LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Haftanın İçinden Kahve Sohbetleri 16623 Eylül 2012Necat Ahmetnecatahmet@gmail.com

BAŞARMAK ZORDUR, KOLAYA KAÇARSAN SONUÇ BASİTLEŞİR
Her ne kadar yokuş aşağı inmenin daha kolay olduğunu herkes bilse de, manzaranın tepeden çok daha güzel göründüğü de bir kesindir. Ama ne yazık ki gerçek manzaraları artık bulamaz olduk, çünkü işin kolayına kaçmak ve tabiri caiz ise kendi k….zı garanti altına aldığımız andan itibaren her şeyi unutur hale geldik. Sağ olsun internet, manzarayı bile bize oradan izletiyor… Yeter ki biz toplum olarak, toplu halde o manzaradan uzak duralım, o, bu manzarayı bizim evimize hatta yatak odamıza bile getirir, ama unutmayın ki savaşlar hiçbir zaman yatak odasından verilmedi…

KEDİLER GİBİ KURU GÜRÜLTÜ YAPMAKTAN VAZGEÇELİM
Onlar en azından bu gürültüyü yaparken birbirlerine zarar vermiyor, sadece etrafındakileri rahatsız ediyor, biz bunu da beceremiyoruz. Bir azınlık problemini çözmek için ortaya çıkan kahramanlar, hesap gelmeden masadan kalkıyorlar nedense. Faturayı ödemekten korktukları için mi, yoksa hala hangi tarafın renklerini tutmaları gerektiğini bilmedikleri için mi bu duruma düşerler bilinmez…

“DÜŞMANIN EN BÜYÜK HİLESİ, DOSTLUĞUDUR” Sadi Şirazi
Dostça yaklaşımlar, dostça manevralar. Yeter ki sen konuşma, yeter ki sen hakkını arama. O zaman işinin olması daha muhtemel ama şahsi bir işinin, diğerlerini karıştırma. Diğerleri seni aşar. O diğerlerini halletmek için birlik beraberlik  lazım, o da hükümetin hiç istemediği bir şey. Hükümet içinizdeki canavarı uyandırmamak için zaten elinden geleni yapıyor, bari siz bu konuda onlara yardımcı olmaktan vazgeçin. Biraz tarih okursanız ne demek istediğimizi daha iyi anlayacaksınız…

AZ VEREN CANDAN, ÇOK VEREN AMBARINDAN
Var ya ileride Yunanistan’ın şu anki hali emin olun ki tarih kitaplarında bile yer alacak. Kapitalist sistemin kurbanlarından diye başlayan bir de başlık atacaklar. Eskiden normal savaşlar vardı insanları dünya yüzünden silen, şimdi ekonomik savaşlar başladı cepleri boşaltan, paraları yok eden. Taktik hep aynı, ama ne yazık ki lüks hayat tatlı, geri dönüş yok. İşte bütün başarı da burada ya, bir toplumu o hayata başlatabilmek, gerisi kolay. Tefeciler gibi ver parayı bekle harcasın, ver krediyi satın alsın, göster kolay kazanma yolunu koca gün eğlence yerlerinden çıkmasın. Ondan sonra iste paranı, yok mu, mal varlığını, yastık altını, bugüne kadar sahip olduklarını. Nasıl olsa artık oyun senin lehine. İşte modern Avrupa’nın ve onu hesapta idare edenlerin hali. Her şey apaçık ortada, bir ülkeyi mahvetmek için kategorisine göre insanlara para dağıttılar. Önde gelenler daha fazla almış olmalılar ki, şu anda hala haksızlıklara karşı seslerini bile yükseltemiyorlar, doğru bir şekilde yapılması gerekeni bile yapamıyorlar. Özel sektör öldü, cenazesini kaldıran bile yok, memurların sayılarının azalması lazım, devlet bürokrasiyi içinden çıkılmaz bir hale getirmek için elinden geleni yapıyor. Kısacası bir su parkının içinde, yukarıdan fırlatılan ve aşağı doğru kayarken hızını kontrol edemeyen ve böylelikle suya ne kadar hızla çarpacağını hesaplayamayan bir Yunanistan ile karşı karşıyayız şu an. Suya düşerken alacağı pozisyon, elleri ve ayaklarının kırılıp kırılmayacağını veya ne kadar zarar alacağını kararlaştıracak. Yani her şey koalisyon hükümetinin elinde. Ya suya düşerkenki pozisyonlarına, ya da ülkeyi terk ederkenki pozisyonlarına çok dikkat etmeleri gerekiyor…

Bu hafta da böyle az ve öz olsun diyoruz ve hemencecik yazımıza uygun bir fıkraya geçiyoruz. En azından bizimki candan olsun bari, ambarından verenlerin halini nasıl olsa gördük…

Biri 95 yaşında biri 92 yaşında karıkoca, boşanmak için hakimin karşısına çıkmış.

Hakim üzülmüş, "Yapmayın ya" demiş "yetmiş yıllık evlisiniz niye boşanacaksınız?"...

"Yok" demiş "adam biz çoktan boşanmaya karar verdikte çocuklar etkilenmesin diye, ölmelerini bekledik

Bu fıkra zamanında veremediğimiz kararlar için, aşağıda okuyacağınız da verdiğimiz fakat sonradan pişman olduğumuz kararlar içindir. İyi kıyaslamalar…
Bir inek, Bir beygir, Bir eşek

Dağda özgürce yaşayan bir inek, bir beygir, bir eşek, dağılıp insanların arasına karışarak ne yaptıklarını öğrenmeye ve beş yıl sonra buluşmaya karar vermişler. Her biri başka yöne yola çıkmışlar.

Beş yıl sonra buluşma yerine önce inek ile beygir gelmiş. Her ikisi de perişan bir halde, zayıflamış, dişleri dökülmüş, kamburları çıkmış, adeta çökmüşler.

Beygir sormış: "Nedir bu halin inek?.."

İnek iç çekerek anlatmış:

"Bu insanlar merhametsiz. Beni durmadan birbirlerine sattılar. Alan sütümü sağdı. Bir inek daha varmış, onu yanıma koyup çifte koştular, aç bıraktılar. Canımı zor kurtardım be kardeş..." demiş.

Sonra beygir anlatmaya başlamış:
"Benim de ağzıma bir demir parçası geçirdiler, ağzımı açamadım. Üzerime bindiler. O indi öbürü bindi, o indi öbürü bindi... Binmedikleri zamanlar zincire vurdular... Belim çöküp de onları taşıyamaz bir hale geldiğimde arkama kocaman bir araba bağladılar, bu sefer birçoğunu birden taşımaya başladım. Ben onları taşıdıkça kırbaçladılar. Canımı zor kurtardım yav inek kardeş..." demiş.

Ve uzaktan eşek gözükmüş. Eşek; ıslık çala çala, taşlara tekme ata ata gelmiş. Mutluymuş.
Şişmanlamış, tüyleri parlamış, gözlerinin içi gülüyormuş. Üzerinde lacivert takımlar varmış.

İnek ile beygir, "Nedir bu halin, neler oldu" diye merakla sormuşlar, eşek anlatmış:
"Bir memlekete vardım, birisi bağırdıkça insanlar onu alkışlıyordu. Ben de yüksekçe bir yere çıkıp bağırdım. Benim bağırmamı bilirsiniz, duyan benim yanıma koştu, duyan koştu. Onlar geldikçe ben daha çok bağırdım..."

"Sonra?.."

Sonra beni başkan seçtiler..."

"Yani sen başkan mı oldun?.."

"Evet... Bir şey yapmama gerek kalmıyordu, ben bağırdıkça onlar 'Memleket seninle gurur duyuyor' diye alkışladılar. Yiyecek çok şey vardı. Ben ise yedim ve bağırdım, yedim ve bağırdım..."

"Pekiii... Senin eşek olduğunu anlamadılar mı?..."

Eşek yanıtlamış: "Anladılar anlamasına da iş işten geçmişti..."

Bu haftalık da bu kadar değerli okurlarım, haftaya görüşünceye dek herşey gönlünüzce olsun. Hoşça kalın Dostça kalın…

Mega Lighting
SakburYazarın Diğer YazılarıDiktatörlük dönemine mi dönüyoruz?Ortaya bir karışık lütfenTaktik hep aynı taktik, tutmasa da yine aynıMaskeli balolardan maskeli hayata geçişMendeburlar dünyasıGüncel HaberlerYüksek Tahsilliler Derneği'nden lise öğrencilerine yönelik çevirimiçi söyleşiFransa'nın İslam düşmanlığına Arap ülkelerinden tepkiler devam ediyorBatı Trakya'da koronavirüs vakaları artıyorYunanistan'da günlük vaka sayısı bine yaklaştıMilletvekili İlhan Ahmet iktidarın ekonomi politikalarını eleştirdi
© MİLLET MEDYA 2020 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech