Cinar FM
Çınar FM Dinle
Ana sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıGiriş Yap
Yunanistan’da yükselen milliyetçilik kaygı verici07 Şubat 2018Cengiz Ömercengiz.omer8@gmail.com

Ülkemiz son iki hafta “Makedonya Cumhuriyeti” sorunu ile çalkalanıyor. “Makedonya Cumhuriyeti” isminin komşu ülke Makedonya (FYROM) tarafından kullanılmasını kabul etmeyen ülkemizde önce Selanik, sonra Atina’da on binlerin katıldığı gösterilerin yankıları sürüyor.

“Makedonya” ismi konusundaki milli kaygıların, Kilise, ırkçıları ve siyasi partileri ortak milliyetçi söylemlerle aynı mecrada buluşturması, Yunanistan'daki popülist milliyetçiliğin, bunları aşırı sağa kaydırdığı ve bu potada eritmeye başladığı görülüyor.

Bu  durum, Yunanistan ve bölge için tehlike çanlarının çalmaya başlaması olarak yorumlanıyor. Kontrolsüz bir biçimde yükselen milliyetçiliğin ülkedeki ve bölgedeki barışı tehdit edecek bir hal almasından endişe ediliyor.

Nitekim Birleşmiş Milletlerin (BM) Makedonya ile Yunanistan arasındaki isim sorununu çözmek için görevlendirdiği Özel Temsilci Matthew Nimetz, sorunun çözüme ulaşmamasının bölge için gerçek bir trajedi olacağı uyarısında bulundu.

Yapılan gösterilerde kimler yoktu ki… Neonazi Altın Şafak partisinden tutun da neoliberal Merkez Birlik Partisi ve hatta radikal sol ve komünist partilere kadar hepsi oradaydı. Tabii ki Kilise de öncü ve kutsayıcı rolüyle bu gösterilerdeki yerini aldı. Nitekim Kilise mensupları, yaptıkları kışkırtıcı konuşmalarla damgasını vurdu. Bunlardan biri de Agion Oros’daki (Aynaroz)  Esfigmenu manastırının baş keşişiydi. Konuşmasında hızını alamayarak ırkçı Altın Şafak partisinin sözcüsü gibi “Ayasofya’yı, Pontus’u, ismini kabul etmedikleri Makedonya’ya ait olan Gevgeli ve Manastır’ı ve Türkiye anlamına gelen Küçük Asya’yı talep ettiklerini” haykırdı.

Türkiye’de bir Müslüman din görevlisi Ankara ve İstanbul’da benzer bir gösteride çıkıp "Batı Trakya, Selanik ve Onikiada bizimdir, istiyoruz…” dese neler olurdu? Yunanistan, Avrupa ve tüm Batı dünyası ayağa kalkardı.

İşte ülkemizdeki Kilise mensuplarının aşırı milliyetçi gösterilere katılması ve ülke, hatta bölge barışını tehdit eden fanatik söylemlerde bulunması son derece kaygı verici bir durumdur.

Sormak istiyorum: Kilise mensuplarının alanını aşarak siyaset ve savaş çığırtkanlığı yapması neyin nesi?

Merkez sağ partisi olarak bilinen YDP’nin, merkez sol parti olarak bilinen PASOK-DİSİ, insan hakları savunucuları olarak geçinen radikal sol ve komünist partilerin Neonazi Altın Şafak partisi ile ne işleri var?

Peki, şarkılarıyla solcuları coşturan 90’ı aşkın yaşıyla dünyaca ünlü Mikis Teodorakis’in Neonazilerle birlikte gösteri yapmasına ne diyelim? Miki’nin, Makedonya karşıtı ırkçı gösteriye katılması, içinden gelmiş olduğu sol cenahtan çok tepki çekti.

Evet, bu durum, “milli” kaygılar söz konusu olunca ülkedeki solcuların da sağcıların da aslında aynı olduğunu gösteriyor. Miki, bunun en son ve açık örneği. Komunist partisi de öyle. Partinin lideri de Makedonya konusunda Altın Şafak'la aynı çizgide durdu.

Vaziyet böyleyken, yukarıda saydıklarımız her fırsatta insan hakları, ifade özgürlüğü ve tanımlanma hakkından dem vuruyorlar. Fakat söz konusu gösterilerde, komşu bir ülkenin, ismini, dilinin ismini ve kimliğini değiştirmesi için baskı, tehdit ve şantaj yapıyorlar. Bu nasıl şımarıklıktır?

Şımarık Avrupa ve batının bir eseridir bugünkü Yunanistan. Emperyalistler, Yunanistan’ı Türkiye’ye karşı bir uç karakol ve tampon ülke olarak kışkırttılar, maddi ve manevi her konuda arka çıktılar. Alıştırdılar desteğe, ama terbiye amaçlı bu desteği biraz çektiklerinde veya ülkemiz kendi ayakları üzerinde durmayı denediğinde sendeledi, ayakta duramadı. İşte yaşadığımız ekonomik ve sosyal kriz de bunun göstergesidir.

Bu kafayla da işi kolay değil ülkemizin. Yönetici takımın adam olmaya, uslanmaya niyeti yok. Bir sorun olunca, ona gerçekçi yaklaşıp sorunu çözmek yerine, inkâr ederek veya karşı tarafı suçlayarak işin kolayına kaçıyor. Siyasilerimiz, her şeyin istedikleri gibi olmasına alışmış, alıştırılmış. Aksi durumda da muhataplarını inkâr etmeye, işine geldiği gibi davranmaya ve bu konuda her türlü hileye başvurma yolunu seçiyor. “Makedonya” ile isim sorunu da böyle ele alınıyor.

Devletin milli politikasını oluşturan zihniyet, ülkedeki etnik Makedonlara da aynı şekilde yaklaşıyor. Onların varlığını, kimliğini inkâr ediyor. Devlet, Batı Trakya Türk Azınlığı’na Ulahlara ve diğer azınlıklara da aynı şekilde yaklaşıyor. Yunanistan’da etnik azınlık yok, Türk yok, Makedon, Ulah yok, diyor.

Yunanistan, Makedonya devletini inkâr etmekle kalmıyor, aynı zamanda Makedon kimliğini de inkâr ediyor. “Yok böyle bir etnik kimlik, bunlar Slavca konuşuyor, dilin ismine de Makedonca denemez.” diyor.

Aynı zihniyet, “Pomaklar”ın da “Slavca” konuştuklarını iddia ediyor, o zaman onlara neden “Yunan/Ellines” diyor? Bu zihniyete göre her şey Yunan. İncil Yunanca yazılmış, dolayısıyla Tanrının dili Yunanca, öyleyse Hz. İsa’ya Yunan hatta ellerinde olsa Tanrıya da Yunan diyecekler. Tam bir paranoya sizin anlayacağınız.

Geçenlerde Kıbrıs Başpiskoposu Hrisostomos da benzer bir açıklama yaptı: “Kıbrıs Türkleri de Türkler tarafından zorla Müslümanlaştırılmış Yunanlardır.”

Batı Trakya’da yıllardır bize de aynı propaganda yapıldı: “Batı Trakya Müslümanları aslında Yunan asıllı Hıristiyanlardır. Osmanlı onları zorla Müslümanlaştırdı, Türkiye ise Türkleştirdi.”

Bu paranoyak zihniyete göre, Türkiye’de milyonlarca Helen asıllı yaşıyormuş. Tarih de Yunanlardan ibaret. ‘Uydur miti, ondan sonra ona inan ve herkesi inandır’ taktiği uygulanıyor bugün de.

Memlekette fabrika kurup üretmeye, icat etmeye, çalışmaya gelince sıfır. Sadece kuru (mikro) milliyetçilik üretiliyor. Kabile zihniyetli eyyamcı siyaset ve ayak oyunlarıyla uğraşılıyor. Bu yol, yol değil. Bu yolun sonu felakettir. Yunanistan’ın son dönemlerde giderek agresifleşmesi, Ege’de Türkiye ile olduğu gibi bu konuda da gerginlik siyaseti izlemesi manidardır. Anlaşılan ülkenin iplerini tutan küresel güçler bölgede yeni kaoslar peşinde…

İskender Yunanca konuşuyormuş, Yunandır. İncil Yunanca… Tarih medeniyet Yunan ile başlar diye tutturmuşlar. Madem ülkemiz medeniyetin mucidi ve zirvesi, o zaman neden iflas ettik? Gelişmişlik düzeyimiz ekonomi, insan hakları neden dibe vurmuş? AİHM uyarı üstüne uyarı yapıyor. Demokrat ol diyor. Türk azınlığı, Makedonları ve diğerlerini tanı diyor. Ama devleti yöneten zihniyet hala sağır, “medeni” dünyanın çağrılarına kulak tıkıyor. Gelişmişlik bu mu?

Gelişmişlik bizim yöneticilerin kulaklarına ve gözlerine vurmuş olmalı ki, bugün izlediği politikalarla dünya kamuoyunun önünde rezil bir duruma düştüğünü ne görüyor ve ne de duyuyor.

Ülkemizi yöneten ırkçı zihniyet körleri ve sağırları oynamaya devam ettikçe, bölgemiz de karanlığa doğru hızla sürüklenmektedir.

Allah sonumuzu hayır eylesin…
Yazarın Diğer YazılarıBu ülkede Türk dostu olmak da suç!İnanca müdahalenin olduğu yerde özgürlük yokturYunanistan'ın zalim "demokrasi"siÜlkemizin izlediği politikalar barışa hizmet etmelidirHükümet, Bizans kurnazlıkları ile altımızı oyuyorGüncel HaberlerDomruköy halkı motosiklet kazasıyla gelen ölümle sarsıldıYunanistan'ın Makedonya sorununda Türkiye çekincesiBosna Savaşı'nın 7 binden fazla kurbanı hala kayıpParmak arası terliklerle araba sürenlerin diplomaları alınacakDedeağaç tren yolunda kaza: 2 kişi öldü, çok sayıda yaralı var
© MİLLET MEDYA 2018 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech