LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Bu bir ırkçılık karşıtlığı değildir12 Aralık 2020Salih Canbazscanbaz97@gmail.com

Birçoğumuz Belçikalı ressam René Magritte’in meşhur tablosunu biliriz. Bir pipo resmi ve piponun altında “Ceci n’est pas une pipe (Bu bir pipo değildir)” yazısı [Dileyen resmi Google’da aratıp bulabilir]. Sanat tarihinde büyük tartışmalar yaratan bu resmi Fransız düşünce tarihçisi Michel Foucault şu şekilde yorumlar:

“Bu kritiğe göre bu tablonun temsil ettiğini açıklayan en uygun fikir en basit olarak bir pipo resminin bir pipo olmadığıdır. Magritte bu paradoksu tuval üzerinde resimsel olarak temsil ederek bu resmi seyreden kişinin hayal gücünü ve düşünmesini sanki kırbaçlamakta ve seyir eden kişiyi daha abstre ve karmaşık olan genellikle objelerin gerçekliği sorunu hakkında düşünmeye yöneltmektedir.”

Denilebilir ki, Margritte’in bu eserinin başarısı insanlara “hiçbir şey şey göründüğü gibi değildir” dedirtebilmesidir. Üstelik bu görünenler yalnızca tabloyla sınırlı değil. Televizyon, gazete internetle de sınırlı değil. Bizatihi eylemlerimizi içerir ‘görünenler’. ‘Görünenler!’: Çoğu zaman insan hakları, çoğu zaman hayvanları koruma hareketi, çoğu zaman kadın hakları hareketi, bazen ekolojik hareketler, bazen de ırkçılık karşıtı hareketler şeklinde kendilerini belli ederler.

‘George Floyd cinayeti sonrası ırkçılık karşıtı gösterilerin yapısökümü’ başlıklı yazımda da söz konusu cinayet işlendikten sonra bütün dünyanın Amerika’ya gösterdiği tepkinin bir paradoks biçimde Amerika’nın lehine olduğunu ileri sürmüştüm. Yazımda neler olduğuna dair teferruata inmeyeceğim -dileyen arşivden okuyabilir. Ancak geçtiğimiz günlerde PSG-Başakşehir maçında 4. hakemin, Başakşehir’den yardımcı antrenör Pierre Webó’ya ırkçı bir ifade sarf etmesinden sonra tüm dünyanın müthiş tepki göstermesinin de sonu aynı yere varmaktadır.

Yunanistan’da yaşayan bir azınlık vatandaşı olarak çevremizde ırkçılık vakalarına çokça rastlamışızdır. Ancak, bu gerçeğe rağmen herkesin ırkçılığa tepki gösterdiği sosyal medyada ne bir Tweet attım ne bir Tweet’i RT ettim ne de Instagram’da bir Story attım. Çünkü, Bir avuç insan dışında, tepki gösterenlerin yaptıkları paylaşımlardaki motivasyonun, işledikleri günahları örtmek olduğuna inanıyorum. “Sizin yaptığınız insan haysiyetine aykırı” diyen kimse yok! “Ben insan haysiyetine aykırı hareket etmiyorum” diyor herkes. Dünyanın daha güzel bir yere dönüşmesi için yerdeki taşın yerini değiştirmekten aciz insanlar, ırkçılığa tepki gösteriyor. Halbuki, “Ceci n'est pas antiracisme (Bu bir ırkçılık karşıtlığı değildir)!”.

Irkçılık ideolojisinin mucidi, modern zihniyetin vardığı son nokta bu! Modernite, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yaşanan zulümleri eleştirenlere cevap olarak refleksif olduklarını söyledi. Refleksif modernite, hata yapılsa da kendi hatalarını görüp düzeltebilecek bir zihniyet, buna göre. Modernite’ye sımsıkı sarılanlar için mükemmel bir cevap gibi duruyor olsa da refleksivite benim için fırıldaklıktan ibaret. İşin kötüsü irfan kavramını üretmiş medeniyetimizin insanları da aynı şekilde refleksiviteye dört elle sarılıyor. İrfan sahibi insan zaten her şartta kendini sorgular, her şartta kendi hatasını görür. İnsanımız irfan sahibiyse neden başkasının yaptığı hatayı üstlenip başkasının özür diliyle işlemediğimiz günahlar için özür diliyor?

Amerika da günahlarını temizliyor, hem de taammüden işlediği günahları. Her yerde gözümüze gözümüze giren ırkçılık karşıtı sloganlar, Amerika’nın kendini affettirmek için kullandığı stratejilerden bir tanesi. Bir zamanlar, devlet-halk el ele siyahilere yapmadıklarını bırakmayan Beyaz Anglosakson Protestanlar bugün bütün dünyada ırkçılık karşıtlığını salık veriyor. Fakat bize gösterilenin ırkçılık karşıtlığı değil, ırkçılık karşıtlığı tablosundan ibaret olduğunu görebilmek gerek. Dolayısıyla, bir yandan dünyanın her yerinde zulümler yapan Amerika’nın öbür yandan her yere yaydığı ırkçılık karşıtı söylem, taammüden işlemeye devam edeceği suçları örtbas etmekten başka hiçbir işe yaramaz.

İşte bu yüzden yaşanan ırkçılık olayına hiç tepki göstermedim çünkü Malcolm X’in verdiği mücadelenin bilinciyle, İsmet Özel’in dediği gibi “ben bir Amerikalı değilim ve asla olmayacağım!”. Irkçılık karşıtı paylaşımlarda bulunan kamuoyunun bizatihi moderniteyi ve neoliberalizmi de eleştirmeye başladığını gördüğüm an benim de tepkilerimi göreceksiniz. Ancak, tam tersi bana çok yakın insanlar, Batı Trakya Türklerinin yaşadıkları ırkçılıkla ilgili hiçbir paylaşımda bulunmayıp ünlü birine ırkçılık yapıldığında paylaşımda bulunmaya devam edeceklerse, ben bu gösterinin parçası olmayı reddediyorum!

Ve yine İsmet Özel’in dediği gibi: “Yaşamak bir sanrı değilse öcalınmak gerektir”. Sanrı, yani Magritte’in tablosu…
Yazarın Diğer YazılarıBatı Trakya’da yaptığımız COVID-19 anketi bize ne söylüyorDüşmanlıklar ve korkular üzerine inşa olmuş uygarlığın çocuğu: MacronEğitimde utanmak ve utandırmakBütün ülkelerin solcuları, birleşin!Sorunlarımızı çözmekle uğraşırken ihmal ettiklerimizGüncel HaberlerSEÇEK Derneği: İeronimos’u şiddetle kınıyoruz, özür dilemelidirRodop vakalarda bugün Yunanistan üçüncüsüDünden beri tespit edilen vakalar açıklandıDendias Batı Trakya Türk toplumuna yönelik asimilasyon ve hak ihlallerini görmezden geldiAkdeniz'de düzensiz göçmenleri taşıyan tekne battı: 43 ölü
© MİLLET MEDYA 2021 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech