Cinar FM
Çınar FM Dinle
Ana sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıGiriş Yap
Vay canına sayın seyirciler...08 Şubat 2018Necat Ahmetnecatahmet@gmail.com

Yunanistan’da halk, demokrasinin ne olduğunu ve nelerden oluştuğunu merak etmeye başladı. Kimin haklı, kimin haksız olduğunu da karıştırmaya başladı tabii ki doğal olarak.

Hani Yunanistan demokrasinin beşiğiydi? Hani tüm Avrupa gerçek kültürü eski Yunanlardan öğrenmişti?

Sizce şu an yaşadığımız, ya da başka türlü söyleyelim, cunta döneminden sonraki dönem, gerçek Demokrasi devri miydi? Şu an, bazılarının hala mecliste bulunduğu ve kendilerinin başlattığı bu demokrasi devri ne kadar gerçekti, kimlerin işine yaradı ve bu olaydan kimler gereğinden fazla kazanç sağladı? Yine kendileri değil mi?

Her derdin ardından bir sevinç, her bolluğun ardından bir kıtlık gelir derlerdi eskiler de inanmazdık.

Ama nasıl inansınlar ki bu duruma, bugüne kadar hazıra bakılan bir toplum, devamlı pohpohlanmaya alışmış bir halk, bu günleri nasıl hesap edebilirdi. Yeni bir ürünü denemeden, "Bu ürüne prim var mı?" sorusunu sormaya koşullandırılmış bir rençper, işe başlamadan ve denenmeden önce "Ben aylık olarak temiz ne kadar maaş alacağım’’ diye soran bir işçi, yardım parası alabilmek için gerekli koşullara uyabilmesi için işini bırakan veya yalan belgeler sunan bir seçmen, erken emeklilik veya sakat aylığı alabilmek için doktorlara para dağıtan bir zihniyet, tabii ki bu ekonomik kriz döneminde işsiz kalacak, tabii ki yalancıktan imzalanan belgeler ortaya çıkacak ve o yalancı maaşlar kesilecek. Bunları bir de yüz binlerce kişinin yaptığını düşünün, sonra demokrasiymiş. Ben onlara değil, bugüne kadar sorumluluk vermeden yetiştirdikleri, zorluk nedir bilmeyen ve gerçekleri hala anne veya babasının penceresinden bakan çocuklarına acıyorum. Bu güzel yılların sonunda engebeli yollarda ilerlemeyi bilmek başka, en küçük bir hendeği dipsiz bir kuyu sanmak başka.

Ekonomi düzelmeden hiç bir şeyin düzeleceğine de inanmıyorum şahsen. Eskiden koltuklarını düşünenler şimdi biraz da cebini düşünür oldu. Yani artık düşüneceği şeyler daha fazla, sana nasıl zaman ayırsın ki. Sadece ağzını kapatabilmek uğruna bir şeyler değişebilir belki ama, o da yeni bir kanunla yine senin aleyhine çevrilir. Toplum mu aciz yoksa devlet mi, varın siz karar verin...

1923 Lozan dediler, Komünizmden korktuklarından dolayı Türklerle saf tuttular. Hatta tüm azınlık okullarını Türk okulu ilan ettiler. 1952 kültür antlaşması ile azınlık çocuklarını Türkiye öğretmen okullarına göndertip, Batı Trakya’daki okullara öğretmen yetiştirdiler. Her şey çok iyi çok güzel iken, Albaylar cuntasında okul tabelalarını değiştirmeye başlasalar da, dernek tabelalarını demokrasi ülkeye geldikten sonra çıkarttılar, hem de AB'ne tam üye olduktan sonra. Yani sanki 1983'ten önce Lozan başka idi ve o tarihten sonra değişti.

Ne kadar komik değil mi? Ana dili olarak Türkçeyi kabul ediyorsun ama burada Türk yok diyorsun. Tek olarak ben Türküm diyebiliyorsun ama o Türklerden oluşan bir takıma veya derneğe Türk takımı veya Türk derneği diyemiyorsun. Garantör ülke olarak Türkiye’yi kabul ediyorsun ama iş Batı Trakya olunca rolleri değiştiriyorsun. Korku mu desek, yoksa bilinçaltı aşırı milliyetçilik mi bilemedim ama, sonuçta bu insanlar birlikte yaşıyor, dükkanları veya evleri yan yana, birbirlerini her gün görüyor ve birlikte çalışıyorlar. Şimdi bu çok fanatik bir Yunan’a, "yarın uyandığında devletimiz burada Türk olduğunu kabul etmiş olsa senin için ne değişecek’’ diye sorsan, makul bir cevap dahi alamazsın. Çünkü o insanlar yine bir arada barış içinde yaşayabilirler, değişecek şeyin ne olduğunu hakikaten merak eder oldu herkes. Çünkü her halükârda bu insanların adı da aynı kalacak huyu da, işi de aynı olacak kişiliği de.

İnsan bir düşünür yahu, bu insanlar Türkçe konuşuyorsa nedir diye, kızıp söverken pis Türk kelimelerini kullananlar iyi günde neden komşu Türk kelimesini kullanamasınlar diye bir sorar kendine?

Komik gelecek belki ama, Yunanistan’da bir sürü T.C. vatandaşı Rumlar var. Onları Türk vatandaşı olarak kabul edebiliyorsa ve saygı duyabiliyorsa bu Hıristiyan olduklarından dolayı belki de, ama Türkiye’den kaçanlara da kucak açtı. Bu da demek oluyor ki, burada Türk yoktur tezi kendiliğinden çöpe atılmış oluyor. Kısacası Türkiye düşmanlığı yapılan her yerde Türklük serbest. Yani Türkiye’ye karşı olan Türkler derneği kursan, burada isminde Türk var diye kimse bakmaz ve izin bile verirler.

Barış Manço'nun da dediği gibi "Orda öyle bir isim var ki kuldan öte kuldan ziyade, 
O'nu düşün O'na sığın O senden öte benden ziyade’’

Sen ilk olarak bizimkilere, ondan sonra da onlara akıl ver Yarabbi. Amin.

Bu haftaya bu kadar sığdırabildik. Haftaya görüşünceye dek Hoşça kalın, Dostça kalın…
Yazarın Diğer YazılarıSosyal medya ve demokrasiDevletin Şakşukacıları: Yönetiyor muyuz, yönetiliyor muyuz?Dedeciğin dedekodusu dedekorkut masallarına benzediTürkiye-İslâm-ErdoğanAvrupa için MÜSLÜMAN eşittir TÜRKGüncel HaberlerDomruköy halkı motosiklet kazasıyla gelen ölümle sarsıldıYunanistan'ın Makedonya sorununda Türkiye çekincesiBosna Savaşı'nın 7 binden fazla kurbanı hala kayıpParmak arası terliklerle araba sürenlerin diplomaları alınacakDedeağaç tren yolunda kaza: 2 kişi öldü, çok sayıda yaralı var
© MİLLET MEDYA 2018 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech