Cinar FM
Çınar FM Dinle
Ana sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıGiriş Yap
Uçuş Modu11 Mayıs 2018Doğuş ŞÜKRÜdogussukru123@gmail.com

Değerli okurum, bu yazdığım metnin tamamına yakını gerçek ürünüdür. Bunları sabitleşmiş tecrübelerle, gerçek isimlerinin yerine başka isimler koyarak ben kurguladım. Şimdi çayını veyahut kahveni al ve kendini rahat hissedebileceğin bir yere geç! Kendi kendine "Ben, Doğuş'un yeni yazısını okuyacağım" de, telefonunu da uçuş moduna almayı unutma. Çünkü uçabilmek istiyorsan bunları yapmalısın. Yoksa, senin için sadece kuru bir okuma olur.

İnsanda bazen olur ya, kimseye konuşmak ve de görünmek istemez. Mecbur kalmamış olsa dışarıya bile çıkmaz. Fakat gelgelelim bu zorunlu haller ister istemez başımıza geliyor.

Barış, o gün üniversiteye her zamanın aksine geç gitmişti. Nedense ön sıralarda oturmak istemiyordu. Bu delikanlıyı gerilere sürükleyen ne gibi bir sebep olabilirdi ki acaba? Onun da gönlünde bir aslan mı yatıyordu? Neden olmasındı? Boşuna mı demiş atalarımız "Her yiğidin gönlünde bir aslan yatar" diye...

Divan şiirini çok seven Barış, Hayâlî Bey'in o meşhur beytini diline dolamıştı, sürekli mırıldanır gibi söylüyordu. Sesini belki sadece kendisi duyuyor veyahut da o zamana kadar hiç olmadığı bir ruh hali içinde medcezirlerde geziyordu.

"Cihân-ârâ cihan içindedir arayıbilmezler,
O mâhiler ki derya içindedir deryayı bilmezler."(Hayâlî)

Bu beyitle o kadar haşır neşir olmuştu ki, sanki ona bir şeyler anlatmak ve yol göstermek istiyordu. Dünyayı süsleyen dünyanın içindedir ama (insanlar) arayıp sormasını bilmezler; öyle ki, denizin içinde olan balıkların denizden habersiz olmaları gibi, diyordu şiir ona.

Belli bir süre sonra ders başlamıştı. Aşiyan da sınıftaki yerini almıştı. Barış kendisine gelmeye çalışarak hocaya konsantre olmayı denedi. Hocası ona çok değer veriyordu. Hem Barış da daha önce kendisini birçok kez hem hocasına hem de bütün sınıfa kanıtlamıştı. Nurdan hoca onun kenarda öylece sessiz sedasız derin derin düşüncelere daldığını fark etti. Döndü dolaştı ve "Barış, tahtaya gelmek ister misin ?" dedi .İşte şimdi hocası onu sobelemişti. Saklanmaya çalıştığı çukurdan her an çıkabilirdi. Öyle ya, hocasına "Hayır" diyemezdi; "Nasıl isterseniz hocam" dedi ve tahtaya çıktı; problemi başarılı bir şekilde çözümlemişti yine. Fakat garip halleri düşündüğünün düşüncelerinde iz bırakmıştı...

Öyle ki, bir sonraki günkü ilk dersin arasından sonra olacakları kısa sınavın notlarını lamba direğine dayanmış vaziyette tekrar ediyorken, hayali bile aklına geldiğinde içindeki mevsimleri birbirine girdireni, en yakın arkadaşlarından biriyle birdenbire karşısına buluverdi. Şimdi ne yapabilirdi ki; kalbi teklemeye başlamıştı... Aşiyan'ın göz uçlarındaki kirpikleriyle Barış'ın kalbine attığı oklar onu çoktan yaralamıştı bile. Sınavın içinde bir başka sınav daha oluyordu. Aşiyan onun iyi olduğundan emin olmak istemişti belki de...

Barış,eve döndüğünde saat 17:30 gibiydi. Günün yorgunluğunu üzerinden atmak için kanepeye uzanmıştı. Derin bir nefes alarak akciğerlerini Marmara'nın halis oksijeniyle doldurdu. Hayâlî Bey'in hayaliyle konuşuyordu sanki:

- Evet üstat, beytindeki sırrı idrak ettim. Dünyayı süsleyen yaratıcının her yerde olduğunu anladım. Bu sebeple ki onu arayış yolculuğuna girdim. Fakat içinden çıkamadığım birçok mes'ele var hala. N'olur bana yarım et! Ona nasıl ulaşabilirim?

- Bak evlat! Söyleyeceklerime iyi kulak ver... Rabbimiz bizi ilk elest meclisinde kendi ruhundan üfleyerek yarattı. Sonra da beden giysisi giydirerek bizi dünya denilen böyle bir yere indirdi. Yani çok aşağılara indik. Dünyadaki olaylara çok fazla kendini kaptırma, senin asıl yerin elest meclisidir.

- Üstat, ruhlar alemine tekrar çıkmanın yolunu bana gösterir misin?

- Tabii ki gösteririm. Yalnız, yürüyeceğin yolda samimi olacağına dair bana söz vermeni istiyorum..

- Söz. Seni dinliyorum...

- Evvela dünyada bir mecazi aşkla kavrulmalısın ki sana oraların kapıları açılabilsin. Bunun için iyi bir evlilik şarttır.

- Ben de bunu söylemek istiyordum ama nasıl söyleyeceğimi bilemiyordum. Benim ona, onun da bana oralara tekrardan çıkabilmemiz için birbirimize yardımcı olacağımızı düşündüğüm biri var. Bu durumda ne yapmam lazım gelir?

- Eğer gerçekten onun sana denk olduğunu düşünüyorsan konuşacaksın evlat. Peygamberimiz (sav)buyur muyor mu; "Hayırlı işlerde acele edin" diye. Onunla elest meclisinde bir gelecek düşündüğünü anlatacaksın...

- Yeterince yardımcı oldun üstat. Kararlıyım konuşacağım artık ;uçmanın vakti çoktan geldi de geçiyor bile...

Hikayenin buraya kadarını Barış'tan dinledim. Onunla tekrar konuşmayı deneyeceğim eğer hikayenin geriye kalan kısmını anlatmak isterse ben de size anlatacağım belki de.

Yazarın Diğer YazılarıUçuş Modu - 4Uçuş Modu - 3Uçuş Modu-2Seni UnutmayacağımTatlı TelaşGüncel HaberlerDomruköy halkı motosiklet kazasıyla gelen ölümle sarsıldıYunanistan'ın Makedonya sorununda Türkiye çekincesiBosna Savaşı'nın 7 binden fazla kurbanı hala kayıpParmak arası terliklerle araba sürenlerin diplomaları alınacakDedeağaç tren yolunda kaza: 2 kişi öldü, çok sayıda yaralı var
© MİLLET MEDYA 2018 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech