LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Liderlik ruhu, liderin kendi ruhu21 Eylül 2017Necat Ahmetnecatahmet@gmail.com

Yunan meclisinde Türk kelimesi hakkındaki yorumları dinlerken ne kadar çok milletvekilinin bu konu hakkında ne çok bilgisi olduğunu öğrenmiş de olduk. Aslında bir kendi varlıkları ve vicdanları, bir de parti ve vatan tutkuları bir kez daha ortaya çıkmış oldu. Asıl yapılmak istenenin de, oyalama politikası olduğu anlaşıldı.

Biraz siyasetten anlayan bunun AB'nin mecburi bir çizgisi olduğunu, bu çizgiye uyulması gerekildiğinden de herkesin kendi seçmenini kaybetmeme pahasına, ilk oturumda kargaşa ve söz kalabalığı,ikinci oturumda da fazla üzerinde durulmadan geçeceğini zaten anlar. Tabii daha önce de söylediğimiz gibi sadece AB'nin mecburi bir çizgisi ise.

Ama önemli olan daha sonra ne olacak? Asıl zorluklar burada başlıyor. AB'yi oyalama ne kadar süreye sıkıştırılacak? Yargıtay veya iç hukuk bu davaları ne kadar geciktirecek? Bu hakikaten Türk kelimesinden bir kaçış mı yoksa bir korku mu? Bu da zamanla anlaşılacak. Çünkü Yunan Müslümanı kelimesi artık gerçek Yunanlıları da rahatsız etmeye başladığı duyumunu almaya başladık. Ne demek Yunan Müslümanı ya, Yunanlılar Ortodoks Hrıstiyanlar’dır diyorlarmış adamlar. E haklılar tabii.

Şimdi gelelim kendini lider konumunda hissedenlere, hani suç hep kart öküzdedir derler ya eskiler, işte bizim bu durumumuzda da hep en deneyimli ve bilgili olanlarda oluyor genelde suç.

Sahi unutmadan söyleyelim, bir de "liderin ciğeri" deyimi kullanılır biz onu başlığımızda kullanmak istemedik.

Farklı ruhlardan bahsetmişken tuz ruhunu da es geçmeyelim. O bile kullanıldığı bölgede her şeyi temizliyor, hem mikroplardan hem de kirlerden. Tabii bunun yanında solunum yoluyla akciğerlere de zarar veriyor, ama o bizlerin düşündüğü son şey olduğundan, ön planda tuz ruhunun sadece temizliği konuşuluyor, yani iyi olan yönleri. Gün gelir de tuz ruhunun kötü yönleri çoğunluk içinde ağır basarsa ve onun yerine alternatif olarak sirke kullanılmaya başlanırsa, işte o zaman büyük bir değişim ile karşı karşıya kalırız. Tuz ruhu artık liderlik konumundan, kullanıcıları tarafından kenara itilmeye mahkum olmuştur.

Gelenin gideni aratmaması için de, muhakkak alternatif olarak onun yerine seçilenin ondan daha iyi olduğuna kanaat getirmek gerekir ki, bu da zamanla denendikten sonra ortaya çıkar. Ya sildiğiniz yeri batıracaksınız, ya da hem temizleyecek hem de kimyasallardan koruyacaksınız.

Alternatif ürünlere geçişi de, tabii ki aklı önde gidenler önerecek ve reklamını da ona göre yapacaklardır. Aslında her zaman ve her yerde bu aklı önde gidenler var, ama ne yazıktır ki onlar, yeniliklere hiçbir zaman açık olamadılar. Yanlış yapmaktan korktuklarından, ezberlenmiş ve alışılagelmiş işlerin peşinden koştular hep.

Liderin ruhu ile liderlik ruhları arasında muhakkak çok büyük farklar var, ama bunu anlamak için olaya hangi açıdan baktığımız çok önemli. O andaki ruh halimiz, liderlik ruhunun inceliklerini ve sorumluluklarını ne kadar anlayabilir bilmiyoruz ama, muhakkak tartışmaya açılması gereken konulardan bir tanesi olduğuna eminiz.

Bir defa liderler ya göre gör yetiştirilir ve değiştirilir, (o da onların içinde olması kaidesiyle), ya da hayatındaki tecrübelerle o kendini yetiştirir. O tuz ruhu yerleri temizlerken etrafına zarar da veriyorsa, o zaman burada bir terslik var demektir. Liderlik ruhuna sahip biri kendi tarihinden örnek alan, kendi kültürü ile yoğrulmuş ve kaptanlar misali gemiyi son terk eden pozisyonunda olmalıdır. Kendi bildiği ruhuna sahip olan liderler ise, günü kurtarma çabasında olup, zorlukların içinden nasıl sıyrılırız taktiğini kullanırlar her defasında. Çünkü sorumluluk almak büyük bir yüktür ve külfeti de çok büyüktür. Yine de gerçek anlamda bu sorumlulukları sırtlayanlar o gerçek liderlik konumuna erişebilecek düzeye gelmiş olanlardır.

Şimdi bir soralım bakalım kendimize. Bizdekiler iş bitirici olanlardan mı, yoksa günü geçiştirme taraftarı olanlardan mı?

Herkes cevapları kendi kendine verebilir illa ki başkasına söylemek zorunda değil. O yüzden bizler de bu hafta hepinizi vicdanınızla baş başa bırakıyor ve yazımıza şimdilik son veriyoruz. Haftaya dek kalın sağlıcakla.

Hoşça kalın Dostça kalın…
Mega Lighting
SakburYazarın Diğer YazılarıDiktatörlük dönemine mi dönüyoruz?Ortaya bir karışık lütfenTaktik hep aynı taktik, tutmasa da yine aynıMaskeli balolardan maskeli hayata geçişMendeburlar dünyasıGüncel HaberlerYüksek Tahsilliler Derneği'nden lise öğrencilerine yönelik çevirimiçi söyleşiFransa'nın İslam düşmanlığına Arap ülkelerinden tepkiler devam ediyorBatı Trakya'da koronavirüs vakaları artıyorYunanistan'da günlük vaka sayısı bine yaklaştıMilletvekili İlhan Ahmet iktidarın ekonomi politikalarını eleştirdi
© MİLLET MEDYA 2020 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech