LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Haftanın İçinden Kahve Sohbetleri 13529 Aralık 2011Necat Ahmetnecatahmet@gmail.com

“İNSANLARIN NE KADAR KÖTÜ OLDUKLARINI GÖRMEK BENİ HİÇ ŞAŞIRTMIYOR FAKAT BU YÜZDEN HİÇ UTANMADIKLARINI GÖRÜNCE ÇOK ŞAŞIRIYORUM” Goethe

O zaman iyilik ve merhamet eskilerde kaldı diyemeyiz. Her dönemde iyiler ve kötüler muhakkak olacak ki, dürüstler mertler ortaya çıksın. Hatta zamanla ikiyüzlülükler ve hainlikler de ortaya çıksın.  Aynen şu an Yunanistan’da olduğu gibi. Seneler önce yapılan  harcamalardan cebellezi yapanlara kadar her şey teker teker ortaya çıkıyor. Basit halktan senelerce saklananlar, seçimlere yakın daha açık seçik bir şekilde ortaya çıkacak. Çünkü artık liderler birbirlerinin pisliklerini de ortaya çıkaracaklar. Az kaldı, Ocak ayının yarısından itibaren Yunanistan artık son hedefine doğru yola çıkmış olacak. Erken seçimler Nisan’da olacak diyor Venizelos, Nisan ayına kadar yeni reformları geçirebilecekler mi sizce? Yoksa koalisyon tipi hükümette vekiller birbirlerinin istifasını mı isteyecekler? Göreceğiz...

“GÖRÜNDÜKLERİ GİBİ OLMALIDIR İNSANLAR. EĞER DEĞİLLERSE HİÇ GÖRÜNMESİNDLER DAHA İYİ” Shakespeare

Görünmüyorlar ki zaten, çoğu ya meclisin içinde, ya masalarının ardında, ya da mahzende. Yıllanmış şarapları denemek için canım, hapse girdiği için değil. Kameralar karşısında istediği görüntüyü elde ettikten sonra halkın içine neden girsin ki görünmek istemeyenler? Dostu olduğuna inanmayanlar, herkesi düşman olarak görürler, herkesten şüphe duyar, zarar vermekten değil zarar görmekten korkarlar. Bakalım nereye kadar?

ÇOCUKLARIN PİSLİĞİNİ DAĞINIKLIĞINI ANNELERİ TOPARLAR, YA SİYASETÇİLERİN AĞIZLARINDAN ÇIKANLARI KİM TOPARLAR?

Hadi çocuk yanlış yaptığında çocuktur anlamaz deriz. Ya büyük büyük adamlara ne demeli? Hem de başbakanlık makamından geçmiş adamlara. Bir şeyler söyledik, başka bir ülkeyi yerinden oynattık, iyi de halt ettik. Bu kimin uşaklığıdır? Hadi uşaklığı kabul etmiyoruz diyelim, o zaman nedir, bunaklık mı? Burda kime hizmet ediliyor? Ya da sayın Mesut Yılmaz burada kimin çıkarlarına hizmet ediyor. Bir defa Türkiye’nin çıkarlarına olmadığı besbelli. Arkamızı güçlü hissettiğimiz an nasıl da salaklaşıyor, nasıl da dönüşü olmayan yollara hücum ediyoruz. Türkiye’nin etrafında bulunan komşuları ile barış içinde yaşamaması için kimler uğraşıyor? İlk sırada tabii ki İsrail, bunu herkes biliyor, bize dokunan da bu değil zaten. Ama bir de kendi içimizden, kendi kalesine zarar verenlere ne demeli? Senelerdir yürütülen iyileştirme politikasına darbeyi dış ülkeler vurmaya çalışıp da muvaffak olamayanlara mı sevinelim, yoksa bu dış güçlerin savunuculuğunu yapanlara mı üzülelim? Ama pardon ya, yanlış var demiştik değil mi? Gazeteci yanlış anlamıştı. Resmen sabotaj yapmıştı. Biz doğrusunu şimdi öğrendik, biz de yanlış anlamışız, neyse yeter ki sen MESUT ol Mesut bey…

DOSTUN ÜZÜNTÜSÜNE ACI DUYABİLİRSİN, BU KOLAYDIR, AMA DOSTUN BAŞARISINA SEMPATİ DUYABİLMEK, SAĞLAM BİR KARAKTER GEREKTİRİR

Azınlığımızın senelerden beri söylenen “bir arpa boyu yol kat edememişiz” sözü nerden kaynaklanıyor sizce? Birliği olmayan bir yolda, kalabalıktan hoşlanmayan, yalnız başına buyruk insanların bir arada yaşamalarından, kendi menfaati için onun gibi olmayanları satmaktan, kıskançlık ve çekememezlikten kaynaklanmıyor mu sizce de, bu bir arpa boyu yolun sonuna bir türlü varamamamız? Kazandığımızı sanırken neler kaybettiğimizin farkına varıyor muyuz? Kişisel menfaat ve çıkarların peşinde koşar iken, hayal dünyasında olduğumuzun farkına ne zaman varacağız? Ne zaman toplu yapılan işlerin daha hızlı ve sağlıklı bir biçimde sonuçlandığını bir şekilde kafamıza sokacağız? Anladığım o ki, galiba hiçbir zaman. Kıyamet gününe kadar  böyle gidecek bir toplumun sağcısı ve solcusu var ise, Azınlık konuları haricinde her konuda faklı görüşlerde insanlar var ise, o zaman Azınlık problemleri daha çok bekleyecek. Bir toplantının ardından yeniden toplanılabilmesi için seneler geçiyor ise, eğitim eğitim diye bağırıp her şeyi yarı yolda bırakıyorsak, bugüne kadar bizlere verilmeyenleri veya bizim için yapılmayanların suçunu biraz da kendimizde aramak zorundayız. Bu birilerinin işini güzel yapmamasından kaynaklanıyor olabilir. Bu, azınlık halkının bazılarına karşı güvenlerinin sona ermesinden olabilir. Önemli olan, gerçek nedenleri bulabilmektir. Bir saniye doktor bey geliyorum, ne diyorduk, evet gerçek nedenleri bulduğunuzda bana da haber verin lütfen…

Sıra bu hafta da fıkramıza geldi herhalde. Kıssadan hisse misali bir hikayecik olsa ne dersiniz? En azından herkes istediği gibi yorumlama keyfini yaşar.

Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim, tebdili kıyafet yapmış, Kuşlar Çarşısı'nı geziyormuş... Avcılar avladıkları kuşları, tuzakçılar yakaladıkları maharetli, eğitimli, güzelim kuşları satıyorlar. Bir ara gözü kekliklere ilişir padişah'ın.

Bir grup kekliğin üzerindeki varakta, "Tane işi satış fiyatı 1 altın" yazıyor. Hemen yanı başlarında asılı, adeta altın kafes içinde bir keklik daha var ki, fiyatı; 300 altın.
Padişahın gözü 300 altınlık kekliğe takılır. "Hayırdır" der satıcıya, "Bunun diğerlerinden ne farkı var ki, bunlar 1 altın, bu 300 altın?"

Satıcı, "Bu keklik özel eğitimli, çok güzel ötüyor, ötmesi bir yana bunun ötüşünü duyan ne kadar keklik varsa hepsi onun etrafına doluşuyor" diyor. "Tabii bu arada avcılar da o etrafa doluşan keklikleri daha rahat avlıyorlar" diye ekliyor.
"Satın alıyorum" diyor Padişah, "Al sana 500 altın..." Parayı veriyor; hemen oracıkta kekliğin kafasını kesiyor.

Adam şaşırıp, "Ne yaptınız, en maharetli kekliğin kafasını koparttınız, yazık değil mi" diye dövünürken; Padişah gürlüyor: "Bu kendi soyuna ihanet eden bir kekliktir. Bunun akıbeti er veya geç ancak budur." der.

Ohaa diyecek bir çok insanımız var muhakkak. Ama ne yapacaksın adam hem haklı hem de padişah. Bizim burada bu güce sahip insanlar var mı? Var ise de, güçlerini kullanamıyorlar demektir… Ne diyelim Allah daha kötüsünden korusun deyip yazımıza son vereceğiz herhalde. Haftaya görüşünceye dek her şey gönlünüzce olsun. Hoşça kalın Dostça kalın değerli dostlarım…

SakburYazarın Diğer YazılarıDiktatörlük dönemine mi dönüyoruz?Ortaya bir karışık lütfenTaktik hep aynı taktik, tutmasa da yine aynıMaskeli balolardan maskeli hayata geçişMendeburlar dünyasıGüncel HaberlerAvrupa ekonomisi ağır bedel ödüyor, riskler artıyorAB Kovid-19 aşısı için yeni sözleşme imzaladıNATO, Türkiye ile Yunanistan arasındaki mekanizmayı güçlendirmek istiyorMeslekten ihraç edilen komiserler Yunanistan'a kaçarken yakalandıFenerbahçe Beko, Panathinaikos OPAP'ın konuğu olacak
© MİLLET MEDYA 2020 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech