LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Batı Trakya Türkleri Yunanlılardan altın madalyayı çoktan haketti16 Kasım 2016Necat Ahmetnecatahmet@gmail.com

Kara kara düşünmeyin, olay aslında çok basit. Nüfus oranına bak, neredeyse yarı yarıya. Bir de verilmeyen haklara bak. Bu hakların içinde sadece azınlığı ilgilendirenlere değil verilmediği takdirde, nasıl Yunanların işine yaradığına bir bakın.

Neredeyse her ailede en az bir memur

Neymiş efendim? Evet bölgemizde yaşayan Yunanlılar burada bizimle birlikte yaşadıklarından dolayı Yunanistan’ın diğer bölgelerinde yaşayan Yunanlılardan daha şanslı. Bakın şimdi bu nasıl oluyor? Yunanistan’da yaşayan halkın aşağı yukarı % 30'u memur. Bu da ne demek? Yunanistan’ın her yerinde millet memur olabilmek için kendi aralarında savaş verirken burada savaş vermeye bile gerek kalmıyor. Burada Yunanlıların %60'ı memur olabiliyor. Hadi %30'u da esnaf ve tüccar diyelim, geriye ne kaldı? % 10... Bu %10'da herhalde azınlık insanımızın yaşadığı tarzda bir hayat yaşıyor.Yani rençberlik  veya hayvancılıkla uğraşıyor. Eyvallah. Peki o zaman neden hep grevdeyiz? Neden aldıkları hiç bir zaman  yetmiyor? Bu da apayrı bir konu ya neyse. Tabii şu anki en geçerli gerekçeleri normal ve emekli maaşlarının azalması. En düşüğü de 1000 ve 1200 olarak varsayarsak adamlar neredeyse aç kalacak...

Tarımla uğraşanların elindeki dönümler

Tarımla uğraşanlar daha önce de belirttiğimiz gibi bölgemizdeki Yunan halkının belki sadece % 10'u, onlar da bize oranla en az 20 kat daha fazla tarla ve ürüne sahip. Bu da gerek Avrupa Birliği fonlarından ve dönüme özel çıkartılan programlardan daha fazla yararlanması anlamına geliyor. Az dönümler çoğunlukta balkan bölgesinde yaşayan vatandaşlarımıza ait olduğundan dolayı haliyle en az geliri olanlar da onlar oluyor. Zaten onların yerinde tek bir Yunanlı kalsaydı buraları çoktan terkedip giderdi. Zaten gitmemeleri için daha Albaylar cuntası döneminden devlet tarafından topraklandırıldılar. Haliyle elde avuçta var iken daha rahat hareket etmek mümkün. Aksi takdirde ailesini geçindiremeyecek duruma düşen insanları ne yapacakları bile belli değil.

Kısacası  buradaki Yunan halkının, bir ailede belki de hem kendisi hem karısı hem de çocuğunun, memur olabilme şansı çok daha fazla. Bu da, kısaca aileye en azından 3 bin ila 4 bin civarında aylık bir gelir sağlıyor demektir. Düşünebiliyor musun şimdi, Batı Trakya’ da bir Yunanlı olmanın ne demek olduğunu? Hatta bu gelirlerini ve bu kadar rahat bir yaşam sürmelerini, yine hala kabul edemedikleri Müslüman Türk Azınlığına borçlu olduklarını? Ya, işte böyle, kabul etseler de etmeseler de dünyanın hiç bir yerinde bulunmayan, sağduyulu, dürüst ve sakin bir azınlığa sahip olmanın ne demek olduğunu ve onların sayesinde ne kadar şanslı olduklarını bile kabul etmeyen bir devlet politikası işte, üzücü olan tarafı da bu zaten.

Sanki, partiler değişse ne olur? Hiç bir şey. Çünkü bu bir hükümet politikası değil bir devlet politikasıdır. Ekonomik yönden zayıflatılan bir azınlığa ne kadar serbestlik verirsen ver, elindeki imkanları kullanamaz. Sen istediğin kadar hak almaktan,hak vermekten söz et, o yine kendi ailesini kendi gelirini düşünmek zorundadır. O zaman bu bölgeye para getirebilecek, halkını refaha kavuşturabilecek parti ve milletvekillerine çok dikkat etmek gerekiyor. Halkımızın karşısına, ıvır zıvırlarla çıkacak olan adaylara gereken soruları sorabilecek insanlarımız olmak zorundadır. Sonunda pişman olmaktansa, sonradan kafayı duvara vurmaktansa, baştan yumruğumuzu masaya vurabilmeliyiz.Ben bunu bilir bunu söylerim.

Bir toplumun parasız kalması, hepinizin tahmin edebileceği gibi o toplumu kendi dilinden ve geleneklerinden de yavaş yavaş uzaklaştırmaya daha fazla para uğruna, inanmadığı, güvenmediği kişilerle çalışmasına ve yapılmaması gerekenleri yapmasına yol açar. Zaten dilinden kopan bir toplum milli değerlerinden de kopacağına göre, iklim değişikliği gibi, ne zaman ne olacağı belirsiz bir tehlikeyle karşı karşıya kalmaktadır.

Maldan çalan bizim durumumuzda sadece hakimler değil tüccarlardır. Candan çalan da sadece hekimler değil kendi aramızda yarattığımız belirsiz ve gereksiz kıskançlık ve kopukluktur. Artık hocanın imandan etmesine de gerek kalmadı, çünkü biz onu zaten, yardıma ihtiyaç duymadan kendimiz de yapabiliyoruz.

Bu haftaki yazıma da yine memurlarla ilgili küçük bir fıkrayla son vermek istiyorum. (Yunancadan alıntıdır)

Değişik milletlere, değişik yetenekler veren bir melek görevlendirilmiş Tanrı tarafından. Hani bazen Allah vergisi bir akıla sahip deriz ya, ha işte öyle bir şey. Derken sıra Yunan’lılara gelmiş. Her millete iki yetenek verilirken onlara yanlışlıkla üç yetenek verilmiş. Yanlış yapıldığı anlaşılınca da artık çok geçmiş. Böylelikle, yine Tanrı’nın yardımına ihtiyaç duyulmuş. Tanrı sormuş verilen yeteneklerin neler olduğunu? Akıl, dürüstlük ve memuriyet demiş melekler. Peki demiş Tanrı, o zaman bu üç yeteneği bir arada kullanamasınlar. Ama nasıl olur demiş melekler. Çok basit demiş Tanrı, hem akıllı hem memur iseler, dürüst olmasınlar. Hem dürüst hem memur iseler akıllı olmasınlar. Hem akıllı hem dürüst iseler bu sefer de memur olmasınlar.

Bu haftalık bu kadar yeter zannediyorum. Kötü hoca ve kötü politikacıların da bilerek veya bilmeyerek ellerindeki gücü orantısız kullanmanın dezavantajlarını biraz işleriz. Şimdilik kalın sağlıcakla. Her şey gönlünüzce olsun. Hoşça kalın, dostça kalın...

Mega Lighting
SakburYazarın Diğer YazılarıDiktatörlük dönemine mi dönüyoruz?Ortaya bir karışık lütfenTaktik hep aynı taktik, tutmasa da yine aynıMaskeli balolardan maskeli hayata geçişMendeburlar dünyasıGüncel HaberlerKarabağ'da PKK'lılar Ermenistan'ın ilk savunma hattında görevlendiriliyorBrezilya'da Oxford'un Kovid-19 aşısı deneylerine katılan bir gönüllü doktor öldüErmenistan Başbakanı: Dağlık Karabağ konusu diplomatik olarak çözülemezAzerbaycan ordusu 21 köy ve 1 kasabayı daha işgalden kurtardıYunanistan Kovid-19 vakalarında en yüksek seviyeyi gördü
© MİLLET MEDYA 2020 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech