LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Haftanın İçinden Kahve Sohbetleri 16019 Temmuz 2012Necat Ahmetnecatahmet@gmail.com

BAZI İNSANLAR söze gelince edebiyatın turşusunu kuruyorlar da, icraata gelince turşunun içindeki hıyar kadar olamıyorlar? Ne bilelim belki de kabak gibi veya lahana gibi olmak istediklerinden herhalde. Bu soru üzerine çok felsefeler yapılır aslında da, ortam kaldırmıyor, en azından şimdilik. Zaten burada on yıllardır değil, 4 – 5 yıldır icraat devam etseydi hiçbir şey eskisi gibi olmazdı…

ÇAKALLAR kuzunun bol olduğu yerleri değil, sahipsiz kaldığı yerleri severler.( Ümit Güler). Neden? Sahipsiz olanlar daha mı lezzetli? Yoksa onları avlamak daha kolay olduğundan dolayı mı? İşte burada birlik beraberliğin önemine yer veriliyor, ne kadar önemli olduğu, hatta ne kadar hayati bir durum olduğu gözler önüne seriliyor. Biz kendi aramızda birbirimizin çukurunu kazmaya devam edelim bakalım, sarı öküz durumuna ne zaman geleceğiz?

TÜRKÇE DİZİLERE DİKKAT ey Yunanlılar: Altın Şafak başkanının eşi Türkçe dizilere yasak getirilmesi için savaş açmış. Hangi kanalı açsan Türkçe bir dizi diyor kadıncağız, kendine göre haklı. Ne demek yani, Yunanistan’ın en büyük kanalları, tam ekran başına geçtiğinde Türkçe dizileri yayınlıyor. Hem de özellikle kadınları koltuğa mıhlayarak. Kim yapacak peki evin erkeğine kahveleri, kim hazırlayacak sofrayı? Ne o önüne gelen Yunanlının Türkçe öğrenme sevdası? Böyle şey mi olur kardeşim? O zaman açın gümrükleri de, bırakın Türkiye’yi bir sene içinde adam yapsın Yunanistan’ı. Yoksa 80 milyonluk bir ülkenin 10 milyonluk bir ülkeyi kalkındıramayacağını mı düşünüyorsunuz? O zaman nedir bu Tayyip sevdası, onun gibi bir başbakan bize de lazım diyenlerin sayısı günden güne artıyor, çünkü işsiz kalan insanlar için önemli olan para çıkarabilmeleri, patronlarının kim olduğunu bilmesi değil. Tayyip sevdası yükselirken dizileri bile kabullenemeyenlerin sayısı ne kadar acaba bu toplumda? Yoksa o dizilerde kendi gelenek ve göreneklerini, mutfağını ve yaşam tarzını mı buluyorlar? Yüzyıllarca birlikte yaşayan iki toplumu, gerek kilise, gerekse milliyetçi parti örgütleri birbirlerine ne kadar düşman yapabilir ki? Pınarlar çoğalmaya ve akarsu olmaya devam ediyor. Çağlayana çevirmek de bizim elimizde…

ELEKTRİK KULLANIMINDA  artış varmış. Olur tabii. Bu kadar sıcaklarda millet haraçlara ve faturalardaki artışa rağmen klima kullanmaya devam ediyor. Eskiden lüks sayılan klimalar, artık her evde mevcut. Elektrik kullanımı da haliyle yaz aylarında büyük bir artış gösteriyor. Böylelikle, fotovoltaik panellere de, hem ekonomi hem de yatırım açısından daha fazla istek duyuluyor. Kenarda biraz parası olan hemen yatırım yapmak istiyor. Çünkü avronun ne zaman değer kaybedeceği veya ne zaman tamamen yok olacağı hala bilinmiyor. Gerçek olan tek bir şey var ki, Avrupa Birliği Yunanistan’ı öyle bir köşeye sıkıştıracak ki, Yunanistan kendiliğinden birkaç sene sonra avrodan çıkmak için yalvaracak gibime geliyor…

TATLI YİYİP TATLI KONUŞANLARA da bıktık artık. Çünkü her tatlı şey, sadece konuşmalarda kaldı. Biraz mantı yesek de, mantıklı şeyler yapmaya başlasak acaba nasıl olur diye düşünmeden edemiyor da insan. Merak işte ne yapacaksın? Denesek mi acaba dersiniz? Of, şöyle bol tereyağlı ve içi kıymalı bir mantı olacak şimdi var ya. Vallahi daha şimdiden mantıklı şeyler düşünmeye başladım bile ben. Ah aah, bir de bunu pratiğe geçirebilsek. Bir mantı yapmasını bile öğrenemedik hâlâ. En iyisi biz işe tabandan başlayalım, tavandan değil. Ne dersiniz?

HIRSIZLIKLAR GÜNDEN GÜNE ARTIYOR
Halk polis tarafından yeteri kadar korunmadığını düşünürken, polis de halkın gözünde yavaş yavaş değer kaybetmeye devam ediyor. Sadece bu güne kadar hesabı yapılamayan tek konu ise, kimlerin daha başarılı hırsız olduğu ve bugüne kadar değer olarak hangi hırsızların daha fazla çaldığı? Normal hırsız mı, uzman hırsız mı? Halktan çalınanlar mı daha değerli, yoksa halktan zorla alınanlar mı? Hem de bunu kanunlaştırarak çalmak, herhalde onlar için en hayırlısı. Tabii ki adamlar günaha girmek istemiyor, papaza gidip de günah çıkartmaktansa kanunen hırsız olmak daha kazançlı. Ya Avrupa’dan alınıp da cebellezi yapılanlar? Ama onlar zaten başkalarının parasıydı, bizim halkımızla ilişkisi yok ki? Peki o zaman şimdi neden bu paraları geri istiyorlar? Madem bizim halkın parası değildi de o zaman şimdi neden halka ödetilmeye çalışılıyor? Yani torunlarını da bakacak miktarda para çalmış olsaydı hepsi az mı gelecekti? Ne yani, sizin torunlarınızın torunları lüks bir hayat geçirsinler diye bu halk açlıktan mı ölsün? İspat edilenler hapse girecek diyor ulusal televizyon kanalları. Girse ne olur ki, önemli olan o yediği paraları geri alabilmek, var mı böyle bir babayiğit bu Yunanistan’da?

YENİ KONSOLOSUMUZ DA geldi ve hemencecik ayağının tozuyla, tozlu yollardan seçek yaylasına kadar ulaştı. Ramazan’da hayır dua istedi bu zor görevi için. Siz de hayır dua yapın sadece, işini daha fazla zorlaştırmak için elinizden geleni değil !!!. Vatana millete hayırlı olsun. Sayın İlhan Şener beye yeni görevinde başarılar diliyoruz. Zor işlerini de Allah, onun yolda yürüyüşü misali hızlı bir şekilde sonuca  ulaştırsın…

Seçek dedik de aklımıza geldi. Bu sene eksiklikleri saymadan geçmeyelim isterseniz. Ben her sene herkesin saydıkları dışında, belediyeye küçük bir eleştiride bulunmak istiyorum. O yol meselesi ve elektrik, artık veremden beter oldu onu bir tarafa itelim de, o tozlu yola belediyenin o özel yolları sulama kamyonları, iki saatte bir sulasalardı, bu kadar toz kalkar mıydı, ben bir bunu merak ediyorum, ikincisi de toplam 59 güreşçinin güreştiği bir alanda hem de güneşin altında, bir Allah’ın doktoru bulunmaz mı? Hatta patolog bulunmuyorsa bir dişçi bile olsa o sahadaki doktorluk görevini üstlenir yani. Doktor yok muydu sanki oralarda diyorsanız evet vardı da, o doktorların hepsi siyasetin içinde olup da oraya misafir olarak gelenlerdi. Biz elinde çantası bu iş için orada bulunabilecek bir doktordan bahsediyoruz. Mesela Pazar günü iki sakatlık yaşanmasına rağmen buzla geçiştirildi olaylar. Bu adamlar sağlam, bunlara hiç bir şeycik olmaz mantığı artık eskilerde kaldı. Bu eleştirilerimi de, ilgili makam ve kişiler umarım dikkate alırlar. Çünkü iyi niyetle yapılan her eleştiriye verilecek iyi niyetli bir cevap ve pratiğe geçirilen her hayal ve istek, sadece kişiyi değil toplumları da ileriye götürür. Hedef belirlemekten korkmayın, hedef yolu hedef olduktan sonra engebeli de olsa kolay aşılır…

Sıra Fıkrada  galiba. Peki öyle olsun bakalım…
Orta Doğu’ya cola pazarlamaya giden, ancak başarısız olan bir satıcıya arkadaşı sorar.
Neden başarısız oldun?
Arabistan’a gittiğimde kendime güveniyordum, çünkü henüz colayı bilmiyorlardı. Ancak ben de Arapça bilmiyordum. 3 poster yapıp colayı tanıtmak istedim. Birincide adam susuzluktan çölde bayılmış ölmek üzere, ikincide adam cola içiyor, üçüncüde de adam kalkıp koşmaya başlıyor.
Ee sonra bu işe yaramadı mı, ne kadar güzel düşünmüşsün işte…
Yarayacaktı yaramasına da, adamlar soldan sağa değil, sağdan sola doğru okuyorlarmış ben nerden bileyim?

Bu haftalık ta bu kadar yeter herhalde. Haftaya görüşünceye dek her şey gönlünüzce olsun. Allah Ramazan’da hepinize güç kuvvet ve azim versin. Hoşça kalın Dostça kalın…

Mega Lighting
SakburYazarın Diğer YazılarıDiktatörlük dönemine mi dönüyoruz?Ortaya bir karışık lütfenTaktik hep aynı taktik, tutmasa da yine aynıMaskeli balolardan maskeli hayata geçişMendeburlar dünyasıGüncel HaberlerUEFA Avrupa Ligi'nde 12 karşılaşma yapıldıUEFA Avrupa Ligi'nde gecenin sonuçlarıAvrupa Parlamentosu Milletvekili bütçe nedeniyle açlık grevine başladı29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Türkiye'nin Avrupa'daki birçok dış temsilciliğinde kutlandıKoronavirüs salgınında son 24 saat
© MİLLET MEDYA 2020 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech