LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Haftanın İçinden Kahve Sohbetleri 16202 Ağustos 2012Necat Ahmetnecatahmet@gmail.com

ÇÖZÜM ÜRETMEK FARKLI, ÇÖZÜME GİDEBİLMEK FARKLI
Her zaman her yerde çözüm üretmesini seven bir toplumuz. Kahvehanede, lokantada, arabada hatta tuvalette. Maşallahımız var yani. Ama ne zaman ürettiğimiz de çok önemli. Bizler genelde olay yaşanıp bittikten veya başlatılıp bizlere sorulduktan sonra üretmeyi seven insanlarız. Olayın derinliğine inmeden, gelecekteki tehlikelerini sezmeden. Sıkarsa yapsın bir kişi doğru bir şeyler bak nasıl yapışıyoruz yakasına, hatta bırakın yakasını, saçını başını bile yolarız. HERKESİN FİKRİNE SAYGIMIZ OLMASINA RAĞMEN, o fikir bizden çıkmadı diye kızarız diğerine, eleştiri yapmak bir tarafa, konuşup tartışmak bir tarafa, hemencecik başka bir çözüm üretiriz kendi kafamızda ve bunu başkalarıyla tartışmadan sunarız tepsi içinde bilene bilmeyene, anlayana anlamayana. Sorunlar çözüme kavuşturmak için konuşulur, sorunları derinleştirmek için değil. Toplumsal bir yara oluşturmak için, hiç değil. Konuşmak için konuşacağımıza, iş yapmak isteyenlere sıramızı verelim artık diyorum, yanlış da yapsalar doğruyu bulacak insanlara yolu gösterme zamanı ve arkasından gitme zamanı geldi artık gibime geliyor. Yanlışlarında ve doğrularında yanında olacağımız, ama birlikte başaracağımız bir güce artık hakikaten ihtiyaç var düşüncesindeyim…

ASIL PROBLEM BÖYLE İNSANLARI BULMAK GALİBA
Evet biz de farkındayız, bu toplumda öne çıkacak insanlar bulmak zor, kolay olan, bu zorlukların yaşanmasını isteyen insanları bulmak. Bugüne kadar öncülük edilmediyse, tarihine bağlı bir gençlik yetiştirilmediyse bu gençlerin suçu ve sorunu değil. Başka birinin yerine geçebilecek insanlar yetiştirilmediyse, bu o gençlerin sorunu değil, sistemin sorunu, klikacıların sorunu, koltuk sevdasında olanların sorunu. Hayalleri yıkılan bir gençlik, umutları yıkılacak bir toplumun tehlike işaretleridir. Bu konuya lütfen hep birlikte eğilelim, hep birlikte çareler arayalım…

BEYİN GÖÇÜ YENİDEN BAŞLIYOR
Bakın bir etrafınıza, anavatana okumaya giden bir sürü çocuk göreceksiniz. Daha iyi bir gelecek, daha iyi ekonomik şartları yakalayabilmek için. 1985’lerde de çok büyük bir beyin göçü yaşanmıştı, ama problem de büyüktü, sınıfta bırakmalar, azınlık çocuklarına karşı uygulanan “cahil kalsın” politikaları gündemdeydi o zaman. Gittiler okudular, çok da iyi yaptılar. Nitekim memleketlerine geri döndüklerinde, ya aradıklarını bulamadılar, ya da nerde yanlış yapıldığının farkına varamadılar. Birincisi, üniversite okuyorum demek için bilmedikleri bölümleri seçmek zorunda kaldılar, ikincisi dikaça olayında senelerini kaybedeceklerini fark edemediler, üçüncüsü bu memlekette bir de çok iyi Yunanca bilmenin ne kadar önemli olacağını biraz hafife aldılar ve dördüncüsü de, burada onlara muhakkak bir yardım eli uzanacağına kesin gözüyle baktılar. Sonuç? Yarısından fazlası geri döndü, isteyerek veya istemeyerek. Burada kalanlardan, tanıdıkları olanlar bir yerlere getirildi. Kısacası kalanların 0’u kendi işlerini kurarken ’i babalarının yanında onun işlerini devam ettirdiler, ’lik gibi büyük bir grubu ise hala hayatlarında bir aile veya sağlıklı bir iş kuramadılar. Türkiye’de kalanların çoğunun yıldızları daha güzel parladığından ve Yunanistan’da patlak veren bu ekonomik krizden sonra ailelerin çocuklarını yine eski yıllarda olduğu gibi Türkiye’ye göndermek istemeleri çok doğal, fakat gözünüzü seveyim o çocuklara ileride ihtiyacımız var. Burada ailelere düşen en büyük sorumluluk, kanaatimce o çocukları bilinçlendirmek, daha ilk baştan “bak bu bölümü seçeceksin” baskıları yapmak değil. O çocuğa, ileride buralarda da kendisine ne kadar ihtiyaç duyulacağına ve insanların bilim adamı olduktan sonra ilk olarak kendi toplumuna yardımcı olması gerektiğine inandırmak zorundayız. Tam tersini de yapsalar, haksızsınız diyemeyeceğimiz bir dönemden geçiyoruz aslında. Aynen yukarıda anlattığımız gibi, kendisini burada bir hiç gibi gören veya ilerlemesi engellenen, yol verilmeyen gençlere şu anda doğruların ne olduğunu anlatmak, sigara içerken sigaranın zararlarını anlatmaya benzer. O zaman yine başa dönüyoruz, ne demiştik? Gerektiği gibi değer verilsin, yanlışları yüzlerine vurulacağına, bu yanlışlarla gerçek hayatı ve doğruyu öğrenecekleri için aslında sevinmeleri gerektiğini, ileride daha büyük sorumlulukları üstlenebileceklerini ve istediklerinde başarabileceklerini ve her zaman tecrübeli insanların yanlarında olabileceklerini, bir şekilde onlara aşılamamız lazım. Çözüm üretmek için değil çözüme gidebilmek için bunlar şart. Gerektiği yerde gereken kişilere de artık sarı kart ve kırmızı kartı da çıkarmamız lazım. Maymun gibi kullanılmaktan, maymuncuk anahtarı olup her kapıyı açmak bence daha sağlıklı…

MAYMUN DEDİK DE AKLIMIZA GELDİ
Neden bu haftaki fıkramızı maymunlarla bitirmeyelim ki?
Bir zamanlar köyün birine bir adam gelmiş ve tanesi 10 avrodan maymun alacağını söylemiş. Köyde çok maymun olduğu için köylüler sevinçle ormana koşup maymunları yakalamaya başlamışlar. Adam, binlerce maymunu 10 avrodan satın alınca ortalıkta maymunlar azalmış, yakalaması zorlaşmış. Köylüler tam maymun yakalamaktan vazgeçecekken, adam tanesine 20 avro vereceğini söylemiş. Tekrar heveslenen köylüler tekrar maymunları yakalamaya başlamışlar. Bir süre sonra da fiyatı 25 avroya çıkarmış. ancak bırak yakalamayı, maymuna rastlamak bile çok zorlaşmış. bunun üzerine adam fiyatı 50 avroya çıkardığını, ancak kendisinin işi olduğu için şehre gitmesi gerektiğini, yardımcısının onun yerine alım yapacağını söylemiş. O yokken yardımcısı köylülere demiş ki; şu büyük kafesteki maymunlar var ya ben onların tamamını size tanesi 35 avrodan satayım, siz de adam gelince ona 50 avrodan satarsınız. Köylüler bütün birikimlerini bir araya toplayarak bütün maymunları satın almışlar. Sonra ne adamı, ne de yardımcısını bir daha gören olmamış.

Gerçi kapitalist sistem için yazılmış bir fıkra olsa da, bizim içimizdeki birbirini satma sistemine de uymuyor değil. KISKANÇLIKLARDAN UZAK BİR TOPLUM TEMENNİSİ İLE Hoşça kalın, Dostça kalın…

Mega Lighting
SakburYazarın Diğer YazılarıDiktatörlük dönemine mi dönüyoruz?Ortaya bir karışık lütfenTaktik hep aynı taktik, tutmasa da yine aynıMaskeli balolardan maskeli hayata geçişMendeburlar dünyasıGüncel HaberlerDünden beri tespit edilen yeni vakalar açıklandıŞampiyonlar Ligi'nde ikinci hafta heyecanı başlıyorİslam dünyası, Hazreti Muhammed'e hakareti destekleyen Fransa'ya karşı tek ses olduGümülcine Meslek Yüksekokulu’nda 3 vaka tespit edildi'Arap ülkelerindeki boykot çağrıları Fransız şirketler için kötü haber'
© MİLLET MEDYA 2020 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech