LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Namazlarda salli-barik okumak hakkında02 Kasım 2016Prof. Dr. Osman Eskicioğlu

Bir kardeşimiz sormuş: “Osman hocam sizebir sorum var. Kıldığımiz beş vakit namazın en büyük dua olduğunu biliyorum. Okudugumuz duaların manalarından merak ediyorum, Peygamberimiz de, oturduğunda salli barikleri mi okuyordu? Çünkü kendine dua yapmış oluyor, o zaman başka dua okuyordu da bizler peygamberimizin ümmeti olduğumuz için mi salli barikleri okuyoruz, diyaneti telefonla aradım ikna olmadım cevap yazarsanız çok sevinirim.”

Bana böyle bir soru sorduğunuz için çok teşekkür ederim, sağ olunuz. Cevaba gelince hemen söyleyeyim ki, İslam gerek ibadetlerde ve gerekse muamelat dediğimiz hayatın gerektirdiği hareket ve davranışlarda litre kadar, metre kadar kilogram kadar bir gerçeklik gösterir. Çünkü İslam ölçü ve ölçekler dinidir. Zira bireysel alanda birey kendi görüşü ve kanaatine göre karar verecek, ortak alana ait olan konularda ise zaten devlet şura ile karar verecektir.

Dua, sözlükte “çağırmak, seslenmek, istemek, yardım talep etmek manalarına gelir. İslam terminolojisinde ise dua, insanın bütün benliği ile Allah’a yönelerek maddi ve manevi isteklerini Allah’a arz etmesi demektir.

Müslümanın örneği ve önderi her konuda ve tüm hayatta sadece Hz Muhammed’dir. Hz Peygamber namazda sizin ifadenizle salli ve barik dualarını okumakla kendisine değil, kendisi için Allah’a dua etmiş olur. Üstatlarımız salavatı Allah’tan rahmet, meleklerden istiğfar ve müminlerden dua şeklinde anlamışlardır.

Namazda okunan bu dualar hakkında Serahsi, Mebsut adlı eserinde şu bilgileri vermektedir. Peygambere salat getirmek biz Hanefilere göre namazın rükünlerinden yani farzlarından değildir. Şafii ise bunun namazın farzlarından olduğunu söylemiştir. O, bu dualar olmazsa namaz olmaz, der.

Ehli beyte salat ve selamda ise iki görüş vardır. Bu meselede o, Hz. Peygamberin “Namazında bana salt ve selam getirmeyenin namazı olmaz.” (İbn Mace, Taharet, 41; Taberani, el-Mucem-ül Kebir, VI, 121; Zeylai, Nasbur Raye, I, 308) hadisini delil gösterir. Allah aynı zamanda bize Hz. Muhammed’e salat ve selam getirmemizi emrediyor. "Allah ve melekleri, Peygamber'e çok salevât getirirler. Ey müminler! Siz de ona salevât getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin." (Ahzab 33/ 56)

Mutlak emir de farz ifade eder. Namazın dışında farz olmadığına göre bu emrin namaz esnasında farz olduğuna işaret ettiği ortaya çıkar, der.

Biz Hanefilerin delili ise Ka’b b. Ucre’nin rivayet ettiği hadistir. O, ya Resulellah! Sana selamı biliyoruz; sana salatı nasıl getireceğiz diye sorduğu zaman Hz. Peygamber “Allahümmme salli ala muhammedin ve ala ali muhammedin” deyiniz buyurmuştur. (A.İ. Hanbel, Müsned, I, 161; Buhari Davat, 33; Müslim Salat, 66; E Davut, Salat, 178-179; Nesai, Sehv, 50; İbn Mace, ikamatüs salat, 25)

Hz peygamber kendisine soruluncaya kadar bunu sahabilere öğretmemiştir. Çünkü eğer bu namazın rükünlerinden-farzlarından birisi olsaydı, onlar sormadan kendilerine açıklardı.

Yine Hz Peygamber çölden kendisine gelen bir bedeviye namazın farzlarını öğretirken kendisine salatı selam getirmesi gerektiğini söylememiştir.

Hz. İbrahim’e salatı selam getirmek nasıl namazın farzlarından değilse, Hz Peygambere de salatı selam okumak farz değildir.

Tahavi ise Hz Peygamberin adını her anan ve duyan kimsenin üzerine ona salat getirmek vacip olur der. Bu icmaya muhalif bir görüştür. Çünkü diğer bütün alimler bunun vacip olmadığı, müstehap olduğu kanaatindedirler.

Serahsinin açıklamları bu kadar. Ancak netice olarak biz şunu söylemek isteriz ki, Hz Peygamber Cebrail’in talebesi, Cebrail de Allah’ın talebesi olduğunu söyleyebiliriz. O sebeple sünnet kuranın bir nevi açıklamasıdır. Kuran ve sünnet bütünlüğünde İslam her şeyi ve her şeyi açıklamıştır.

İbadet daha çok bireysel bir ibadettir. Namazın cemaatle kılınması onun bireysel ağırlığını ortadan kaldırmaz. Birey de özel alanda kendi görüşüne göre hareket eder. Birey kendi özel alanında araştırıp kendi görüşüne göre hareket eder. Namazda salat okumak müstahap denilmiştir. Buna göre okunsa da olur, okumasa da olur.

Ben de her zaman okurum, ama mesela sabah namazında güneşin doğacağından korkarsam o zaman okumam.

 

Yazarın Diğer YazılarıNamaz bizlere ne öğretiyor?‘Ne yapalım, alın yazım böyleymiş…’Millet ve ümmet bilinciKültür hala geçerli midir?Para karşılığı din satan kişileri dinlemeyinGüncel Haberlerİdadiye Okul Aile Birliği seçimleri yapıldıGravanis, Gümülcine Belediyesi için başkan adaylığını açıkladıMillet Gazetesi İstanbul'da düzenlenen Filistin toplantısına katıldıSuudi Arabistan'a giden Gabon Cumhurbaşkanı kayıpAB savunma alanında bağımsız aktör olmaya hazırlanıyor
© MİLLET MEDYA 2018 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech