LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
"Bir Varmış"la başlayıp "Bir Yokmuş"la biten bir hayat10 Ocak 2018Necat Ahmetnecatahmet@gmail.com

Emeklemeyle başlayan hayata tutunuşlar, ayaklarının üzerinde sağlam ve dik duruncaya kadar devam eder ve neticede yine baston ve emeklemeyle sona eren bir hayat.

Doğduğunda kulağa okunan ezanla başlar hayat ve o ezan, sala ile son bulur. İşte bu kadar kısacıktır bu hayat. Dünya dönmeye devam etse de senin dünyan duruverir ansızın.

Ama insanoğlu isterse neler sığdırır o küçücük hayatına.

Mimar Sinan bu kısacık hayatta bizlere 81 cami, 51 mescit, 55 medrese, 26 darül-kurra, 17 türbe, 17 imarethane, 3 darüşşifa, 5 su yolu, 8 köprü, 20 kervansaray, 36 saray, 8 mahzen ve 48 hamam olmak üzere 375 eser bırakmıştır.

İbni Sina bu küçücük hayata yaklaşık 276 kitap sığdırmıştır. Bunlardan "Tıp kanunu" 600 yıl boyunca Doğu ve Batıda ders kitabı olarak okutulmuştur. Felsefeye ait olan eseri "Kitab-ül Şifa" ise Avicennism diye bir akımın doğmasına neden olmuştur.

Fatih Sultan Mehmet 30 yıllık saltanatı boyunca 2 İmparatorluk, 14 devlet ve 200 şehir fethetmiştir.

2.Abdülhamit bu küçücük hayatta 34 yaşında Osmanlı’nın 34. Padişahı olmuş ve 34 yıllık hizmetinde dile kolay 1552 adet eser bırakmıştır. Bu rakama ulaşmak için saymak bile insanı yorar ama bunların tümü o küçücük hayata sığdırılmıştır.

Mustafa Kemal Atatürk, Türk Kurtuluş Savaşı’nın askeri ve siyasi liderliğini yapmış, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu olmuş, 4 defa arka arkaya Cumhurbaşkanı seçilmiş,Türk Ordusu Mareşalliğine yükselmiş ve bunların yanında bir çok yazar tarafından kendisinin hayatı için yüzlerce kitap yazılmıştır.

Masal gibi yani, bir varmış bir yokmuş misali bir hayat. Ama bu hayata sığdırılan bir çok eser ve örnek verici eylemler. Örnek verici dedik ama, hangilerinden örnek aldık? Tarihimizde yaşayan onca ünlü kişiden ne kadar örnek aldık?

Yukarıda saydıklarımız sadece birkaç tanesiydi. Bunlar gibi nicesi, internet olmadan, şimdiki teknolojiden yararlanmadan, bu kısa hayatlarına bu kadar çok şeyi nasıl sığdırdılar acaba?

Bir de kendimizi düşünelim. Bu güne kadar, ölünce hatırlanacağımız ne yaptık? Elimizde imkan mı yoktu, yoksa bu modern hayat bizi gerektiğinden fazla mı tembelleştirdi? Hadi bir sorgulayın kendinizi. Atalarımızın yaptıklarının % 1'ini becerebilseydik, şu anda parmakla gösterilenlerin arasında olurduk.

Bakın bir hayatımıza ama facebook sayfalarından değil, gerçekleri gösteren gözlüklerin içinden bakın. Ekranlardan değil hayat pencerenizden bakın.

Evlerini terk eden gençlerden, kötü yola düşen gençlere bir bakın. Hiç beklemediğiniz anlarda beklemediğiniz insanların intihar edişine bir bakın. Eskiden huzur ve mutluluğu ararken, şimdilerde para ve nam peşinde koşanların sayısına bir bakın, bakın ki gerçekleri bir göresiniz. Onun için %1 dedim.

Bir bina yerine bir insanı besleyebilseydik, bir saat kulesi yerine bir hayvanın canını kurtarabilseydik, bir savaş kazanma yerine bir kişiye burs verebilseydik, bir köprü yerine bir ağaç dikebilseydik, bu dünya bu kadar karamsar, bu kadar haysiyetsiz olmazdı. Günden güne birbirine güvenenler azalmazdı. Bir yerde bir yanlış yapılıyor demek ki, önemli olan o yanlışı bulmak. Biliyoruz ki hiç kimse yanlışı kendinde görmeyecektir farkındayız, lakin genel olarak baktığımızda, dışarıdaki çamaşırlar değil maalesef camımızın kirli olduğunu da anlayacağız.

Atalarımızdan kalana hıyanet etmeden, yanımızdaki dostları üzmeden, mevlam ne eylerse güzel eyler sözünden yola çıkarak, Hacı Bektaş-ı Veli’nin "Hakikatin ilk makamı, toprak olacağımızın bilinmesidir" sözü ile bitirelim, ama her yerde kullandığımız, Hacı Bektaş-ı Veli’nin o  güzel cümlesini de söylemeden geçmeyelim.

"Bir olalım, iri olalım, diri olalım."

Masal gibi bir dünyada, masal gibi yaşamaya devam etmek isteyenler de, "bir yokmuş"a kadar bu dünyada yaşamaya devam edebilirler. Gerçekler diğer dünyada, sinemalarda değil.

Madde karanlığı, akıl nuru;
Cehalet karanlığı, ilim nuru;
Nefis karanlığı, marifet nuru;
Gönül karanlığı, aşk nuru ile aydınlanır.

Bu haftalık da bu kadar felsefe yeter. Haftaya görüşünceye dek kalın sağlıcakla. Hoşça kalın, Dostça kalın…
Yazarın Diğer YazılarıAzınlık Kurumları Dingo’nun ahırı mı yoksa deneme tahtası mı?Ekmek teknesi AzınlıkSosyal medya ve demokrasiDevletin şakşukacıları: Yönetiyor muyuz, yönetiliyor muyuz?Dedeciğin dedekodusu dedekorkut masallarına benzediGüncel HaberlerKireççiler Azınlık Türk İlkokulundan Eylem Kararıİskeçe Türk Birliği ve Batı Trakya Türk Öğretmenler Birliği'nden "Azınlık Eğitimi" için verilen mücadeleye destekAB'de 'tek saat uygulaması' sorun olduAdalardaki sığınmacı çocuk sayısında yüzde 32'lik artışABTTF yabancı uzmanların katılımıyla Batı Trakya’ya çalışma ziyareti düzenledi
© MİLLET MEDYA 2018 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech