LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Deve dize gelmezse üzerine yük vurulmaz22 Şubat 2018Necat Ahmetnecatahmet@gmail.com

Balkanlarda kullanılan deyim ve atasözlerini araştırırken eski Yunanistan’da kullanılan bu söze rastladım. ’’Deve dize gelmezse, üzerine yük vurulmaz.’’ Çok hoşuma gittiği için sizlerle de paylaşayım dedim. Kısaca sırtınıza ne kadar yük kabul edeceğiniz yine sizin seçiminize kalmış. Dik durana nasıl ki yük vurulması zor ise, dizlerinin üzerine düşen kişinin üzerine koyulacak yükü başkası kararlaştırır. Burada önemli olan bizim ne kadar yük taşıyabildiğimiz değil, ne kadarına layık olduğumuzdur. Çünkü ben taşırım, ben dayanırım diyenlere ha bire yüklemeye devam ediyorlar.

Peki azınlık olarak devlet tarafından sırtımıza yüklenen bu yüklerin ne kadarına katlanmak zorundayız? Konuşmadıkça, olayların peşinden koşmadıkça tabii ki yükümüz artacak, adamlar bu durumda yüklemeye de devam edecek. Haksızlıklar bu şekilde çoğalmaya ve içinden çıkılamaz bir hale gelecek. İpin ucundan tutmak değil olay, o ipi istediğin yöne çekebilmek için güce ihtiyaç var, güç için de kalabalığa. Aynı fikirde olan, aynı hedefi hayal eden insanlara ihtiyaç var.

Burası Batı Trakya. Burada kendi doğrularınızı paylaşabilirsiniz, fakat bu doğrulara karşı çıkacak yüzlerce insan olacaktır. Acı olan ise, karşı çıkanlar yine bizim içimizden birilerinin olmasıdır. Bu da eski Bizans oyunlarına ne kadar kolay kandığımızın bir ispatıdır. Bu oyun hiçbir değişikliğe uğramamış olmasına rağmen, maalesef azınlığımızın bazı fertleri hala farklı bir sonuç beklediklerinden, bir kumarbazdan daha fazla zarar yapar hale gelmişlerdir. Hem kendine hem de etrafındakilere.

Bazen hatır, bazen yanlış inanç derken söylediğimiz yalanlara inanır hale geldik. 1923 – 2018. Değişen tek yıllar demeyelim de haksızlık olmasın. Değişen her şeye rağmen karakterler ve beyinlerin aynı kalması üzüyor insanı. En acı vereni ise "Ben cilik". Yükün ağır olsa da yardıma koşan yok, hedefin aynı olsa da yolundan gelenin yok. Neden? Çünkü herkes kendine göre haklı. Biri bir şeyler yapmaya çalışırsa, onun muhakkak başka bir yerlerden çıkarı vardır çünkü, birileri birlik istiyorsa, birilerine hizmet ediyordur çünkü ve nitekim birileri dava uğruna hayatını kaybetse bile, kahraman değil enayidir çünkü…

Dava ne demek, ilk bunun öğretilmesi gerekir kanaatimce insanlara. Bizim davamız nedir? Biz neyin peşindeyiz? Hedefimiz ne? Hukuk savaşı nasıl verilir? Kanunlar çerçevesinde korkmadan ve yılmadan nasıl cesaretli olunur? Doğrularımız neler ve neyin peşindeyiz?

Bu sorulara doğru cevap verebilecek kaç kişi var? Ya da başka türlü soralım. Bu soruları sadece azınlığı düşünerek genel anlamda kaç kişi cevaplayabilir, kendi şahsi çıkarlarını gözetmeden, başkaları acaba ne yapardı demeden, sadece kendisi olarak?

Dizlerinin üzerine kapanmak her zaman daha fazla yük almak değildir aslında sırtına, ama dizlerinin üzerine kapanmak, karşındakini kendinden çok üstün görmektir, bazen bilinçaltında yatan köleliktir belki de. Devamlı dik durmak da, asilik değildir her zaman,her şeye isyan etmek değildir, bazen dürüstlük, bazen cesaret, bazen de kendine güvendir ve çoğu zaman da bunların hepsidir.

Herkesin istediği gibi olmak imkansızdır ama, dürüst olmak, doğruları anlamak ve insanlara karşı saygılı olmak, çoğunluğun yanınızda olmasını sağlar. Batı Trakya’da bu olay her ne kadar imkansızmış gibi görünse de, herkes kimin ne olduğunu çok iyi bilmesine rağmen ulu orta konuşmuyor. Ama yumurta kapıya dayandığında, hangi tarafta yer alması gerektiğini çok iyi biliyor. Koyun gibi görünenler zamanı geldiğinde nasıl kurt olunacağını çok iyi biliyor üzülmeyin. Hem de kurt postu giymiş olan koyunlardan ve çobanlardan daha cesaretli, daha hırslı.

"En iyi Türk, ölü Türk’tür" sözü hiç mi rencide etmedi sizi? Bu söz şahıs olarak sizleri rahatsız ettiyse gelin o zaman her birimiz şahıs olarak tazminat davası açalım. Avukatımız bir, şikayetimiz bir, yüzlerce insan davamızın arkasında olalım. Amaç Pangalos’un daire ve villalarından pay almak değil, davamız ve kimliğimiz adına 1923 evroluk bir dava açalım. Hem burada biz istediğimiz için bırakılmadığımızı, hem de 1923'ten 1980'lere kadar Türk kelimesinin her yerde geçmesinin sebebinin Yunan devleti olduğunu hatırlatalım. Dava kazanılmasa bile dünyaya bu şekilde sesimizi duyuralım.

Var mısınız?

İşte bütün mesele bu. Olay sadece düşünmek değil o düşünceyi pratiğe çevirebilmek. Ben sözümün arkasındayım, gelin sizde isminizi yazdırın hep birlikte olalım. Tek değil biz olalım…

Haftaya görüşünceye dek Hoşça kalın, Dostça kalın. Dostça düşünün, Dostça karar verin…

Mega Lighting
SakburYazarın Diğer YazılarıDiktatörlük dönemine mi dönüyoruz?Ortaya bir karışık lütfenTaktik hep aynı taktik, tutmasa da yine aynıMaskeli balolardan maskeli hayata geçişMendeburlar dünyasıGüncel HaberlerKarabağ'da PKK'lılar Ermenistan'ın ilk savunma hattında görevlendiriliyorBrezilya'da Oxford'un Kovid-19 aşısı deneylerine katılan bir gönüllü doktor öldüErmenistan Başbakanı: Dağlık Karabağ konusu diplomatik olarak çözülemezAzerbaycan ordusu 21 köy ve 1 kasabayı daha işgalden kurtardıYunanistan Kovid-19 vakalarında en yüksek seviyeyi gördü
© MİLLET MEDYA 2020 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech