde. Bununla birlikte hem en pahalı, hem de en az maaşı alan ülkeler arasında da birinciyiz. Üstelik işsizliğin son safhalara ulaştığı ve hızla yoluna devam ettiği tek ülkeyiz… Vergilere ise söyleyecek sözüm yok, o konuda zaten her zaman birinci idik. Özellikle 2011’den beri. Tek geriden takip ettiğimiz şey üretim. O konuda birinciliği maalesef başkalarına çoktan kaptırdık. Ama üretmeyen birinci ülke olma şansımız çok fazla. Orada da aslında istersek birinciliği kimseye kaptırmayız. Çünkü biz, herhalde zeytin yağımızı fıçılarla ucuza satıp, lüks şişeler içinde pahalıya geri satın alan tek ülkeyiz. Çünkü biz, üretilen sebze ve meyvelerini yurtdışına satıp da geriye konservesini veya tatlısını satın alan belki de tek ülkeyiz. Çünkü biz, kaliteli pamuğunu, rençberini  zor durumda bırakarak ucuza satıp da, sonra Made in China markalı hesapta pamuk olan elbiseleri alan belki de tek ülkeyiz. Üretiyoruz aslında üretmesine de, bu kadar çok üretmeye de dayanamıyoruz belirli bir yerden sonra. Böyle giderse en sonunda üretebildiğimiz tek şey saçlarımızdaki kepek olacak…

HIRSIZLIK DA ALDI BAŞINI GİDİYOR
Kriz yetmiyormuş gibi hırsızlıklar da çoğalmaya başladı. Millet zaten zor durumda, bir de elde avuçta olanları alırlarsa ne olacak? Halk belirli bir yerden sonra isyan edecek. Polise isyan edecek, devlete isyan edecek. Çünkü günden güne güvensizlik daha da artacak, kendi komşusundan şüphelenir duruma gelecek bu halk. Kanunların hep kötülerden yana olduğunu görmesi, hırsızların tutulsa bile sonraki gün salınıvermeleri, bu halkı isyana itmez mi, kanunların dışına çıkmaya itmez mi? Aslında Altın Şafakçılara oy kullanmaya belki de bu sistem itti onları. Yani devletin umursamaz kanunları ve organları halkı diktatörleştirdi aslında. Ve hayallerinde, bir başkası, bunlardan tamamı ile farklı olanı merak etti halk, onlardan medet umdu. İyi ki çok kısa zamanda çoğu yanlış yaptığının farkına vardı ve yeniden gelen erken seçimlerle bu oranı çok daha altta tutmaları gerektiğinin farkına vardı. Aslında devletin güvenlik organları her şeyi sırası ile tutabilir. Mesela akıl verirmiş gibi olmasın ama, gümrüklerden geçen ve onlar için (onlar kendilerini insan sarrafından sayıyorlar ya hani) şüpheli buldukları kişilerin parmak izlerini alabilirler, çünkü burada her hırsızlık olayında alınan parmak izlerinde maalesef  kimse bulunamıyor, o yüzden de zaten hep farklı ırktaki insanlar suçlanıyor. Ya da ne bileyim ben, Yunanistan’a giriş yapan özel otolarda, yeni bir kanunla, belirli bir senenin altındaki modelleri sınırımdan içeri sokamam diyebilir. Sebepler çok aslında, hava kirliliği, gürültü, faklı mazot, trafik için tehlike oluşturan her tür yasağı koymak sizin elinizde. Nitekim dikkat ederseniz lüks arabalarla Yunanistan’a giriş yapan komşu ülke vatandaşları, hep sahil bölgelerinde, buralara gelen arabalar ise hep komünistlik döneminden kalmalar, hem ev hem de araç gibi kullanılanlar. Aile boyu mutluluk sizin anlayacağınız…

Bu hafta da Necip Fazıl’la bitirelim isterseniz. Ne demiş üstad? “Bazı insanlar alçak gönüllüdür, bazıları da alçak olmaya gönüllüdür.”  Menfaat nerdeyse orada değil, fedakarlık neredeyse orada olabilenlere armağan olunur. Çünkü fedakarlıkla başlayan işte başarmamak mümkün değildir. Bu haftalık da bu kadar değerli dostlar. Hoşça kalın Dostça kalın…

Mega Lighting
SakburYazarın Diğer YazılarıDiktatörlük dönemine mi dönüyoruz?Ortaya bir karışık lütfenTaktik hep aynı taktik, tutmasa da yine aynıMaskeli balolardan maskeli hayata geçişMendeburlar dünyasıGüncel Haberlerİslam dünyası, Hazreti Muhammed'e hakareti destekleyen Fransa'ya karşı tek ses olduGümülcine Meslek Yüksekokulu’nda 3 vaka tespit edildi'Arap ülkelerindeki boykot çağrıları Fransız şirketler için kötü haber'Pakistanlı siyasetçiler ve ilim insanları Fransız mallarına boykot çağrısı yaptıYunanistan ve Türkiye ilan ettikleri NAVTEX'leri iptal etti
© MİLLET MEDYA 2020 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech