LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Haftanın İçinden Kahve Sohbetleri 13818 Ocak 2012Necat Ahmetnecatahmet@gmail.com

ÖĞRETMENİM, CANIM BENİM
Genç beyinlere sokulmaya çalışılan bilgiler. Kara tahtaya yazılıp silinen sorular. Akılda kalmayan cevaplar. Çocuklarımıza düşünmeyi öğretemediğimiz bir sistem. Yıllarca Azınlık okullarında Yunanca derslerin çoğalması için verilen savaş. Sonuç? Sonuç ortada. İneklerin neden geviş getirdiğini öğretebiliyoruz ama, düşünmelerini ve yalnız başına karar vermelerini maalesef öğretemiyoruz. Öğretmenlerimiz mi bu konulara alakasız, yoksa sistem mi onları günden güne bu hale getirdi? Bırakın düşünmeyi, Türkçeyi bile öğretemiyoruz…

EĞİTİM KONFERANSI
14 Ocak Cumartesi günü 4 saat süren ve yine de yetersiz kalan bir eğitim konferansı düzenlendi Bakeş tarafından. Konuşmacılar öğretmenler ve okul müdürleriydi genelde, bir de Bakeş sorumluları. Selanik Pedagoji Akademisi Söpalılar derneklerinin başkanları, İskeçe ve Gümülcine Azınlık ortaokulu ve liselerinin müdürleri konuşmacı olarak katıldılar, bir tek Medrese-i Hayriye’nin müdürü yoktu. Yaptıkları konuşmalarda daha çok müfredat kısmına değinen müdürler, toplantının ana teması olan çift dilli eğitim programına, belki de sadece 2’şer dakika değinebildiler. Kendilerine verilen zaman mı çok azdı, yoksa bu konuda neler yapılabilir sorusuna cevap bulmak mı? Toplantı ilerledikçe eğitim probleminin ne 4 saatte ne de 24 saatte çözülemeyeceği apaçık ortaya çıkmaya başladı. İçi dolu, konuşmak isteyen o kadar çok genç vardı ki, zaman yetmedi. Bir kez daha sorular içlerinde kaldı, soramadılar, içlerini açamadılar. Salonun tıklım tıklım dolması da zaten Azınlık eğitimine verilen önemin bir başka ispatı idi…

SEVAL KARAKUŞ
Özel Mersin İlköğretim okulunda okul müdürü olan Seval hanımın yaptığı konuşmada, kendisi çift dilli eğitimde, ana dil haricinde diğer dillerin öğretilebilmesi ve daha çabuk kavranabilmesi için örnekler geliştirdi ve halka sorular sordu. Aldığı cevaplar ile konuşmasını daha meraklı bir şekle sokan Seval öğretmenin, dikkatimizi çeken ve beynimizin bir köşesine yapışan en etkileyici cümlesi de “Madem Azınlık okullarının tercih edilmesini istiyorsunuz, o zaman çocukları ve velileri o okullara yöneltebilecek ve memnun bırakabilecek girişimlerde bulunun, o okulları o çocuklara sevdirin” oldu. Neden bu sözleri sarf etti sizce Seval hanım? Çünkü konuşması esnasında sorduğu soruda, velilerin son zamanlarda daha çok devlet okullarını tercih ettiğini ve çocuklarını yavaş yavaş azınlık okullarından çektikleri gerçeği ortaya çıktı. Peki neden diye sorduk mu hiç kendimize? Neden böyle oldu, yada neden böyle olduk? Evet, genel anlamda düşündüğümüzde, azınlık okulları ve orada verilen eğitim, herkes için büyük bir problem, hatta azınlığın en başta gelen temel problemlerinden biri. Peki şahsi anlamda düşündüğümüzde ne oluyor? O zaman ön planda tabii ki çocuklarımız oluyor. Madem ki bu azınlık eğitiminin düzelmesi için bir şey yapılmıyor ve  çocuğumuzun da geleceğinin diğer çocuklar gibi olmasını istiyoruz, o zaman iki şansımız var. Ya bizlere, konuştukları ile değil yaptıkları ile örnek olan önde gelenlerimiz  gibi biz de çocuğumuzun  geleceğini daha iyi bir yöntemle şekillendirmeye çalışacağız, yada azınlık eğitiminin  düzelmesini bekleyerek, o zaman çocuk yapacağız. Hayatımız yeterse tabii ki. Biz bu okullarımızın haklarının bizde kalmasını istiyor muyuz? Çocuklarımızın ana dili olan Türkçemizi kusursuz öğrenmelerini istiyor muyuz? Öğretmenlerle velilerin uyum içinde olabileceği bir ortam istiyor muyuz? Evet, diyelim ki bunların hepsini istiyoruz. Lozan’daki haklarımızı da kaybetmek istemiyoruz. Ne güzel, ne âlâ. O zaman iş başa düşüyor arkadaşlar. İş beraber hareket etmeye düşüyor. 3 yılda bir yapılan encümenlik seçimlerine bir aday dahi bulamazsak, bu okullarımızın değil değerini, neden orada olduklarını bile anlamıyoruz demektir. Okulda verilen eğitim velilerle konuşulmadan ve kendileri çocuklarının gidişatı konusunda uyarılmadan veriliyorsa, bir şey yapmıyoruz demektir. Aldığımız maaşlar çocuklarımızın eğitiminden çok daha önemliyse bir şey yapmıyoruz demektir.  Resmi tatillerde bir gün fazlasını kazanabilmek için tatil öncesi ders yapmaktan kaçınıp bir saat önce okuldan kaçabilmek için uğraş veriyorsak, bir şey yapmıyoruz demektir. Türkçe derslerini her defasında son saatlere koyuyorsak yine bir şey yapmıyoruz demektir. Değerli okul müdürlerim, okulunuzdaki öğrenciler sizin müfettişinizin çocukları değil, onlar sizin çocuklarınız, sizin halkınızın içinden gelen çocuklar. Yunanlı meslektaşlarınız veya emirbaşlarınız bu çocukların gelenek ve törelerinden anlamaz, onların huyunu suyunu bilmez, sadece emir verebilirler. Onlar çocuklarımıza düşünmeyi, anlamayı öğretmemeniz için ellerinden geleni yapıyorlar. Önemli olan sizin ne yaptığınız, siz ne yapıyorsunuz? Bir düşünün bakalım sizin doğru bildiklerinizle müdür yardımcınızın doğru bildikleri aynı mı?

EĞİTİM ŞURASI 7 SENE ARADAN SONRA YİNE GÜNDEMDE
Ama Danışma Kurulunun kararı gerek. Yani 2’ci Eğitim Şura’sının gerçekleşebilmesi için, Danışma  Kurulunun toplanıp bu konu hakkında tartışması ve oy birliği ile bir karar alması gerekiyormuş. Bilmiyorduk, biz de şimdi öğrendik. E iyi işte, o zaman ne duruyoruz ki. Söyleyelim milletvekilimize hemen toplasın kurulunu ve kararı versinler. O kadar da zor olduğunu sanmıyorum, hele hele konu eğitim olunca. Sayın milletvekilim hadi görelim seni, verin şu kararı da Bakeş bu önemli Eğitim Şura’sını bir an önce düzenleyebilsin. En azından bu Azınlık Eğitiminin iyileştirilebilmesi açısından iyi bir başlangıç olur.

MİLLETVEKİLİME
Eğitim dedik de aklımıza geldi. 3 hafta önceki yazımda Eğitim bakanı Diamantopulu’nun meclise sunduğu bir öneride birleştirilen Azınlık okullarının başından M/KO, yani azınlık kelimesinin kalkmasını istemişti. Elimize geçen resmi gazetede bunun onaylandığı ve köylerimizdeki okulların isimlerinden bu kelimenin kalkmış olduğunu gördük. Bu konuda mecliste yapacağınız araştırmadan sonra, halkımızı bu konuda aydınlatacak bilgileri sunmanız acaba mümkün mü? Tabelalarımız belki hiçbir zaman değişmeyecek ama en azından okul müdürlerine bakanlıktan gelen yazışmalarda Azınlık kelimesi kullanılıyor mu? Bu kelimenin kaldırılması ileride bizlere daha büyük sorunlar açar mı? Çünkü kapatılan Söpa’nın yerine gelen bölümde şu an 21 azınlık çocuğunun eğitim gördüğü herkes tarafından bilinen bir şey. Peki gelecekte bu bölümün, şu an olduğu gibi sadece azınlık öğrencileri ile devam edeceği garantisi sizlere bir şekilde verildi mi? Gerçi benim bu sorularım da sizin soru önergeleri gibi oldu ama neyse, en azından sorumlu bakanlıklar tarafından verilmesi beklenen cevaplar gibi olmaz inşaallah. Ve emin olun, cevabınızı yine bu köşemden halkımıza aktaracağım. Tabii bu soru sadece Gümülcine milletvekilime değil, aynı sorular İskeçe milletvekilim için de geçerli. Eğitim sorunu her iki ilde de aynı. Değişen bir şey yok…

İNSAN PSİKOLOJİSİNİ YÖNETME 
Yaşlı bir adam emekliye ayrılır ve kendine bir lisenin yanında küçük bir ev alır. Emekliliğinin ilk bir kaç haftasını huzur içinde geçirir ama sonra ders yılı başlar. Okulların açıldığı ilk gün, dersten çıkan öğrenciler yollarının üzerindeki her çöp bidonunu bağırıp çağırarak tekmelerler. Bu çekilmez gürültü günler sürer ve yaşlı adam bir önlem almaya karar verir. Ertesi gün çocuklar gürültüyle evine doğru yaklaşırken, kapısının önüne çıkar, onları durdurur ve:

- Çok tatlı çocuklarsınız, çok da eğleniyorsunuz. Bu neşenizi sürdürmenizi istiyorum sizden. Ben de sizlerin yaşındayken aynı şekilde gürültuler çıkarmaktan hoşlanırdım, bana gençliğimi hatırlatıyorsunuz. Eğer her gün buradan geçer ve gürültü yaparsanız size her gün 1 dolar vereceğim" der.

Bu teklif çocukların çok hoşuna gider ve gürültüyü sürdürürler. Birkaç gün sonra yaşlı adam yine çocukların önüne çıkar ve onlara şöyle der:
- Çocuklar enflasyon beni de etkilemeye başladı bundan böyle size sadece 50 sent verebilirim.
-Çocuklar pek hoşlanmazlar ama yine devam ederler gürültüye. Aradan bir kaç gün daha geçer ve yaşlı adam yine karşılar onları:
- Bakın" der:
- Henüz maaşımı alamadım, bu yüzden size günde ancak 25 sent verebilirim, tamam mı?
- Olanaksız bayım" der içlerinden biri,
- Günde 25 sent için bu işi yapacağımızı sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Biz işi bırakıyoruz.

İşte bu kadar, varın siz anlayın neyi nasıl yaptığımızı. Varın siz karar verin çocuklarınızın geleceğinin ne şekilde olacağına.

Bu haftalık da bu kadar yeter değerli okurlarım. Haftaya görüşünceye dek her şey gönlünüzce olsun, Hoşça kalın, Dostça kalın…

Mega Lighting
SakburYazarın Diğer YazılarıDiktatörlük dönemine mi dönüyoruz?Ortaya bir karışık lütfenTaktik hep aynı taktik, tutmasa da yine aynıMaskeli balolardan maskeli hayata geçişMendeburlar dünyasıGüncel HaberlerMedrese-i Hayriye Okulu’nda da vaka tespit edildiDünden beri tespit edilen yeni vakalar açıklandıŞampiyonlar Ligi'nde ikinci hafta heyecanı başlıyorİslam dünyası, Hazreti Muhammed'e hakareti destekleyen Fransa'ya karşı tek ses olduGümülcine Meslek Yüksekokulu’nda 3 vaka tespit edildi
© MİLLET MEDYA 2020 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech