Cinar FM
Çınar FM Dinle
Ana sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıGiriş Yap
Batı Τrakya Türkleri '29 Ocaklar'ı gururla andı29 Ocak 2018

Batı Trakya Türk Azınlığı'nın hak arama mücadelesinde dönüm noktası olan 29 Ocak 1988 Toplumsal Dayanışma ve Milli Direniş Günü ile 29 Ocak 1990 ’da Türk azınlık aleyhine yapılan saldırı ve şiddet olayları Gümülcine’de düzenlenen etkinlikle anıldı.

Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu tarafından düzenlenen anma etkinliği 29 Ocak 2018 Pazartesi akşamı Gümülcine Cris&Eve hotelinde gerçekleştirildi. Etkinliğe, Türkiye'nin Gümülcine Konsolosu Neslihan Altay, BTTADK Başkanı ve Gümülcine seçilmiş Müftüsü İbrahim Şerif, İskeçe seçilmiş Müftüsü Ahmet Mete, Dostluk Eşitlik Barış Partisi (DEB) Başkanı Mustafa Aliçavuş, Gümülcine Türk Gençler Birliği Başkanı Necat Ahmet, İskeçe Türk Birliği Başkanı Ozan Ahmetoğlu, azınlığın çeşitli kurumlarının temsilcileri ve çok sayıda soydaş katıldı.

Batı Trakya Türkleri 30 yıl önce yaşanan ve tarihe altın harflerle yazılan 29 Ocaklar'ı yine unutmadı, gururla andı ve kutladı. Yaşananların unutulmaması ve gelecek nesillere aktarılması için 29 Ocaklar her yıl etkinliklerle anılmaktadır.

29 Ocaklar Batı Trakya’da uzun yıllardan beri Gümülcine Türk Gençler Birliği lokalinde düzenlenen etkinliklerle anılmaktaydı. Ancak bu sene farklılık oldu ve etkinlik hotelde daha geniş salonda yapıldı. Etkinliğe Batı Trakya Türkleri çok büyük ilgi gösterdi. Etkinliğe Gümülcine, İskeçe, Dedeağaç ve Dimetoka’dan da soydaşlar katıldı.

Sunuculuğunu Gümülcine Türk Gençler Birliği Başkanı Gazeteci Necat Ahmet’in yaptığı etkinlik, Batı Trakya Türklerini tanıtan belgeselle başladı ve sinevizyon gösterisiyle devam etti. Ardından katılımcılara gazeteci Necat Ahmet’in Batı Trakya Türklerinin Rodop ili sabık bağımsız milletvekili İsmail Rodoplu’yla 29 Ocaklar üzerine yapılan röportaj dinletildi.

Etkinlik selamlama konuşmaları ile devam etti. Dostluk Eşitlik ve Barış Partisi Genel Başkanı Mustafa Ali Çavuş ve İskeçe Müftüsü Ahmet Mete, 29 Ocaklar ile ilgili düşüncelerini katılımcılarla paylaştı.

Program, 29 Ocakları anlatan konuşmalarla devam etti. Anma etkinliğinde üç ayrı konuşma yapıldı.
 
İlk konuşmayı Gümülcineli emekli öğretmen ve yazar Tevfik Hüseyinoğlu yaptı. Katılımcılara 29 Ocak 1988'de Batı Trakya Türklerini yürüyüşe götüren sebeplerden bahsetti.

Tevfik Hüseyinoğlu şöyle konuştu:

“Bundan 30 sene önce on binlerce insanın katılımıyla gerçekleştirilen 29 Ocak 1988 direnişine nasıl gelinmiş ve Meriç'ten Karasu'ya kadar bütün Batı Trakya Müslüman Türk toplumunu hangi olaylar heyecanlandırıp harekete geçmiştir? Bu ve buna benzer sorulara doğru cevap verebilmek için 1988'den 65 sene öncesine 1923 yılına gitmek gerek.

24 Temmuz 1923’te Lozan Barış Antlaşması imzalanmış, antlaşmaya göre İstanbul’daki Ortodoks Hristiyanlar, Türkiye’de, Batı Trakya’daki Müslümanlar da Yunanistan’da kalacaklar ve aynı azınlık haklarına sahip olacaklardır. İstanbul’daki Ortodoks Hristiyan Azınlığın Rum asıllı ve Batı Trakya’daki Müslüman Azınlığın Türk asıllı olduğu biliniyordu ve kabul ediliyordu. Lozan Antlaşması hükümlerine, Batı Trakya Müslüman Türk mensupları dini ve eğitim kurumları kurmak, dillerini serbestçe kullanıp geliştirmekte, dini hayatlarını serbestçe yaşamakta, geleneklerine ve göreneklerini yaşatıp geliştirmekte herhangi bir engelle karşılaşmayacakları vurgulanmıştır. Ayrıca azınlıklar, çoğunluk mensuplarının sahip oldukları bütün haklara sahip olacaklarını da güvence altına alınmıştır.

Ancak 1960’lı yıllarda Yunanistan idarecilerinin Müslüman Türk toplumuna bakış açıları değişmiş ve haksızlıkların her türlüsünü yapmaya başlamışlardır. Türkiye’de meslek eğitimi görmüş öğretmenlerin tayinleri durduruldu, çalışanların da çalışma izinleri askıya alındı. İki medrese, müftülerin gözetiminden alınmış. 1972 yılında çıkarılan 1109 sayılı kararname ile  3065’in bazı maddeleri maddeleri Trakya Dimokritos Üniversitesi tesisleri için %50’si azınlık insanına ait olan 3200 dönüm arazi kamulaştırılmış, ancak 10 senede sadece 6 dönüme inşaat yapılabilmiştir. Selanik Üniversitesi’nin 640 dönüm üstüne kurulduğu düşünülünce kamulaştırmanın amacı açıkça anlaşılıyor.

Bunlar yetmezmiş gibi, çeşitli bahanelerle azınlık insanına ait tarlaların kamulaştırılmasına devam edilmiş, İskeçe’ye bağlı İnhanlı köylülerinin 1800 dönüm senetli mallarına el konmak istenmiştir.

29 Ocak 1988’e kadar beyinlerde toplanan duygu birikiminin fitilini ateşleyen ve on binlerce insanı harekete geçiren olay, tabelalarında “Türk” kelimesi bulunan Batı Trakya’daki derneklerin yargıtay kararıyla kapatıldıklarının ilan edilmesidir. Hükümet sözcüsünün, Yunanistan’da Türk varlığının bulunmadığını söylemesi bardağı taşıran son damla olmuştur. 24 Ocak 1988 günü İskeçe’de taplanan Azınlık Yüksek Kurulu’nun seçtiği komisyona atfedilen satırlar 28 Ocak 1988 tarihli Türkçe gazetelerde yayınlanmış:

‘Lozan’daki haklarımız yadsınamaz, Batı Trakya’da Türkler yok olamaz. Irkımız Türk, dinimiz İslâm, şehirli köylü artık uyan. Milli ve dini varlığımızı korumak için Meriç’ten Karasu’ya kadar yollara dökülmeye, rüzgar gibi esmeye, sel gibi akmaya, 29 Ocak Cuma günü Cuma namazından sonra bütün azınlığı yürüyüşe davet ediyoruz.’

İşte sevgili dostlar, özetini yaptığım haksızlıklar yumağı, azınlığımızı 29 Ocak1988’in eşiğine bu olaylar getirmiştir.”

İkinci konuşmayı ise İskeçeli din görevlisi Sedat Karadayı yaptı. Karadayı, salonda bulunanlara 29 Ocaklar’da yaşananlar hakkında bilgiler verdi.

Sedat Karadayı şunları söyledi:

“29 Ocakların Batı Trakya Türkleri tarafından doğru şekilde bilnmesi ve genç kuşaklarımıza aktarılması gerektiğine inanıyorum. 29 Ocak 1988 ile 29 Ocak 1990’ı ayrı ele almamız gerekir.

24 Ocak 1988’de Batı Trakya Türk Azınlığı Yüksek Kurulu İskeçe’de toplandı. Toplantıda 29 Ocak Cuma günü Gümülcine’de yürüyüş yapılması kararlaştırıldı. Hazırlanan ilanlar köy köy dağıtıldı. 28 Ocak Perşembe akşamı Yüksek Tahisilliler Derneği’nde (BTAYTD) toplantı yapıldı. Dönemin BTAYTD Başkanı İsmail Rodoplu ve merhum Av. Hasan Kaşıkçıoğlu Gümülcine Emniyetine çağrılarak, yürüyüşün yasaklandığı kararı kendilerine aktarıldı. Günün ağarmasıyla birlikte halkımız Gümülcine’ye akın etti. Durumu fark eden yetkililer, soydaşların Gümülcine’ye ulaşmasını engellemek istediler. Bu esnada polis ile soydaşlar arasında arbedeler yaşandı. Buna rağmen, kararlı olan halkımız Gümülcine merkezine ulaşmayı başardı. On bini aşkın Müslüman Türkü Gümülcine Türk Gençler Birliği etrafında toplandı. O gün, hürriyet olmadığı için Gümülcine camilerinde Cuma namazı kılınmadı. Milli kimliğin inkarı “bardağı taşıran son damla” olmuştu. Burada toplanan binlerce kişi milli kimliği haykırdı ve tek bir ağızdan Biz Türk’üz dedi. Bundan da ödün vermiyoruz mesajını bütün dünyaya verdi.

29 Ocak 1988’de yapılan Milli Direniş Günü’nün birinci yıl dönümünde yani 29 Ocak 1989’da Gümülcine Eski Cami’de anma töreni çerçevesinde düzenlenen mevlit etkinliğinde hiç terslik yaşanmadı.

29 Ocak 1990 yılının sabahı, bir yıl önce olduğu gibi soydaşlarımız mevlide katılmak için yine Gümülcine’de toplanmaya başladı. Dönemim Dışişleri Bakanı Antonis Samaras ile Gümülcine Metropoliti Damaskinos arasında kurulan plan yürürlüğe konuldu. Palikaryalar metropolitin oradaki kilisenin önünde Yunan milli marşını söyleyerek saldırıya geçtiler. Önlerine çıkan Türklere saldırdılar, Türklere ait olan bütün dükkanları teker teker kırıp dökmeye veya yağmalamaya başladılar. o gün Gümülcine, azınlık tarihinin en karanlık gününü yaşadı.

Sonuç olarak şunu söylemek mümkün; 29 Ocak 1990’da meydana gelen vandalizm olayları bize 29 Ocak 1988’de toplum olarak gösterdiğimiz birlik beraberlik içerisindeki milli dayanışmamızda ne kadar haklı olduğumuzu ispat etmiştir. Bizler, anayasal hakkımız olan yürüyüşümüzü yaparak, haksızlıkları dile getirerek bütün dünyaya duyurduk. Bundan rahatsız olanlar ise gerçek yüzlerini 29 Ocak 1990’da göstermiştir.

Sevgili gençler, bu iki tarihi çok iyi bilmemiz lazım. Her iki 29 Ocak da bizleri her daim kenetleyecek ve azınlık olarak ayakta tutacak çok manalı mesajlar vardır. Bunları bilmemiz, kayıt altında tutmamız ve mutlaka gelecek nesillerimize aktarmamız lazımdır.”

Son konuşmayı 29 Ocakları anma etkinliğini düzenleyen Batı Trakya Türkleri Danışma Kurulu’nun başkanlığını da yapan Gümülcine Seçilmiş Müftüsü İbrahim Şerif yaptı. Müftü, 29 Ocak 1988’de Batı Trakya Türk Azınlığı’nın gerçekleştirdiği hak arama yürüyüşü ve devamında 29 Ocak 1990’da yaşanan yağmalama, kırma, dökme ve şiddet olaylarından bahsetti, gençlere mesajlar verdi.

Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu Başkanlığını yapan Gümülcine Seçilmiş Müftüsü İbrahim Şerif anma etkinliğinde son konuşmayı yaptı.

 Emekli öğretmen ve yazar Tevfik Hüseyinoğlu ile din görevlisi Sedat Karadayı’nın aktardığı bilgilere pararlel konuştu. Özellikle 29 Ocak 1988 yılında yapılan toplumsal hak arama ve milli direniş günü amacı ve iki yıl sonra 29 Ocak 1990 yılında azınlık insanına ve mallarına karşı uygulanan şiddet, yağmalama ve yıkma olaylarını tarihsel gelişmeler çerçevesinde ele alarak değerlendirdi.

Müftü Şerif, konuşmasına 1974 Kıbrıs olaylarından sonra Batı Trakya’da bir getto hayatının başladığını vurgulayarak başladı. Bu günkü gençlerin akıllarının alamayacağı kadar azınlık insanının o yıllarda çok zor günler geçirdiğini dile getiren müftü, yapılan haksızlar baskılar ve Türk kimliğinin inkarı Batı Trakya Müslüman Tük toplumunu yollara döktüğünü ve 29 Ocak 1988 yılındaki yürüyüşün topluma güven kazandırdığını belirtti. Gümülcine ve İskeçe’de kurulan bağımsız listelerden bahseden müftü, 18 Haziran 1989 yılında seçimlerine bağımsız liste halinde inildiğini ve Batı Trakya Türklerinin Rodop ilinde Dr. Sadık Ahmet’i milletvekili seçtiklerini belirtti.

Müftü, konuşmasının devamında 5 Kasım 1989 yılında İsmail Rodoplu’nun milletvekili seçilmesi, 5 Mart 1989 yılında yapılan Karacaoğlan yürüyüşüne, 8 Nisan 1990 yılında Dr. Sadık Ahmet bağımsız milletvekili seçilmesine, 28 Aralık 1990 yılında Gümülcine’de, 15 Ağustos 1990 yılında İskeçe’de yapılan müftülük seçimlerine, 25-26 Ocak 1990’da kendisinin ve Sadık Ahmet’in hapse girmelerine, 14 Mayıs 1991 yılında Miçotakis’in Azınlık politikasıyla ilgili İsonomia ve İsopolitia vurgusu yapmasına, daha sonra inşaat, ehliyet ve gayri menkul alma noktasında daha önceden verilemeyen vatandaşık haklarıda meydana gelen rahatlamaya, 12 Kasım 1992 yılında Zenginis’in kitapları okullardan alınıp Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı’na teslim edilmesine,  Avrupa İnsan Hakları kuruluşlarından Batı Trakya’ya temsilcilerin gelmesine, İsonomiya-İsopolitia söyleminden sonra azınlık haklarınının daha da kötüleştirilmesine değinerek Azınlığın tarihine altın harflerle yazılan 29 Ocak 1988 ve 29 Ocak 1990 olaylarını yaşatan unsurların tarihsel sürecini aktardı.

Yunan devletinin yıllardan beri azınlık eğitimini hedef aldığını, eğitimde hedefine olaşan devletin şimdide camileri hedef aldığını, bu konuda çalışmaların yapıldığını ifade eden müftü İbrahim Şerif, azınlık haklarında her geçen gün iyileşme olması yerine durumun daha da kötüye gittiğini vurguladı. Azınlık gençlerinin haklar konusunda, milli kimlik konusunda birlik beraberlik içerisinde hareket etmeleri ve Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığı’nın 29 Ocak 1988 ve 1990 yıllarında meydana gelen oylayları ve bu olaylara karşı ne için mücadele verildiğini unutmamaları gerektiğini belirtti.

Konuşmalardan sonra Dimetoka’da doğup büyümüş, 29 Ocakları yaşamış ve daha sonra Almanya’ya göç etmiş, Stuttgart ve Geniş Çevresi Batı Trakya Türkleri Aile Birliği 2. Başkanı Asım Babalı’nın bizzat kendisinin yazdığı “Bugün Direniş Günü, Bugün Diriliş Günü, Bugün Sadık Ahmet’in İzinden Gidiş Günü” şarkısı dinletildi. Ardından kendisiyle facebook üzerinden bağlantı kuruldu ve 29 Ocaklarla ilgili düşüncelerini katılımcılarla paylaştı.

Anma etkinliğin sonunda katılımcılar salonda sergilenen 29 Ocaklar ile ilgili fotoğraf sergisini gezdiler.


Diğer Haberlerİsrail'den Gazze'ye topçu atışıyla saldırıTürk Başbakan Yıldırım, YDP Başkanı Miçotakis'i kabul ettiİsveç'te taş devrine ışık tutacak mezar bulundu'Bize saldıranlara Osmanlı tokadını atarız'Avustralyalı Türklerden Mehmetçik'e destek
© MİLLET MEDYA 2018 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech