LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Yumurta misali bir hayat04 Mayıs 2017Necat Ahmetnecatahmet@gmail.com

Yumurta kapıya dayandığında aklımız başımıza gelir deyimini herkes bilir de yumurta misali hayatı kimse düşünmez. Aslında hayat, geleceğini düşünmeyen insanlar için yumurtayı dışarıdan kırmaya, toplumunun ayakta kalması için, gençlere yönelik projeler yapanlar için ise, yumurtayı içten kırmaya benzer. Dışarıdan zorlanarak kırılan yumurta nasıl içindeki canlıyı öldürebiliyorsa, içten zorlanarak kırılan yumurta da yeni bir canlı dünyaya getirmiş olur.

Her ikisinde de sonuçta kırılıyor diye düz mantık yürütenlerin bu yazımızı okumasına gerek yok.

Yarını düşünmek sadece birkaç gün sonrasını düşünmek ise yumurtayı kırabilirsiniz. Ama en az bir nesil sonrasını düşünüyorsanız, o zaman bırakın o yumurta içten zamanı geldiğinde kırılsın. Çünkü dıştan kullanılan güç insan gücü, içten kullanılan güç Allah’ın kudretidir. Siz sadece o yumurtayı gerektiği gibi sıcak ortamda tutun veya kuluçkaya yatırın. Aynen 10 yıl sonrasını düşünerek, gençler konusunda yapılması gerekenler gibi. Kuluçkaya yatırmak bir nevi o canlıya yatırım yapmaktır, ortamı sıcak tutmak ise, ona uygun ortamları sağlayabilmektir. Mesela kendi kültür ve tarihini öğretmek, geleneklerine sadık kalmak, cesareti ve hırsı öğrenirken özgüvene sahip olmak gibi bir sürü unsuru vardır çocuk yetiştirmenin.

Onların daha fazla psikolojik sorunlara kapılması, veya hayata karşı daha cesaretli olmaları da bu ortamlardan kaynaklanır aslında. Tavuğun altındaki yumurta misali sıcacık bir ortam yaratılırsa, o çocuk daha cesaretli daha özgüvenle büyüyeceğinden, hayata daha sıkı sarılacak, hedef yolundaki engelleri daha kolay aşacaktır. Çocuklar genelde sözleri ezberleyen değil, gördüklerini taklit edenlerdir. Bu doğada da böyledir, her şey anne ve baba ve etrafındakilerin davranış ve kabiliyetlerine göre şekillenir, hatta cibilliyetleri bile.

Canavarlaşmış bir dünyada ondan kurtulmak için çocuğun eline bir tablet veya telefon verenler, bunun zararlarını ileride kendi zamanlarını ve paralarını gereğinden fazla harcayarak ödeyecekler ve o zaman sadece geç kalındığının farkına varacaklar.

Hayatını teknolojiye adamış bir nesil daha fazla tembelleşmiş ve robotlaşmış bir nesildir. Buna izin verenler de çocuklarının hayatlarını bu şekilde yönlendiren yakınlarıdır. İmkan var iken önüne geçilemeyen kötülüklerin, daha sonra önünü kesmek imkansızdır. Çok hızlı gelişen ve bize göre kim sorarsa çok zeki bir nesil yetişiyor, olabilir, ama böyle bir neslin, farklı kültürlere kolayca aşık olması, tembellikle iş yapmayı arzu etmesi, her şeyi ayağına hazır olarak beklemesi, gelecekte başarılı olma ihtimallerini maalesef çok azaltır. Eşekten katıra, ondan sonra da  ata binmeyi öğrenen genç ise, yaşadıklarının daha kötüsüne zaten önceden alışmıştır.

Başarının sırrı aslında o kadar da karmaşık bir şey değil. Nerden gelip nereye gittiğini bilmesi bile bazen tembel tembel bilgisayar başında oturmaktan daha kazançlıdır. Kendi masalları ve hikayeleri ile büyüyen, doğal beslenen, gerektiğinde bir Avrupalı gerektiğinde ise bir Anadolulu gibi yaşayan birinin, hayatın zorluklarından korkmasına gerek kalmaz. O zaten hayat felsefesini kafasında oluşturmuş ve gelebilecek kötülüklere karşı kalkanını kullanmaya hazırdır. Nasıl kullanacağını ise hayat insana zaten öğretir.

Öyle bir dönemde yaşıyoruz ki, kardeşi kardeşe ezdirmek için oynanan oyunlara, birbirine düşman edebilmek için çevrilen entrikalara, kıskançlığı ön planda tutmak için harcanan paralara baktığımızda, karşımıza korkunç bir tablo çıkmakta. Aynı dini yaşayan fakat farklı kültürlerle veya beyin yıkamaları ile yetiştirilmiş insanlar, aynı mahallede yaşayan fakat kıskançlık aracılığı ile birbirine sokulan komşular, sıkıştığında güvenemediği için yardım isteyemeyen dostlar, bir çıkar uğruna kendi haysiyetini hiçe sayıp da vicdanını şeytana satan insanlarla dolu etrafımız. Bazılarının üzerlerinde Allah tarafından üflenen tek bir ruhları kaldı, onlar da ruh ruh içimizde dolaşıyor zaten. Kısacası bu sistem birbirimize yedirtmeye çalışıyor bizleri, biz de yamyam rolünde oynamaktan memnunuz gibi sanki. Yoksa ruhumuzu da mı sattık?

Bakın eski zamanlarda kullanılan bir metodu anlatayım sizlere.

Eskiden gemilerde fareleri yok etmek için İngiliz gemilerinde uygulanan bir metod vardır. Bir tane fareyi canlı olarak yakalayıp boş bir tenekeye koyarlar ve günlerce aç bırakırlar. Sonra bir gün yakaladıkları küçük bir fareyi bu farenin yanına koyarlar. Günlerce aç kalmış olan fare yeni koyulan fareyi yer.

Sonra bir daha bir daha derken yamyam bir fare elde ederler. Bu fare artık iyice de semirmiş ve kuvvetlenmiş olur. Sonra bu fareyi geminin içine salarlar, şimdi ortada tebdil kıyafet gezen güçlü kuvvetli bir yamyam fare vardır ve bu fare rahatlıkla diğer farelerin yanına sokulur ve yakaladığını yer. Böylece gemi farelerden temizlenir.

İngiliz her yerde İngiliz’dir yani. Fareyi bile İngilizleştiren bu mantığa saygı mı duyulur yoksa nefret mi edilir o sizin bileceği bir iştir. Şimdi asıl düşünmemiz gereken şey, biz bu içimizdeki yamyam fareleri ne kadar fark edebiliyoruz? Bunları bertaraf edebilmek için ne kadar çalışıyoruz. Kendi kendinize düşünüp de bir cevap veremiyorsanız o zaman bu, filmin sonuna gelinmiştir anlamına gelir. Ya da ey bir tavuğun kı…a muhtaç insanoğlu, kendini ne zannediyorsun diyerek gücünü yukarılardan alıyorsan, o zaman hepimiz için bir umut ışığı vardır demektir.

Hadi bakalım bu haftalık bu kadar felsefe yeter. Her şeyi aynı makaleye sığdırmak olmaz. Hem yarınlara hem de yamyamlara bir şeyler kalsın, kalsın ki gider ayak da olsa yumurtayı nasıl kıracaklarını öğrensinler…

Hoşça kalın Dostça kalın…
Mega Lighting
SakburYazarın Diğer YazılarıDiktatörlük dönemine mi dönüyoruz?Ortaya bir karışık lütfenTaktik hep aynı taktik, tutmasa da yine aynıMaskeli balolardan maskeli hayata geçişMendeburlar dünyasıGüncel HaberlerMedrese-i Hayriye Okulu’nda da vaka tespit edildiDünden beri tespit edilen yeni vakalar açıklandıŞampiyonlar Ligi'nde ikinci hafta heyecanı başlıyorİslam dünyası, Hazreti Muhammed'e hakareti destekleyen Fransa'ya karşı tek ses olduGümülcine Meslek Yüksekokulu’nda 3 vaka tespit edildi
© MİLLET MEDYA 2020 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech