LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
İnsan Hakları ve Dinler20 Kasım 2016Prof. Dr. Osman Eskicioğlu

İslam'a göre, bugün yeryüzünde mevcut üç ilahi din Yahudilik, Hristiyanlık ve İslamiyet'ten her biri şeriat-hukuk getirmiştir. “İncil sahipleri, Allah'ın onda indirdiği (hukuk)la hükmetsinler." (Maide 5/ 47) ayeti, Hristiyanlığın, aynı Yahudilik ve İslamiyette olduğu gibi bir şeriat ve hukuka sahip olduğunu ifade etmektedir.

Batı dünyası, zamanla dininden uzaklaşmış, Hz. İsa'nın getirdiği saf Hristiyanlıkta değişiklikler yapmış, hatta Rönesans felsefesinin tesirinde kalarak bazı filozoflar, tabii din adı altında vahye dayanmayan, akıl ürünü bir din uydurmaya bile kalkmışlardır.

Böylece kendisi için kaçınılmaz bir ihtiyaç olan ilahi dinden mahrum kalan batılı insan bu eksikliğini din-dışı icat ettiği bir takım değerlere sarılmakla gidermeye çalışmaktadır. Halbuki insan için bir kıymet ifade eden değer, ancak ve ancak onun kalben inanıp kabul ettiği hükümler olabilir; başka bir ifade ile insan için manevi değerin kaynağı sadece dindir.

Bu sebeple batı dünyası insanlığın huzuruna dini değerleriyle çıkacak yerde başka değerlerle çıkmaktadır. Çünkü sahip olduğu Hristiyanlık kurumuş bir gül gibi solduğundan, rengi, kokusu ve etkisi kalmamıştır. Vakti geçmiş olan bu din, kendi mensuplarını bile tatmin etmekten uzaktır. Onun için batı devletlerinin, bir din gibi kabul ettiği demokrasi, insan hakları ve serbest piyasa ekonomisini kabul etmeleri için diğer ülkelere baskı yaptığını görmekteyiz.
Biz, batının bu değerlere sahip çıkmasını İslam'a yaklaşma olarak yorumlamak istiyoruz.

Çünkü İslam Peygamberi Hz. Muhammed, bunları böyle eksik ve aksak değil, tam ve kamil manada batıdan 593 yıl önce hem sözle ifade etmiş ve hem de bizzat uygulamıştır.

Batıda ilk insan hakları çalışmaları, İngiltere'de 1215 yılında Magna Carta Fermanının imzalanmasıyla başlamıştır. Papaz ve baronların baskısı ile karşı karşıya kalan Kral İohn, bu fermanı imzalayarak bazı hakları tanımak zorunda kalmıştı İnsan hakları konusunda batıda atılan önemli ikinci adım, Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Beyannamesidir. Fransız İhtilali sonrası Fransız halkının temsilcileri olarak toplanan Milli Meclis üyeleri bu bildiriyi ilan etmişlerdi.

Bu konuda son olarak Birleşmiş Milletlerin 1948 yılında ilan ettiği İnsan Haklan Evrensel Beyannamesi görülmektedir.

İslam dünyasında ise insan haklan Hz. Muhammed'in 622 yılında Mekke'den Medine'ye hicret etmesiyle başlar. Hz. Peygamber burada gerçek hürriyet, barış, eşitlik ve kardeşliğin temellerini atmıştı. Bu konuda Allah Resulü’nün yaptığı ilk etkinlik, Mekkelilerle Medineliler arasında meydana getirdiği Ensar ve Muhacir kardeşliğidir. Daha sonra Hz. Peygamber, taraflar arasında Medine-Site Devletinin Ana sözleşmesini imzalatmak suretiyle vatandaşlık, barış ve güvenliği sağlamış oluyordu.

Nihayet 632 yılında yaptığı Veda Haccında Arafat düzlüğünde on binlerce hacının huzurunda tüm insanlığa çağrıda bulunarak "Ey nisanlar!.." diye başladığı hitabesi ile insan haklarını kamil birşekilde dile getirmiş oldu.

İnsan Hakları Evrensel Bildirisi, sadece hakları tanımış, buna mukabil vazifeleri tanımamış; yalnız bireylerden bahsetmiş toplumdan hiç söz etmemiştir. Bu durum İslam hukuku açısından büyük bir eksiklik kabul edilir. Çünkü hak, aynı alacak gibi bir kavramdır. Borçsuz bir alacak kabul edilemeyeceği gibi vazifesiz bir hak da düşünülemez. Onun için Birleşmiş Milletler yetkililerini bu eksikliği tamamlamaya çağırıyoruz.

Bugün dünya, insan haklan konusunda henüz İslam'ın işaret ettiği seviyeye gelememiştir. Bu hususta Kur'an ve Sünnet ışığında hukuk yapan İslam alimlerinin düşüncelerine başvurulursa belki bu açık kapatılabilir inancındayız. Çok arzulandığı ve övüldüğü halde bir türlü gerçekleştirilemeyen "İnsan Parlamentosu" ve “Dünya Federasyonunun hayata geçirilebilmesi için Müslümanların ölçü ve desteğine ihtiyaç vardır.

Arzu edildiği takdirde Kur'an-ı Kerim'in insanlığa söyleyeceği daha çok şeyi vardır. Tüm insanlığın hak ve hukuk çizgisine gelmesi için çalışanlara, maddi ve manevi her türlü katkıda bulunanlara, hizmet edip ömür tüketenlere şimdiden başarılar diliyorum.

Yazarın Diğer YazılarıNamaz bizlere ne öğretiyor?‘Ne yapalım, alın yazım böyleymiş…’Millet ve ümmet bilinciKültür hala geçerli midir?Para karşılığı din satan kişileri dinlemeyinGüncel HaberlerAtina'da "17 Kasım" kutlamaları bir kez daha olaylı geliştiKilise, din adamlarının memurluktan çıkarılmasına itiraz ettiVaroufakis 'Ayyıldız Tim' tarafından hacklendiPKK AB'nin terör örgütü listesinde kalmaya devam edecekGrönland'de buz tabakası altında dev krater keşfedildi
© MİLLET MEDYA 2018 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech