LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Haftanın İçinden Kahve Sohbetleri 16129 Temmuz 2012Necat Ahmetnecatahmet@gmail.com

ALO, SESİM GELİYOR MU?

Yunanistan’da son zamanlarda her yerden farklı ses gelmeye başladı. Ulusal gazetelerin sağcıları farklı, solcuları farklı şeyler yazmaya başladı. Halk geçim derdinde iken, milletvekilleri televizyon kanallarında boy göstermeye ve halkın kafasını karıştırmaya çalışıyor. Borçları için Avrupa Birliği tarafından sıkıştırılan Yunanistan, avrodan çıkması için zorlanırken, halk farklı yönlere itilmeye çalışılıyor. Bir nevi psikolojik baskı yani. Ne zamana kadar? Şu anki yönetimde başarıları herkes üstlenmeye çalışırken, kabahat ve yanlışlar ise diğerlerinin üstüne atılmaya çalışılıyor. Yoksa bir gecede drahmiye geçilecek te bizim mi haberimiz yok? Sabah uyandığımızda farklı bir memleket havası içinde mi güne başlayacağız? Acaba diyorum, sadece acaba…

SAHİBİNDEN SATILIK

Zamanında mal al elinde para tutma diyen eskiler, şimdi aşırı vergilerden dolayı ellerindekileri de satmak zorunda kalıyor. Tabii bu zamanında çok mal edinmiş kişiler için geçerli, haliyle bunların çoğu da Yunanlı. Allah’ın işine bakın ki zamanında Türkler’in yerlerini almaya çalışanlar, şimdi o kişilere yerlerini geri vermeye çalışıyorlar, yada parası olanlara satmaya çalışıyorlar. Demek ki çok mal göz çıkarmaz atasözü de bu durumda  değerini  kaybetmiş oluyor. Çok mal cepten çıkartır.

MERHUM LİDER KABRİ BAŞINDA ANILDI

Bu sene hem daha kalabalık hem de daha programlı bir şekilde gerçekleşti anma töreni. Demek ki istenilince oluyormuş. Eski bakanlardan Dr. Sadık Ahmet’in arkadaşı Köksal Toptan güzel bir cümle söyledi. “Ya başka bir Sadık Ahmet yetiştirin, ya da merhumun çizdiği yolda yolunuza devam edin.” Araştırılması gereken bir konu aslında. Neden yetiştirilmiyor, nasıl yetiştirilmesi gerek ve en önemlisi de herkes tarafından kabul edilebilecek biri olabilir mi? Var mı böyle birisi? Şu an görünmüyor. Peki ufukta görülüyor mu? Teleskopla bakılınca belki. O zaman aynı deveyi gütmeye devam…

YA TUTARSA?

Seneler boyu Nasreddin hocanın göle maya çalıp ya tutarsa fıkraları ile büyüdük. Şimdi Ramazan, ya göl oruç tutuyorsa? Yine hocanın sözleri ile cevap verelim, nasıl olsa bütün fıkralarını öğrendik, sende haklısın o da, ama ben de haklıyım. Herkesin haklı olduğu bir memlekette nasıl bir hedef olabilir ki, nasıl herkes aynı yoldan gidebilir ki? Hükümet almış başını gidiyor, memleketi kurtaracağız diyor. Halk kurtulmak bir yana aç kalacağına inanıyor, çünkü hükümet var gücüyle üzerine yükleniyor. Avrupa Birliği devlet memurlarını azaltacaksın diyor, hükümet seçmenlerini kaybetmemek için onları korumaya çalışıyor. Maaşları ne kadar indirilirse indirilsin, sigortası ve izinleri garanti altında. Ya rençber ve esnaf? Esnaf zaten güne -20 avro ile başlıyor. Neden? Onu hiçbir yerde desteklemeyen sigorta parasını karşılayabilmek için. Nerde bunun elektriği, suyu, telefonu ve işçi parası? Nerde bunun kirası, vergisi ve haracı? Sonra riskten bahsediyorlar, neresinde memurun riski,   her defasında garanti altına alınan haklarında mı?. İntihar edenleri bir araştırın bakalım kaç tane memur var içlerinde? Olsa da birkaç tane, zaten onlar için kıyamet kopartılıyor sadece, onun için de çok büyük bir olaymış gibi gösteriliyor. Halbuki diğer yandan binlercesi saklanıyor, basına bile sızmıyor. İşte bu yüzden bu haldeyiz.  Doğruları görmek istemediğimizden, araştırmadığımızdan. Her istediklerinde bizleri kandırabildikleri için, her defasında aynı yalanlara kandığımız için. Halbuki kurt geliyor diye bağıran çobanın yerinde onlar, ama kurda yem olanlar her defasında bizler. Allah yardımcımız olsun…

Sıra bu hafta da fıkramıza geldi. Kafaya güneş geçtiğinden dolayı bu hafta da yazımızı daha kısa tutalım dedik.

Bir fincan kahve alır mıydınız? İş yaşamında önemli yerlere gelmiş bir grup eski mezun arkadaş grubu, üniversitedeki hocalarından birini ziyarete gitmiş. Çeşitli konular konuşulduktan sonra sohbet, işin yarattığı strese ve hayatın zorluklarına gelmiş.

Yaşlı üniversite hocası ziyaretçilerine kahve ikram etmek üzere mutfağa gitmiş ve değişik boy, renk ve kalitede birçok fincanın bulunduğu bir tepsiyle geri dönmüş. Kimi porselen, kimi seramik, kimi cam, kimi plastik olan fincanları ve kahve termosunu masaya koyup kahvelerini oradan almalarını söylemiş.

Tüm eski öğrenciler kahvelerini alıp koltuklarına döndüğünde hocaları onlara şunu söylemiş: "Farkına vardınız mı bilmem, zarif görünümlü, güzel, pahalı fincanların hepsi alındı, masada yalnızca ucuz ve basit görünümlü fincanlar kaldı. Elbette ki kendiniz için en güzelini istemek ve onu almak çok normal ama, işte bu demin bahsettiğiniz problemlerinizin ve stresin nedeni de bu zaten. Hepinizin istediği fincan değil, kahve iken, bilinçli olarak her biriniz birbirinizin aldığı fincanları gözleyerek daha iyi olan fincanları almaya uğraştınız. Yaşam kahveyse, iş, para ve mevki fincandır. Bunlar yalnızca Yaşam’ı tutmaya yarayan araçlardır, ama Yaşam’ın kalitesi bunlara göre değişmez. Bazen yalnızca fincana odaklanarak, içindeki kahvenin zevkini çıkarmayı unutabiliyoruz."

Hadi bizden de hayırlı haftalar ve hayırlı Ramazanlar değerli okurlar. Haftaya görüşünceye dek Hoşça kalın Dostça kalın…

Mega Lighting
SakburYazarın Diğer YazılarıDiktatörlük dönemine mi dönüyoruz?Ortaya bir karışık lütfenTaktik hep aynı taktik, tutmasa da yine aynıMaskeli balolardan maskeli hayata geçişMendeburlar dünyasıGüncel HaberlerUEFA Avrupa Ligi'nde 12 karşılaşma yapıldıUEFA Avrupa Ligi'nde gecenin sonuçlarıAvrupa Parlamentosu Milletvekili bütçe nedeniyle açlık grevine başladı29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Türkiye'nin Avrupa'daki birçok dış temsilciliğinde kutlandıKoronavirüs salgınında son 24 saat
© MİLLET MEDYA 2020 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech